Melekler

09.11.2018

9345

Kirâmen Kâtibîn Melekleri Kalbimizden Geçen Niyetleri de Yazıyorlar mı?

Kirâmen Kâtibîn melekleri yalnızca zahirî fiillerimizi mi yoksa kalpten geçen niyet ve düşünceleri de mi kaydeder? Bazıları meleklerin kalbimizden geçenleri bilemeyeceğini, dolayısıyla yazamayacağını ileri sürüyor. Oysa niyet edilen bir iyilik, yapılmasa da sevap kazandırıyor. Öyleyse bu meseleyi nasıl anlayacağız?

27.11.2018 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Kiramen Kâtibin; insanın sağında ve solunda bulunan, yaptığı tüm iyi ve kötü işleri kaydetmekle görevli olan iki melektir. Ayet-i kerimelerde şu şekilde buyurulmaktadır:

Hem şüphesiz üzerinizde, elbette (amellerinizi) muhafaza edici (melekler) vardır. Kiramen Kâtibin (şerefli yazıcılar)! Her ne yaparsanız bilirler! Şüphesiz ki ebrar (güzel amel sahibi, içi dışı tertemiz hayırlı insanlar) nimet içinde (Naim Cennetinde)dirler! Şüphesiz ki günahkârlar da, yakıcı ateş içinde (Cehennemde) dirler!1 

Celalim hakkı için, insanı (biz) yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biliriz! Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız! O iki kaydedici (melekler her yaptığınızı) kaydederken(onlar) sağdan ve soldan (her iki tarafınızda) oturmakta olan (melekler)dir. (İnsan) hiçbir söz söylemez ki, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici (melek) bulunmasın!”2

İlgili ayet-i kerimenin tefsirlerinde konuyla ilgili şu açıklamalar yapılmıştır:

Kaf suresinde de geçtiği şekilde, “Melekler gaybı, kulun içinden geçen niyetleri bilemezler. Fakat kul bir iyilik yapmaya kastedince, ondan meleklerin idrak edeceği misk kokusu gibi bir koku yayılır da bundan o kulun iyilik yapmaya azmettiğini bilirler. Kötülüğe kastedince de, onun kötülük yapmaya niyet ettiğini anlarlar."3 Kurtubi'de şu ilave vardır:

Bir kötülük yapmak istedi mi de ondan kokuşmuşluğun kokusunu alırlar4

Bu melekler, İnsanın ağzından çıkan her şeyi yazarlar. İnsanın Hiçbir dediğini kaçırmadan kaydederler. İnsanın nefsinde bu meleklerin de bilemediği bazı gizlilikler vardır ki, bunu ancak Allah bilir.  Yukarıdaki âyetin (Kaf, 18) zahirinden anlaşıldığına göre bu melekler, ağızdan çıkan her sözü yazarlar, bunun delaletinden, fiilleri de yazdıkları anlaşılıyor. Önceki ayetten (biz, ona şah damarından daha yakınız (Kaf, 16)) anlaşıldığına göre nefisteki vesveseler gibi bazı şeylerin Allah'a malum olmasıyla beraber, onlardan (o meleklerden) gizli kaldığı anlaşılıyor.5

Kirâmen Kâtibin, kulun iyi ve kötü her işinin günah ve sevablarını yazarlar. Fakat kul iyi işini içinden samimi olarak, Allah rızası için yapmayınca, katıksız Allah rızası için yapılmayan ameller geçersiz sayılır. Hatta melekler, kulun iyiliklerini çok sayıp beğenerek Allah'ın dilediği katına ulaştırdıklarında, Allah, onlara şöyle vahyeder: "Siz kulumun amelini gözetip zapt eden idiniz. Ben ise kulumun nefsinde olan niyetinin gözeticisiyim. Kulum, amelini halis ve katıksız olarak benim rızam için yapmadı. Bunu Siccîn'e atınız." Melekler, az ve önemsiz buldukları kulun amelini de Allah'ın dilediği mülk ve saltanatından olan katına ilettiklerinde, Allah onlara vahyeder ki, "Sizler kulumun işini yazıyordunuz. Ben ise onun nefsinde olanı bilir ve gözetirim. Amelini katlayın da onu İlliyyin'e atın."6

Netice olarak, Kiramen Katibin melekleri ile ilgili konuyu şu açıklamayla bağlayabiliriz:

Alûsî'nin nakline göre şöyle denilmiştir. İtikad etmek vacip olan şeylerden biri de şudur: Allah Teâlânın öyle melekleri vardır ki kulların fiillerini gerek hayır gerek şer, gerek onların dışında olsun, gerek söz olsun, gerek amel, gerek itikat, gerek niyet olsun, gerek azim, gerek karar verme, hepsini yazarlar. Allah Teâlâ onları onun için seçmiştir. Gerek kasten ve bile bile işlesinler gerek dalgınlıkla ve unutarak yapsınlar, gerek sağlıklarında meydana gelsin, gerek hastalıklarında, işlerinden hiçbir şeyi ihmal etmezler. Nakil ve rivayet alimleri böyle rivayet etmişlerdir. Demek ki niyet, azim, karar mertebelerine gelmeyen vesveseler yazılmaz. Bu bakımdan "Nefsinin ona verdiği vesveseler", niyet ve kast mertebesine içten konuşmalar, kararı olmayan soyut hatıralar olmuş olur. İçten kendi kendine konuşmanın hiç yazılmadığını bildiren eserler de vardır. Nitekim, Beyhaki Şuab'da Huzeyfe b. Yemam (r.a)'da şöyle rivayet etmiştir: Sözün yedi kilidi vardır. Onlardan çıktığı zaman yazılır. Çıkmazsa yazılmaz, Kalp, küçük dil, dil, iki çene, iki dudak. Bu "Her ne söylerse" ifadesinin zahirine uygundur. Bazıları mübahların yazılmadığını, ancak sevab veya, azabı bulunanların yani sorumluluğu olanların yazıldığını söylemişlerdir. Biz ortaya çıkan her fiil ve sözün yazıldığı, gizli kalanlardan yazılmayanlar bulunduğu, bununla birlikte hafızaya geçenlerin yazılmış demek olduğu görüşündeyiz.7

Kaynakçalar
  1. İnfitar, 82/10-13

  2. Kaf, 50/ 16-18

  3. Celaleddin Suyuti, El- Habaik, s.106

  4. el-Camiu li-Ahkâmi'l-Kur'ân, c,18, s, 460

  5. Hak Dini Kur’an Dili, Huzur yayınları, c,7, s,498

  6. Suyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, VI, Mısır, 1314; s.104, el-Habâık, s.95; İbn Ebi'd-Dünya, el-İhlâs

  7. Hak Dini Kur’an Dili, Huzur yayınları, c,7, s,498-499


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız