Kader

24.01.2026

2

Korktuğumuz Şeylerin Başa Gelmesi, İslamiyet’te Nasıl Değerlendirilir?

Korktuğum şey başıma gelir mi? Bunun İslamiyet'te bir karşılığı var mıdır?

22.02.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Yüce Rabbimiz, insana korku hissini hayatını olası tehlikelerden korumak için vermiştir. İnsan korku duygusu ile endişe ettiği ve zarar göreceği şeylerin farkına varır ve tedbir alarak hayatını güven ve huzur içerisinde geçirir. Ancak insana verilen bu korku hissinin herhangi bir sınırı yoktur. Yani kişi herşeyden korkabileceği gibi hiçbirşeyden korkmayan biri haline de gelebilir. Tüm bu dengeleme insanın iradesine verilmiştir.

Mesela insan ebedi hayatını tehlikeye atacak, Allah'a isyan anlamında olan kötü ameller işlemekten her daim korkup Rabbine sığınması gerekir. Lâkin korkuda aşırıya kaçıp korkulmayacak şeylerden, evham ve vesveseden ötürü korkması doğru değildir. Nitekim henüz bir delil ve işaret olmaksızın hastalıklardan, musibetlerden, hayatını acılaştıracak hallerden korkması ve bu his ile tedirgin ve endişe içerisinde hayatını yaşanmaz hale getirmesi de doğru değildir. Zira hayat bir dengedir. Kul, Rabbi ile olan iletişiminde havf ve reca yani korku ve ümit içerisinde olmalıdır. Yüce Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de bazı ayetler ile kullarını bu çizgide ve dengede tutmaktadır. Şöyle ki:

Yoksa Allah'ın tuzağından mı emîn oldular? Fakat hüsrâna uğrayanlar gürûhundan başkası Allah'ın tuzağından emîn olmaz.1

Deki: “Ey kendi aleyhlerine aşırı giden kullar! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları kesinlikle bağışlar. O Gafûr’dur, Rahîm’dir.”2

Dolayısıyla bir kul, dünya hayatında Rabbinin kendisini imtihan ettiğini unutmamalıdır. Allah kulunu cennete layık kemal sahibi olgun bir insan olması için imtihan eder. Lâkin insan bu imtihanı korku ile yaşanmaz hale getirmemelidir. Elbette kişinin korktuğu, endişe ettiği imtihan ve haller olacaktır Ama her korktuğu ile muhakkak imtihan olunacaktır şeklinde bir düstur veya kaide yoktur. Aksine insandaki bu korku duygusu, kişiyi içerisine düşmekten çekindiği hallerden uzak tutar. Muhafaza edilip korunması adına Rabbine tazarru ve niyazda yani yalvararak dualarda bulunur. Mesela insan hastalık, fakirlik, musibet, işsizlik, yalnızlık gibi korkular karşısında Allah’a sığınır. “Her şeyin kontrolü Allah’ın elindedir” teslimiyetini hatırlar. "Ya Rabbi bizi korktuklarımızdan emin eyle." diye dualarına devam edebilir. Lâkin başıma gelir düşüncesi ile endişeye kapılıp tedirgin olması, kendisini bu korkuya mahkum etmesi Allah'ın rahmetinden kendisini mahrum bırakmasıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bir hadisi şerifinde kulun Allah hakkındaki zannına değinerek şunları ifade etmektedir.

Ebû Hüreyre"den (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah şöyle buyurur: "Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı ne ise öyleyim. Beni andığında onunla beraberim. O beni kendi başına anarsa, ben de onu kendi başıma anarım. O beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim!3

Dolayısıyla insanın dünya hayatını acılaştıran hastalık ve musibetlerin endişe ve korkusu içinde hapsolması hatadır. Hep kötü olana nazar etmek, hayatı depresif yaşamak en ufak problemde ümidsizliğe düşmek kişinin hayatından hep şikayet etmesini netice verir. En sonunda ise "korktuğum başıma geldi. Biliyordum zaten böyle olacağını" gibi şikâyetler ile durumu daha da olumsuz hale getirir. Halbu ki insan hayata hep güzel bir nazar ile bakmalı, iyi olanı düşünüp hayrı görmelidir. Bediüzzaman Hazretleri kişinin nazarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmaktadır.

Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen ise hayatından lezzet alır.4

Ayrıca bir insanın korktuğum başıma gelecektir şekline mutlak bir inanca bürünmesi, manen bunu kaderden istemesi anlamına gelen kadere fetva vermek olur. Zira İnsan konuştuklarını hayatına çekebilir. Nitekim Hz. Yusuf (as)’ın “Acaba köle olsam kaç para ederim?” demesi üzerine başına gelmesi bunun misallerindendir. Başka bir örnek olarak, “Başıma şöyle bir kaza gelirse ne olur?” diye konuşan bir kimse, sonrasında o kazayı yaşarsa, kadere fetva verdirmiş olabilir. Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şu ayet-i kerime bulunmaktadır.

İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.5

Netice olarak hayat denilen şu imtihan dünyasında kul korku ve endişe karanlığına hapsolmak yerine Rabbinin rahmet ve merhametine sığınmalı, Allah'ın kendisini korktuklarından emin edip koruması ve muhafaza etmesi için dua etmelidir.

Kaynakçalar
  1. A’râf, 7/99

  2. Zümer, 39/53

  3. B7405 Buhârî, Tevhîd, 15; M6832 Müslim, Zikir, 21

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s. 500

  5. Kaf, 50/18


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız