Bir gayr-i müslime, eğer hayatta ise, hidayete kavuşması için dua edilebilir. Kâfirlerin hidayete etmeleri için, Peygamber Efendimiz (asm) de dua etmiştir. Mesela Hz. Ömer (r.a) Efendimiz henüz Müslüman olmadan önce Peygamber Efendimiz (asm)'in şu duasını almıştır:
Ya Rabbi, bu dini, Ömer bin Hattab ile yahut Amr bin Hişam (Ebu Cehil) ile kuvvetlendir.1
Bu dua sebebiyle Hz. Ömer (r.a) Müslüman olmuştur. Bir başka hadis-i şerîfte de şöyle buyrulur:
Ben lânetleyici olarak gönderilmedim. Fakat, doğru yola davet edici ve rahmet olarak gönderildim. Allah'ım! Kavmime doğru yolu göster! Çünkü onlar bilmiyorlar!2
Müslüman olmayan kişiler ciheti ise şöyledir. Rasul-ü Ekrem (asm) Efendimiz, bir yakınının kâfir olarak ölmesi üzerine şöyle buyurmuştur:
Eğer Allah yasaklamazsa ona mağfiret dileyeceğim.3
Bunun üzerine şu ayet gelmiştir:
مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذِينَ آمَنُوا أَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوا أُولِي قُرْبَى مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ
Hakîkaten onların, Cehennem ehli oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akrabâ bile olsalar, ne peygamberin ne de îmân edenlerin, müşrikler için mağfiret dilemeleri (doğru) olmaz!4
اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ اِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاللَّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
(Habîbim, yâ Muhammed!) Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme (hiç fark etmez)! Eğer onlar için yetmiş def‘a da istiğfâr etsen, Allah onları aslâ bağışlamayacaktır! Bu, şübhesiz ki onların, Allah’ı ve Resûlünü inkâr etmeleri sebebiyledir. Allah ise, (inkârlarındaki ısrarları yüzünden) fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.5
وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُم مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَىَ قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ
Onlardan ölen birinin üzerine, ebedî olarak aslâ namaz kılma ve onun kabri başında durma! Çünki onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve onlar, fâsık kimseler olarak öldüler.6
Bu ayet ve hadisler çerçevesinde Malikî mezhebi imamlarından Karafi şöyle demiştir:
Kafirin bağışlanması için dua etmek küfürdür (dua eden kâfir olur). Çünkü, Kur'ân-ı Kerim birçok âyetle müşrikleri Allah'ın bağışlamayacağını, kâfirlerin cehennemde ebedî kalacağını kesinkes haber verdikten sonra böyle bir şey istemek, Allah'ı yalanlamak ve sanki, "Ya Rab! Sen öyle diyorsun ama bağışlasan daha iyi edersin." demek olur. Bu da küfürdür. Tüm mü'minlerin bağışlanmasını istemek de haramdır. Çünkü günahkâr mü'minlerin cehennemde, bir süre için de olsa, kalacakları sahih hadislerle bildirilmektedir.7
Hanefi mezhebinin bu husustaki görüşü ise farklıdır. Hanefi mezhebi kâfirlerin affedilmesi için dua etmenin küfür olduğunu fakat bütün Müslümanların bağışlanması için dua etmenin haram olmadığını söyler. Bu hususta İbn Âbidîn şöyle demiştir:
Mesele şuradan kaynaklanıyor. Allah'ın va'dinden dönmeyeceğini kendi kelâmıyla biliyoruz. Ama acaba va'dinden (azab edeceği sözünden ve tehdidinden) de dönmez mi? İşte Karafi ve onu izleyenler, Allah'ın va'di gibi va'dinden de dönmeyeceğini düşünerek, eğer Allah kâfirleri cehenneme koyacağını ve onların orada ebedî kalacağını bildiriyorsa, bunun aksini istemek Allah'ı isabetsizlikle suçlamak ve onu tekzib olur, bu ise küfürdür diye düşünmüşlerdir. Hanefi İbn Emîr el Hâc da8 kâfire dua konusunda onlar gibi düşünmüş, tüm mü'minlere dua konusunda biraz daha müsamahalı davranmıştır. Doğrusu da budur.9
Tirmizî, Menâkıb, 18.
Kadı lyaz, eş-Şifâ, 1/78-79.
Kurtubî, Tevbe 113. ayetin tefsiri
Tevbe, 9/113.
Tevbe, 9/80.
Tevbe, 9/84.
Bu konuda geniş bilgi için bk. Karafi, el-Furuk, 4/259 vd.
Mu'cemu'l-Müellifin, 11/274.
İbn Abidin (Âmira), 1/351, (Mısır), 1/523.

