Cehennem kelimesi sözlükte “derin kuyu, hayırsız, uğursuz” anlamına gelir. İslami bir kavram olarak cehennem; Yüce Allah’ın kızıştırılmış ateşinin bir adıdır. Kur’an’da cehennem kelimesi elli biri Mekkî, yirmi altısı Medenî sûrelerde olmak üzere yetmiş yedi ayette geçmektedir. Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde inkârcıların azab göreceği yerlerin isimleri; Hutame, Cahim, Nâr, Sekar, Haviye, Saîr, Lezâ şeklinde zikredilir. Müfessirler mezkur bu isimlerin cehennemin katlarının isimleri olduğunu söylemişlerdir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri cehennemi iki kısma ayırarak şu şekilde ifade eder:
Cehennem ikidir. Biri suğrâ, biri kübrâdır. İleride suğrâ kübrâya inkılâb edeceği ve çekirdeği hükmünde olduğu gibi, ileride ondan bir menzil olur. Cehennem-i suğrâ yerin altında, yani merkezindedir. Kürenin altı, merkezidir. İlm-i tabakātü’l-arzca ma‘lûmdur ki, ekseriyâ her otuz üç metre hafriyâtta bir derece-i harâret tezâyüd eder. Demek merkeze kadar nısf-ı kutr-u arz, altı bin küsûr kilometre olduğundan, iki yüz bin derece-i harâreti câmi‘, yani iki yüz def‘a ateş-i dünyevîden şedîd ve rivâyet-i hadîsiye muvâfık bir ateş bulunuyor. Şu cehennem-i suğrâ cehennem-i kübrâya âit çok vezâifi dünyada ve âlem-i berzahta görmüş. Ve ehâdîslerle işaret edilmiştir.1
Cehennem iki kısımdır: Biri küçük cehennem, diğeri büyük cehennemdir. Küçük cehennem, büyük cehennemin çekirdeği hükmündedir. Şu anda yerin altında bulunan bu küçük cehennem, ileride büyük cehenneme inkılab edip dönüşecek; dünya, vazifesini tamamladığında içindeki bu küçük cehennemi, büyük cehenneme teslim edecektir. Allah, kudretinin tecellisiyle, nasıl ki dağ gibi büyük bir ağacı, küçük bir çekirdeğin içine yerleştirir ve vakti geldiğinde o çekirdekten koca bir ağacı çıkarır. Aynı şekilde yer küresinin kalbinde saklanan küçük cehennem çekirdeği, içinde büyük cehennemi gizlemiştir. Zamanı geldiğinde, o çekirdekten büyük cehennemi çıkaracaktır.
Coğrafya ilmine göre, yerin derinliklerine inildikçe sıcaklık artar. Her otuz üç metrede bir derece artan bu sıcaklık, dünyanın yarıçapı olan altı bin küsur kilometre boyunca hesaplandığında, merkezde yaklaşık iki yüz bin küsur dereceye ulaşır. Bu ateş, bildiğimiz dünya ateşinden iki yüz kat daha şiddetlidir. Bu durum, yerin merkezinde bir ateşin küçük cehennemin varlığına hem akli hem de ilmi bir işaret sayılır.
Ahirette ise dünya, içinde barındırdığı bu küçük cehennemi büyük cehenneme teslim edecek; kendisi de yıllık hareketiyle daire çizdiği haşir meydanına dönerek, içindekileri oraya dökecektir. Böylece dünya, hem görevini tamamlayacak hem de cehennemin çekirdeğini ebedi âleme devredecektir.
Büyük cehennem, küçük cehennem olan yerin merkezindeki ateş kütlesini kendisine vekil kılarak bazı vazifelerini bu dünyada ve berzah âleminde gördürmektedir. Bu vazifelere Peygamber Efendimiz (sav) bazı hadislerlerinde işaret etmiştir. Bu hadislerden bazıları şu şekildedir:
Cehennem, dedi ki: Yâ Rab! Kendi kendimi yedim. Bana izin ver de bir nefes bari alayım!
Bunun üzerine Allah ona iki nefes için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes de yazın (alır.) İşte mâruz kaldığınız soğuk, yâhud zemherir cehennemin nefesîndendir. Mâruz kaldığınız sıcak yahut harûr da cehennemin nefesîndendir. 2
Sıcak şiddetlenince namazı, serinliğe bırakın! Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kükreyişindendir.3
Cehennem ateşi, dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece daha fazla kılındı. Bu derecelerden her birinin sıcaklığı, bütün dünya ateşlerinin sıcaklığı gibidir.4
Kabir ahiret duraklarının ilkidir. O duraktan kurtulan kimse, sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonraki durakları geçmek daha güç olur. 5
Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.6
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 4.
Müslim, Mesacid, 33.
Müslim, Mesacid, 33.
Müslim, Cennet, 13.
Tirmizî, Zühd, 5.
Tirmizî, Kıyâme, 26.

