Saff-ı Evvel Talebeler

24.11.2010

9912

Kuleönü Mübarekler Heyeti

Said Nursî Hazretleri'nin Mübarekler Heyeti adını verdiği talebeleri kimlerdir? İsim olarak liste yapılabiliyor mu?

18.06.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Isparta Ovası içinde bir kasaba olan Kuleönü, Risale-i Nur Hizmeti’ne fedakârâne sahip çıkan ve pek çok Nur kahramanı yetiştiren bahtiyar bir Nur beldesidir. Bu nurlu kasabanın Nur Talebeleri’ne Bediüzzaman Hazretleri tarafından “Mübarekler Heyeti” namı verilmiştir. Bu köyden ilk olarak, 1928 yılında Bediüzzaman Hazretleri’ni ziyarete gidip talebe olan Sarıbıçak lakabıyla tanınan Büyük Mustafa olmuştu. Onun ziyareti Bediüzzaman’ın yeğeni Abdurrahman’ın vefatından dolayı büyük hüzünler içinde olduğu bir ana denk gelmişti. Onun gelişi Bediüzzaman Hazretlerine büyük bir teselli olmuş ve hakkında şöyle demişti:

“Cenab-ı Hak Mustafa’yı numune olarak bana göndermiş ki; senden bir Abdurrahman aldım, mukabilinde bu gördüğün Mustafa gibi otuz Abdurrahman o vazife-i diniyede sana hem talebe, hem biraderzade, hem evlâd-ı mânevî, hem kardeş, hem fedakâr arkadaş vereceğim.1

İşte bu ziyaret sonrası Kuleönü genç ve ihtiyarları birer ikişer Üstad’ı ziyarete giderek kendisine talebe olmaya ve Risale-i Nur’u yazarak neşretmeye başladılar. Onlardan biri olan Büyük Mustafa’nın kardeşi Küçük Ali için Bediüzzaman Hazretleri aynı yerde şöyle der:

İşte o Mustafa’nın küçük kardeşi olan Küçük Ali kendi güzel, sıhhatlı kalemiyle yedi yüzden ziyade Nur Risaleleri’ni yazmakla tamamıyla bilfiil bir Abdurrahman olduğu gibi, müteaddid Abdurrahman’ları da yetiştirdi.2

Geçmişten gelen kuvvetli bir tasavvuf terbiyesi bulunan bu köyde kısa zamanda hummalı bir Nur Hizmeti başlamıştır. Zamanla Risale-i Nur’u yazan kalem sahiplerinin sayısı beş yüzü bulmuştur. Nur Hizmetine öyle büyük bir sadakatle baş koymuşlardı ki hiçbir baskı, zulüm ve tehdit onları durduramıyordu. Hizmet uğrunda öyle bir sebat ve metanet gösteriyorlardı ki, Büyük Mustafa, Büyük Ruhlu Küçük Ali ve Hâfız Mustafa gibi köyün önde gelen isimleri Hâfız Ali ve Sabri Efendilerin de olduğu bir toplulukta Kur’ân üzerine el koyarak hizmet hakkında sorguya çekildiklerinde “ser (başımızı) verip sır vermeyeceğiz” diyerek yemin etmişlerdi.
Büyük Ruhlu Küçük Ali ile Hâfız Mustafa Efendiler, Bediüzzaman Haz­retleri’nin “Erkân-ı Sitte” namını verdiği en yakın altı talebesinden olma şerefini de kazanmışlardı. Diğer dördü ise Isparta’dan Hüsrev ve Rüşdü Efendiler ile İslamköy’den Hâfız Ali ve Atabey’den Tâhirî Efendiler idi.3

Bu çalışkan mübarekler yalnız Risaleleri yazmakla kalmayıp çevre köy ve kasabalara yayılması için de yoğun bir çaba içerisine girmişlerdir. Sabahları hizmet için evden çıkmadan önce Bediüzzaman Hazretleri’nin okuduğu Cevşen gibi vird ve duaların içinde yer aldığı evrad kitabçığının tamamını okurlar, mânevî bir zırh kuşanarak öyle çıkarlardı.
Kuleönü Mübarekler Heyeti hakkında Hazret-i Üstad’ın Lahikalara geçmiş pek çok senâkâr ifadeleri olmuştur. Numune olarak onlardan bazıları şöyledir:

(Kuleönü) Mübarekler Heyetinde öyle bir şahs-ı mânevî hissediyorum ki, (hediye kabul etmemek) kaidemi ona karşı muhafaza edemiyorum. O şahs-ı mâneviyi kızdırmamak ve rencide etmemek için, yalnız o paradan borç olarak beş lirayı bu bayram umûr-u hayriyesine (hayır işlerine) sarfetmek için kabul ettim. 4

“Nur Fabrikası’nın sahibi Hâfız Ali’nin ve (Kuleönü) mübareklerin(in) köyleri ortasında, duada Sav köyü mevki almış. Tam bir senedir ahya (hayatta olanlar) yüzünden emvat (ölüler) dahi hisse alıyorlar. 5

Atabey de, İslâmköyü, Sava Köyü, Kuleönü Karyeleri gibi Nurs Karyesine arkadaş olup umum mânevî kazancımıza hissedar oldu.6

(Kuleönü) Mübarek köyünden, mübarekler cemaatinden, mübarek İbrahim’in bereketli mektubunu okudum. Beni memnun eden çok sözler var içinde. Ve bilhassa benim başıma yağan yağmurdan rü’yada içmesi ve biraderzadesi Osman’ın ileride Risale-i Nur’a talebe olması için kendini okutması bizi mesrur eyledi. Cenab-ı Hak öyle mübarekleri o köyde çoğaltsın. Âmîn. 7

Cenab-ı Hakk’a çok şükürler ediyorum ki, Mübarekler Köyü Kuleönü’nde eskisi gibi Nurlar’a şiddetli alâkalarını muhafaza ediyorlar. Ve onların sadakat ve ihlaslarının bir kerametidir ki: Kendime mahsus on mecmua kitablarımı lüzumuna binaen Ankara’ya gönderdiğim ve çok ehemmiyetli ve uzak yerlerden benden kitabları istedikleri aynı zamanda Kuleönü mübarekleri kendilerine mahsus Nur mecmualarını, gönderdiğim mikdarın aynı olarak Medresetüzzehrâ’nın bir hediyesi olarak bana getirdiler. Hususan Birinci Abdurrahman olan Büyük Mustafa’nın kendi el yazısı olan bütün Mektubat ve Lâhika’yı içinde buldum. Cenab-ı Hak o kitabların harfleri adedince her birisine mukabil bin rahmet ihsan etsin. Âmîn.” 8

Ben şimdiye kadar Nur Fabrikası dairesinin mübarekler heyetinden iki ehemmiyetli rükünler (Denizli Hapsi’nden) kurtulmuşlar tahmin ederdim. Elhak o daire, o heyet; altı-yedi senede yirmi-otuz sene kadar fatihâne iş görmüşler. Parlak kalemlerinin yadigârları gibi, onların hizmetlerine tevakkuf etmez; onların bedeline, onların defter-i a’mallerine hasenat yazdırıyor. Hattâ Hizb-i Nuri’nin öyle bir kuvvetli fütuhatı var ve öyle ehemmiyetli yerlere girmiş ki, onu neşredenler mütemadiyen çalışıyorlar hükmündedir. Ben, pek çok çalışmış ve çalışkan Hâfız Mustafa’yı da evvelki zât gibi dışarıda zannederdim, yalnız bir defa “O da buradadır” işittim; belki başka Mustafa’dır diye teselli buluyordum. 9

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.258

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.258

  3. Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 331-333

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.125

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.23

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.125

  7. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.272

  8. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c.4, s.187

  9. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 365


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız