Soru

Kur'ân Meallerindeki Farklılığın Sebebi

Kur'ân tek olduğu halde neden piyasadaki mealler birbirinden farklı? 

Tarih: 13.03.2023 16:51:16
Okunma: 278

Cevap

Kur’ân Allah kelamı olmak cihetiyle tercümesi çok da kolay olmayan bir kitaptır. Bununla beraber hiçbir meal Kur’ân’ın orijinal arapça metninin ihtiva ettiği anlamları ihtiva edemez. Bu sebeple meal Istılahta, bir sözün manasının her yönüyle aynen değil de, biraz noksanıyla ifade edilmesine denir.[1] Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade etmektedir;  “Kur'ân'ın hakikî tercümesi kabil değil, ve lisan-ı nahvî olan lisan-ı Arabî yerinde Kur'ân'ın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisan muhafaza edemez ve herbir harfi, on adetten bine kadar sevap veren kelimât-ı Kur'âniyenin mucizâne ve cemiyetli tabirlerinin yerini, beşerin âdi ve cüz'î tercümeleri tutamaz,”[2]

Çeşitli meallerin bulunması konusuna gelinirse bunun birçok sebebi vardır. Birinci sebep, hiç kuşkusuz Kur’ân’a meal yazan kişinin donanımıdır. Kişi geniş bir Arapca gramer ve kelime bilgisine sahip olmalıdır. Bu kişinin Arapca gramer ve kelime bilgisinin yanında ciddi bir Türkçe gramer ve kelime bilgisine sahip olması gerekir. Bununla beraber Kur’ân’ın indirildiği döneme ait Arap belâgatinden ve kelimelerinden de haberdar olmalıdır. Ayrıca meal yapan kişi sebeb-i nüzul, vucuh ve nezair, icaz vb bir çok tefsir usulü ve Kur’an ilimlerinde ihtisas sahibi olmalıdır. Çünkü tefsiri çok iyi bilmeden meal işine girişmek birçok hatayı beraberinde getirmektedir. Dahası tefsiri iyi bilmeden meal yazmaya kalkışmak, işin önemini ve sorumluluğun boyutlarını kavrayamamanın temelini oluşturmaktadır.[3] Yine bu kimse Hz. Peygamber’in (sav) hadislerine de ciddi vakıf olmalıdır.

Buradan anlaşılacağı gibi meal yazmak ciddi bir iştir. Üstün körü bir arapça ile meal yapmak tehlikeli ve yanlıştır. Meal farklılıklarında en çok dikkatimizi çeken husus meal yazan kişilerin donanımlarından ortaya çıkan farklardır.

Diğer bir husus; Arapça kelimelerin birçok farklı anlam ihtiva edebiliyor olmasıdır. Örneğin 'vecd' mastarının türevlerini incelersek, aynı kelimeden geldikleri halde hareke ve yapı farkından dolayı, anlam farklılığının nasıl meydana geldiğini görmek· zor olmayacaktır.

Vicdan : Kayıp şeyi bulmak için kullanılır,

Vucüd : istenilen şeyin meydana gelmesi için kullanır,

Mevcede: Kızmak anlamında kullanılır.

Vücd : Zenginliği ifade için kullanılır.

Vecd : Sezgiyi ifade için kullanılır.[4]

Bu sebeple tefsir ilmine müracaat edip hangi anlamı kastettiği araştırılmalı, daha sonra anlam verilmelidir.

Üçüncü bir husus; değişen ve yenilenen Türkçedir. Gün be gün hayatımıza yeni kelimeler katılmakta, birçok kelime farklı dillerden gündelik hayatımıza girmektedir. Bu sebeple her çıkan mealde farklı Türkçe kelimelerle karşılaşabilmekteyiz. Yetmiş seksen yıl önce yazılan mealler ile şuan yazılan mealler arasında ciddi bir Türkçe farklı bulunmaktadır.

Dördüncü bir sebep ise meallerin taklit edilmesidir.  Ciddi uğraşlarla yazılmış bir meali çeşitli menfaatler güdülerek delil, ispat, dil bilgisi, belâgat, kültür olmaksızın, kendi kafasına göre değiştirerek/sadeleştirerek/eş anlamlısını vererek daha hızlı, çabasız bir meal ortaya çıkarılmak gayesi önümüze çıkmaktadır.

Diğer bir sebep ise art niyettir. Bazı kimseler/gruplar/ideolojiler (Hâşâ yüz bin defa hâşâ) Kur’ân’ın yüceltildiği kadar üstün bir kitap olmadığını,  basit herhangi bir kitap olduğunu, anlatıldığı gibi mucizeli bir kitao olmadığını  güya ispatlamak gayesiyle akıldan uzak, eksik, bilgisiz hatta kasdi olarak yanlış mealler neşretmektedirler.

Son olarak şunu ifade etmekte fayda vardır ki bir kısım mealler tefsirlerden de yararlanılarak gerçekten çok dikkatli hazırlanmıştır. Celaleyn Tefsiri/Meali, Hasan Basri Çantay'ın Tefsirli Kur'an Meali, Diyanetin hazırladığı Kur'an Yolu Meali, Hayrat Neşriyatın hazırladığı Mealli Kur'ân bunlardan bazılarıdır.


[1] İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü, s. 248.

[2] Bediüzzaman Said Nursi, Asay-ı Musa, s. 62.

[3] Koçyiğit, “Günümüz Türkçe Kur’ân Meâlleri Üzerine…,”, İÜİFD 37 (Aralık 2017), s. 79‐121.

[4] Ebu Şeybe, el-İsrailiyyat, Beyrut 1985, s. 32.


Etiketler

Alâkalı Sorular

Yorum Yap

Yorumlar