175
Uyurken veya Uyanıkken Kıbleye ve Dini Eserlere Doğru Ayakları Uzatmak Caiz Midir?
Yatarken ayağımın kıbleye gelmesi günah mı?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
175
Yatarken ayağımın kıbleye gelmesi günah mı?
6.054
Peygamber Efendimiz, elinde Tevrat sayfalarıyla huzuruna gelen Hz. Ömer'e, “Ben size tertemiz bir din getirmedim mi?” anlamında ifadelerle tepki gösterirken diğer taraftan Hz. Zeyd b. Sâbit'e, Yahudilerin mektuplarını ve yazışmalarını takip edebilmesi amacıyla İbranice öğrenmesini emretmiştir.Bu iki hadise birlikte değerlendirildiğinde şu soru ortaya çıkmaktadır: Bir Müslümanın Kur'an dışında kalan diğer ilahî kitapları (Tevrat, Zebur ve İncil) veya başka dinlere ait eserleri tarafsız ve ilmî bir bakış açısıyla okumasının İslâmî ölçüsü ve sınırları nelerdir? İsrâiliyat rivayetlerine ve israili bilgilere nasıl yaklaşılmalıdır?
Karı ile kocasının ayni kaptan su alıp yıkanmalarında bir sakınca yoktur, caizdir.1 Nitekim Hz. Aişe (r.a) şöyle buyurur:Ben ve Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı bir kaptan yıkanırdık. Ellerimiz kapta birbirine karışırdı. 2Ben ve Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), ikimizin arasında bulunan tek bir kaptan guslederdik. Resûlullah suyu almakta benden önce davranırdı. Ben de 'Bana da bırak, bana da bırak!' derdim. Âişe dedi ki: İkimiz de cünüp olduğumuz hâlde böyle yapardık.”3Ayrıca BakınızEŞLER ARASINDA HÜRMET VE MUHABBETİN ESASI NEDİR?AİLE HUZURU VE EŞLER ARASINDAKİ SEVGİ İÇİN HANGİ AYET VE DUALAR OKUNABİLİR?GUSÜLÜN FARZLARI VE FARZLARDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARGUSÜL ABDESTİ ALIRKEN NİYET VE SIRA ŞART MIDIR?GUSÜL ABDESTİNDE KULAKLARIN İÇİNİ YIKAMAKGUSÜLSÜZ YAPILAMAYACAKLAR ŞEYLERKaynakçalarCelal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c. 1, s. 58.Buhârî, es-Sahîh, Kitâbü'l-Gusl, hadis no. 261.Buhârî, Sahîh, Kitâbü'l-Gusl, hadis no. 263.; Müslim, Sahîh, Kitâbü'l-Hayz, hadis no. 321.
Emirdağ Lahikasında ilgili yer şu şekilde geçmektedir:Bu enâniyetli zamandaki hizmet-i îmâniyede en büyük tehlikem ve ma'nevî en büyük suçum ve cinâyetim, bu zamanda hizmet-i Kur'âniyemi şahsıma âit maddî ve ma'nevî terakkiyâtıma ve kemâlâtıma âlet yapmak imiş.Cenâb-ı Hakk'a hadsiz şükrediyorum ki, bu uzun zamanlarda, ihtiyârım hâricinde hizmet-i îmâniyemi, değil maddî ve ma'nevî terakkiyâtıma ve kemâlâtıma ve azâbdan ve cehennemden kurtulmama ve hatta saâdet-i ebediyeme vesîle yapmama, belki hiç bir maksada kat'iyen âlet etmemekliğime gāyet kuvvetli, ma'nevî bir mâni' görüyordum. Hayret, hayret içinde kalıyordum.1İbadet, Allah emrettiği için yapılır. Sonucunda da sadece Allah'ın rızası beklenir. "(Ben) cinleri ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım!"2 âyetinin sırrıyla insanın yaratılmasının en önemli gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İhlasa ve kulluğa yakışan sadece Allah için ibadet etmektir. Buna tam ihlas denilir. Bu hususta Kur'ân-ı Kerim'de yer alan şu ayetler, bize ihlasla nasıl ibadet ve hizmet etmemiz gerektiğini öğretmektedir:Şüphesiz ki biz, sana bu Kitâb'ı hak ile indirdik; öyle ise (sen de) dinde O'na (karşı) ihlâslı (samîmî) bir kimse olarak Allah'a kulluk et!3De ki: (Ben,) Allah'a dînimde O'na (karşı) ihlâslı (samîmî) bir kimse olarak ibadet ederim.4Bununla birlikte bir kimsenin cennete girmek arzusuyla veya cehennem korkusuyla ibadet etmesi câizdir. Çünkü Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerim'de hem cennete teşvik ediyor hem de cehennemle tehdit ediyor. Demek ki bir kimse, cennete gideceğini düşünerek veya cehennemden çekinerek şerleri, kötülükleri terk edip iyiliklere yönelebilir, ibadete ve hizmete koşturabilir.Bediüzzaman Hazretleri, enaniyetin ön plana çıktığı bu zamanda, iman ve Kur'ân hizmetinde zayıf imanları takviye edip kuvvetlendirecek ve kesin kanaat verecek derslerin ancak Allah'ın rızasını esas maksat yapmakla tesir göstereceğini ifade etmektedir.Bu anlamda Bediüzzaman Hazretleri, hiçbir şeye alet edilmeyen iman ve Kur'ân hizmetinde bulunanların, manevi ve uhrevî makamları dahi gaye ve maksat hâline getirmemeleri gerektiğini ifade etmektedir. Şu ifadeler konumuza ayrıca ışık tutmaktadır:Şimdi bu zamanda hiç bir şeye âlet ve tâbi' olmayan ve her gāyenin fevkinde olan hakāik-i îmâniyeyi, fıtrî ubûdiyet ile muhtâçlara te'sîrli bir sûrette bildirmenin bu dehşetli zamanda çâre-i yegânesi ve îmânı kurtaracak ve kanâat-ı kat'iye verecek bu tarzda, yani hiç bir şeye âlet olmayan bir ders-i Kur'ânî lâzımdır ki, küfr-ü mutlakı ve mütemerrid ve inatçı dalâleti kırsın ve herkese kanâat-i kat'iye verebilsin.5Yani bu zamanda insanlara iman hakikatlerini tesirli şekilde anlatmanın yegane yolu, onları hiçbir dünyevi maksada alet etmeden, safi bir Kur'an dersi olarak anlatmak ve izah etmektir. Böyle bir hizmet, küfr-ü mutlakı ve inatçı dalaleti kırar; muhtaç olanlara kuvvetli bir iman ve kesin kanaat kazandırır.KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.248Zâriyât, 51/56Zümer, 39/2Zümer, 39/14Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.249
Tesbihat yaparken “şehadeten” dedikten sonra “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem” derken neden “abdühu ve resulüh” demiyoruz? Şehadette normalde “abdühu” ifadesi geçer. Peygamber Efendimiz de her zaman “Ben bir kulum, sonra peygamberim.” derdi. Biz tesbihatın bu kısmında bunu neden söylemiyoruz?
“... Hem Hucumat-ı Sitte'de yazılı bir temsil ile tezyif ettiğiniz...” (Lahikaya Parlak Bir Zeyl, s. 186)Bu parçada geçen temsil, Hücumat-ı Sitte'deki hangi temsildir? İzah eder misiniz?Bu parçaya göre Bediüzzaman Hazretleri, mezkur temsil ile Divan-ı Riyaset'te Mustafa Kemal'i mi tezyif etmiştir? Eğer öyleyse bu hadise nasıl cereyan etmiştir? İzah eder misiniz?
151
“Bu mübarek mektuplardan birincisi: küçük Isparta'da, asayı Musa'nın hitamı ve zülfikarın da ….” (Lahikaya Parlak Bir Zeyl, s. 206)Bu parçada geçen “küçük Isparta” ifadesiyle hangi yer kastedilmiş olabilir? Açıklar mısınız? Teşekkür ederim.
Ra'd Suresi, “Kalpler ancak Allah'ı anmakla...” ayetinin meali ve tefsiri ve Allah'ı andığımız halde bazen kalbimizde huzursuzluk halinin devam etme nedenleri nelerdir?
2.561
Kastamonu Lahikasındaki bir mektuptaki bazı yerleri sormak istiyorum. Şöyle ki, 1) Hem şimdilik bazı ulemanın yeni eserlerinde meslek ve meşreb ayrı ve bid'atlara müsaid gittiği için... Burda bahsi geçen ulema kimlerdir, meslek ve meşrebleri ayrı ne demektir? 2) Ey kardeşlerim! Mesleğimiz, tecavüz değil, tedafü'dür, hem tahrib değil tamirdir, hem hâkim değiliz mahkûmuz.... virgül ile ayrılan yerlerin her birini ayrı ayrı izah eder misiniz? 3) Mesleklerinde elbette çok mühim ve bizim de malımız hakikatlar var. O hakikatların intişarına bize ihtiyaçları yoktur. Binler o şeyleri okur, neşreder adamları var.... Burayı izah eder misiniz? 4) Meselâ: Hâdisat-ı zamaniye bahanesiyle Vehhabîlik ve Melâmîliğin bir nev'ine zemin ihzar etmek tarzında, bazı ruhsat-ı şer'iyeyi perde yapıp eserler yazılmış... Burayı izah eder misiniz? 5) Risale-i Nur gerçi umuma teşmil suretiyle değil... Burayı izah eder misiniz? 6) Fakat her halde hakikat-ı İslâmiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velayet ve esas-ı takva ve esas-ı azimet ve esasat-ı Sünnet-i Seniye gibi ince fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek, bir vazife-i asliyesidir... Burayı izah eder misiniz?
Bir Müslüman helal-haram hususunda umursamazlık gösterirse ne gibi tokatlar yer veya ne gibi zorluklar çeker?
Yılan, tavus kuşu ve timsah şeytanın cennete girmesine yardım eden hayvanlar olduklarından, Cenâb-ı Hakk'ın onları cezalandırdığını duydum. Böyle bir durum var mıdır?
7.004
Bir kişi tarlada çalışıyor; üstü başı toz toprak oluyor, terliyor. Bu kişi abdest alıp namaz kılıyor ve dinimizce temiz sayılıyor. Başka bir kişi ise banyo yapıyor, banyodan çıktıktan sonra yel çıkarıyor. Bu kişi dinimizce temiz sayılmadığı için namaz kılmak üzere tekrar abdest almak zorunda kalıyor. Tarlada çalışan kişi, banyodan yeni çıkmış kişiden daha kirlidir; ama dinimiz onu bir abdest almakla temiz kabul ediyor. Bu durum mantığa ters gibi görünüyor. Bunu nasıl anlamalıyız?
2.895
Bu ifadeye göre namaz kılmayan veya fasık olan biri de beslediği kin ve düşmanlık yüzünden ruhunda bir sıkıntı hissedebilir mi?
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
İnsanın kâinatla alakadar olduğu hesaba katılırsa, ayın evreleri de insanı etkiler mi? Dolunay zamanında insanın kanının deli aktığı, hatta günaha meylinin arttığı söyleniyor. Biz bu konuya nasıl bakmalıyız?
İstiğfar duasında “Cibril-i Emin” ve “Namus-ı Ekber” lafızları geçmektedir. Cebrail Aleyhisselam'ı nasıl tanımalıyız?
Asıl metin şöyledir: فيوم الجمعة ميزان الأسبوع، ورمضان ميزان العام، والحج ميزان العمر“Cuma günü haftanın, Ramazan yılın, hac da ömrün mizanıdır.”Cuma haftanın; Ramazan yılın; Hac ise ömrün bir mikyası, bir ölçüsü hükmündedir. Bu söz, insanın kulluğunu zaman içinde tanzim eden üç büyük ibadetin, hayatın farklı dairelerinde birer merkez oluşunu ifade eder.Cuma haftanın ölçüsüdür; çünkü haftalık hayat akışı içinde mü'mini toparlayan, gafletten uyandıran, cemaat ve ubudiyet şuurunu tazeleyen müstesna bir gündür. Haftanın diğer günleri, Cuma'ya nisbetle bir mana kazanır. Cuma namazı, hutbe, dua ve cemaat, haftalık manevi muhasebe hükmüne geçer.Ramazan yılın ölçüsüdür; çünkü bir sene içindeki ibadet, sabır, şükür, Kur'an ile meşguliyet ve nefis terbiyesi en parlak surette Ramazan'da görünür. Sanki bir mü'min, bir senelik manevi programını bu ayda yoğunlaştırılmış şekilde yaşar. Ramazan, yılın manevi mahsulünü tartan bir mizan gibidir. Bu cihetle Ramazan, bütün seneye bakan bir ubudiyet ve kulluk mevsimidir.Hac ise ömrün ölçüsüdür; çünkü insanın bütün hayat yolculuğunu temsil eden cami' bir ibadettir. Dünyadan alakayı azaltmak, yol hazırlığı yapmak, ihrama girmek, Arafat'ta vakfe ile mahşeri hatırlamak, Kabe etrafında tavaf ile ubudiyeti ilan etmek; bunların her biri insan ömrünün ve ölüm sonrası yolculuğun remizleri gibidir. Hac, insanın bütün ömrünü Allah'a yöneltmesi gerektiğini ders verir.Kısacası bu söz, mü'minin haftalık, yıllık ve ömürlük kulluk muhasebesini gösterir. Cuma haftalık diriliş; Ramazan yıllık terakki; Hac ise bütün ömrü kuşatan teslimiyet ve kulluk dersi hükmündedir.
Bediüzzaman Hazretleri bu sözünde bahsettiği ayetler birbirinden farklı ayetler midir, yoksa Hizbü'l-Kur'an'daki ayetler midir? Ayrıca biz de bunu günde 170 defa mı okuyacağız?
Öğrenciyim; kitaplar pahalı. Bunların fotokopisini çekmek helal midir?
Oğluma “Hak kuvvetten üstündür.” prensibini anlatmakta zorlanıyorum. “Amerika haksız ama güçlü.” dediğinde ona ne cevap verebilirim?
1. Boşanmanın Dini Hükmüİslam fıkhında evlilik meşru ve sürekli bir bağdır. Boşanma ise karşılaşılan durumlara göre dinen farklı hükümler alabilen bir ayrılık yoludur. Bu sebeple talakın/boşanmanın hükmü, içinde bulunulan hale göre şu kısımlara ayrılır:Mekruh Boşanma: Herhangi bir haklı sebep, geçimsizlik veya zarar yokken keyfi olarak evlilik bağını sonlandırmaktır. Bu konuda Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:Helal olan şeyler içerisinde Allah katında en sevimsiz olanı boşamadır. 1Hangi kadın, ortada geçerli bir sebep ve sıkıntı yokken kocasından boşanmak isterse cennetin kokusu ona haram olur. 2Vacip Boşanma: Eşler arasındaki geçimsizlik hakemlere intikal edip ayrılma kararlaştırıldığında veya erkeğin eşine yaklaşmamaya yemin ettiği ila süresi (4 ay) dolduğunda gerçekleşen boşamadır.Sünnet Boşanma: Eşlerin birbirlerinin haklarına riayet etmeyerek zulmetmesi veya namus ilkelerinin ihlal edilmesi durumunda yapılan boşamadır.Haram/Bid'ati Boşanma: Dinen yasaklanan zamanlarda (adet veya lohusalık döneminde yahut cinsel ilişkide bulunulmuş temizlik devresinde) veya bir defada üç talakın birden verilmesiyle yapılan boşamadır.2. Sünnete Uygunluğu Yönünden Boşanma ÇeşitleriA. Sünni TalakSünni talak, İslam fıkhında Hz. Peygamber'in (sav) sünnetine uygun olarak, belirli zaman ve sayı şartlarına riayet edilerek gerçekleştirilen meşru boşama şeklidir. Bu usulün en temel şartı, kadının adet veya lohusalık halinde değil, cinsi münasebetin yaşanmadığı bir temizlik devresinde boşanmasıdır.Adet döneminde boşamanın yasaklanmasının hikmeti, bu sürede verilen boşamanın iddeti uzatarak kadını mağdur etmesini ve zarara uğratmasını önlemektir. Cinsi münasebetin gerçekleştiği temizlik döneminde boşamanın yasaklanma hikmeti ise muhtemel bir hamilelik belirsizliğini ve bunun yol açacağı iddet karışıklığını engellemektir.Ayrıca Sünni talakta boşamaların tek bir anda topluca söylenmeyip zaman içine yayılarak teker teker verilmesi esas alınmıştır. Bu hakların dağıtılarak kullanılmasındaki hikmet, eşlerin öfkeyle karar vermesini engellemek ve onlara durumlarını yeniden değerlendirme fırsatı tanımaktır.Hanefi fıkhında Sünni talak, en üstün kabul edilen talak-ı ahsen ve sünnete uygun olan talak-ı hasen şeklinde ikiye ayrılır. Talak-ı ahsen, kadının cinsi münasebet olmadan bir temizlik devresinde tek talakla boşanıp iddet süresince beklenmesidir. Bunun hikmeti, pişmanlık halinde evliliğe kolayca dönme imkanı sağlamasıdır. Talak-ı hasen ise kadının her temizlik döneminde birer talak verilerek boşanmasıdır. Bu usul de her aşamada kararı yeniden gözden geçirme fırsatı sunar.Netice itibarıyla Sünni talak, fevri kararlarla yuvaların yıkılmasını önleyen ve taraflara pişmanlıklarını telafi etme imkanı tanıyan hikmetli bir fıkıh esasıdır. Bu konuda Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek (adetten temiz oldukları ve temas edilmediği dönemde) boşayın ve iddeti sayın...3Yine bu konuda Abdullah b. Ömer (r.a.) eşini âdetli iken boşadığında, durum Resul-i Ekrem'e (sav) intikal edince şöyle buyurmuştur:Ona emret, eşine dönsün! Sonra temizlenip tekrar adet görünceye ve yeniden temizleninceye kadar onu yanında tutsun. Bundan sonra boşamak isterse, kendisine temas etmeden temizlik halinde boşasın. İşte Allah'ın emrettiği iddet budur. 4B. Bid'ati Talak (Mekruh/Haram Boşama)Dinen yasaklanan vakitlerde (hayız/nifas halinde veya ilişkide bulunulmuş temizlik döneminde) yapılan ya da bir arada üç talakın birden verildiği boşama şeklidir.Resulullah'a (sav) bir adamın karısını bir defada üç talakla boşadığı haberi ulaşınca öfkeyle ayağa kalkmış ve şöyle buyurmuştur:Ben henüz aranızdayken Allah'ın kitabı ile mi oynuyorsunuz? 5"Allah'ın Kitabı ile Oynamak" İfadesinin Anlamı:Kur'an-ı Kerim'de (Bakara Suresi 229. ayet ve Talak Suresi 1. ayet) boşanmanın bir anda değil; eşlerin düşünmesine, pişman olup barışmasına (ric'at) imkan tanıyacak şekilde temizlik dönemlerine yayılarak kademeli yapılması emredilmiştir.Bir erkeğin boşanma hakkının tamamını tek bir mecliste tüketmesi, Allah'ın koyduğu sınırları ihlal etmek ve dindeki ruhsatı kötüye kullanmak olduğu için Peygamber Efendimiz (sav) bu durumu şiddetle reddetmiş ve "Allah'ın Kitabı ile oynamak" olarak nitelemiştir.3. Evliliğe Dönüş İmkanı Yönünden Boşanma ÇeşitleriA. Ric'i Talak (Dönüşlü Boşanma)Açık (sarih) sözlerle verilen bir veya iki boşama türüdür. Bu boşamada kadının iddet süresi (yaklaşık 3 adet dönemi) bitmeden koca, yeni bir nikaha ve kadının rızasına ihtiyaç duymaksızın evliliğe tek taraflı olarak dönebilir. Bu konuda Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç kuru' (adet veya temizlik süresi) beklerler... Kocaları barışmak istedikleri takdirde o müddet içinde onları geri almaya herkesten çok hak sahibidirler. 6B. Bain Talak (Kesin Boşanma)Beynunet-i suğra, nikah bağının tamamen koptuğu; fakat tarafların isterlerse yeni bir nikah ve yeni bir mehirle tekrar evlenebildiği ayrılık şeklidir.Bu durumda erkek, kadını iddet içinde iken tek taraflı olarak geri alamaz. Çünkü burada ric'at hakkı yoktur. Yeniden birleşmek istenirse iddet süresi bittikten sonra kadının rızası, yeni nikah akdi ve mehir gerekir.Hangi hallerde olur?Nikahtan sonra zifaf (birliktelik) gerçekleşmeden önce yapılan boşamada.Kadının boşanma için bir bedel ödemesinden sonra yapılan ayrılıkta; yani hul' ile boşanmada.Kinayeli ve şiddetli sözlerle boşama niyetiyle yapılan talakta.Mesela nikahtan sonra henüz evlilik fiilen başlamadan boşama olursa, artık erkek “Vazgeçtim, geri döndüm.” diyerek nikahı kendiliğinden sürdüremez. Ancak iki taraf da razı olursa yeniden nikah kıyılır.Kısaca, beynunet-i suğra kesin bir ayrılıktır; fakat ebedi bir ayrılık değildir. Üç talakla meydana gelen büyük ayrılıktan farkı da budur. Ayrıca nikahtan sonra cinsel birliktelik yaşanmadan bir boşanma olursa o vakit kadının üzerinde bir iddet beklemesi yoktur. Bu konuda Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da henüz dokunmadan onları boşarsanız, onlar için üzerinize sayacağınız bir iddet yoktur...7Beynunet-i kübra (Büyük Ayrılık): Üçüncü talak hakkının kullanılmasıyla gerçekleşen kesin ayrılıktır. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:Eğer koca eşini (üçüncü defa) boşarsa, kadın başka bir erkekle evlenmedikçe (ve o evlilik de normal yolla sona ermedikçe) ilk kocasına helal olmaz...8Üç talak hakkını kullanan bir adamın eşiyle tekrar evlenebilmesi için eşinin başka bir adamla tam bir evlilik yapıp boşanması gerekir. Yani yeni evlendiği kimse ile cinsel birliktelik yaşayıp sonra ondan ayrılmadan tekrar evlenmesi haramdır. Bu konuda Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:Üç talakla boşanan bir kadının başka bir erkekle şeklen evlenip ayrılmak istemesi üzerine Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Hayır, gerçek bir evlilik gerçekleşip cinsel birliktelik yaşanmadıkça ilk kocana helal olamazsın." 9Sual: Tek seferde yapılan üç boşama veya "3 kere seni boşadım" ifadesi 3 boşama mı sayılır?İçlerinde Hanefi ve Şafiilerin de bulunduğu fukaha çoğunluğuna göre, aynı anda verilen “üç boşama”, “üç talak” olarak geçerli olup bu takdirde kocanın eşini tamamen boşadığı görüşü benimsenmiştir. Din İşleri Yüksek Kurulu ise Hz. Peygamber (sav), Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer döneminin ilk iki yılında üç talakın bir talak sayıldığına dair rivayetleri ve İbn Abbas'tan (ra) gelen, Rükane'nin eşini bir mecliste üç talakla boşadığı, bunun üzerine Resulullah'ın (sav) bunu bir talak saydığına dair hadisi delil alarak, tek mecliste tek seferde yapılan üç boşamanın bir boşama sayılacağı hükmünü benimsemiştir. 10 Biz de bu görüşü esas alıyoruz.4. Boşamada Kullanılan Sözler (Sigalar)Sarih (Açık) Sözler: "Seni boşadım", "Boş ol" gibi doğrudan boşamaya delalet eden ifadelerdir. Bu sözlerde kişinin niyetine bakılmaksızın boşama gerçekleşir. Bu konuda Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:Üç şey vardır ki onların ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir: Nikah, talak ve ric'at. 11Kinayeli Sözler: "Babanın evine git", "Serbestsin", "Ayrıldım" gibi hem boşamaya hem de başka anlamlara gelebilen ifadelerdir. Bu sözlerle boşamanın meydana gelmesi için kişinin bu ifadeleri boşama niyetiyle söylemesi gerekir.5. Diğer Boşanma UsulleriA. Hul' (Bedel Karşılığı Boşanma)Kadının, kocasına bir bedel (mehir veya belirli bir mal) ödeyerek veya alacağından vazgeçerek evlilik bağını sonlandırmasıdır. Bu konuda Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:...Eğer karı-kocanın Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyamayacaklarından korkarsanız, kadının (kocasından ayrılmak için) fidye vermesinde ikisine de günah yoktur...12B. Mahkeme Kararıyla Ayırma (Fesih veya Talak)Geçimsizlik, şiddet, kocanın nafaka ödeyememesi veya terk etmesi durumlarında mahkeme veya hakemler yoluyla evliliğin sona erdirilmesidir. Bu hususta Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişeye düşerseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah onların arasını düzeltir...13İddet Nedir?“Saymak, miktar, adet” manalarına gelen iddet, bir fıkıh terimi olarak herhangi bir sebeple evliliğin sona ermesi halinde, kadının yeni bir evlilik yapabilmek için beklemek zorunda olduğu süreyi ifade eder. 14İddetin Hikmetleriİddetin; kadının hamile olup olmadığının anlaşılmasıyla nesebin karışmasının önlenmesi, taraflara düşünme ve yeniden bir araya gelme fırsatı vermesi, kadının yeni hayata ruhen ve psikolojik olarak hazırlanmasına vesile olması ve evlilik bağının bir anda tamamen yok sayılmaması gibi hikmetleri vardır.Boşanma veya Fesih Halinde İddet SüresiEvlilik boşanma veya fesih (mahkeme) yoluyla sona ermişse ve kadın da hamile değilse adet gören kadın, üç hayız süresi iddet bekler. Bu konuda Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. 15Herhangi bir sebeple adet görmeyenler ise üç ay süreyle iddet beklerler. Bu hususta Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. 16Kocanın Vefatı Halinde İddet SüresiEvlilik erkeğin ölümü ile sona ermiş ve kadın da hamile değilse iddet süresi dört ay on gündür. Kur'an'da şöyle buyurulmaktadır:İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün iddet beklerler. 17Hamile Kadının İddetiEvlilik ne şekilde sona ererse ersin, hamile olan kadının iddeti doğum yapıncaya kadardır; doğum yapmasıyla iddeti sona erer. Bu hususta Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:Hamile olanların bekleme süresi ise doğum yapmalarıyla sona erer. 18İddetin Başlangıcıİddet beklemenin başlangıcı, tarafların fiilen birbirlerinden ayrı kaldıkları an değil, boşamanın veya ölümün gerçekleştiği andır.İddet Bekleyen Kadının Nikahlanmasıİddet beklemekte olan bir kadının başka biri ile nikahlanmasının haram olmasının hikmeti; kendisinde hala önceki evliliğin tesirlerinin bulunabilmesi, eski kocasının haklarının korunması ve neslin birbirine karışma ihtimalinin önlenmesidir.Ayrıca BakınızİSLAM'DA DİNİ NİKAH NEDEN ŞARTTIR? RESMİ NİKAH YETERLİ DEĞİL Mİ?AİLEDEN GİZLİ KIYILAN NİKAHŞAFİ MEZHEBİNE GÖRE DİNİ NİKAHIN ŞARTLARIDİNDEN ÇIKANIN NİKAHIKESİN EVLENME KARARI NİKAHSIZ YAŞAMAYI HELAL YAPAR MI?KaynakçalarEbu Davud, Talak, 3; İbn Mace, Talak, 1Tirmizi, Talak, 11; Ebu Davud, Talak, 18Talak, 65/1Buhari, Talak, 1; Müslim, Talak, 1Nesai, Talak, 6Bakara, 2/228Ahzab, 33/49Bakara, 2/230Buhari, Talak, 7; Müslim, Nikah, 115Din İşleri Yüksek Kurulu, DİB Fetvalar [2024, 11. Basım], Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2024, s. 521, 522 (Fetva No: 886)Ebu Davud, Talak, 9; Tirmizi, Talak, 9Bakara, 2/229Nisa, 4/35H. İBRAHİM ACAR, "İDDET", TDV İslam Ansiklopedisi, 2000, c.21, s.466Bakara, 2/228Talak, 65/4Bakara, 2/234Talak, 65/4