Cenab-ı Hakk'ın Rahim isminin tecellisi büyük ölçüde ahiret hayatıyla ve inanan kullarla ilişkilendirilse de, dünyada da tecelli etmektedir. Genel bir ayrım olarak Rahman, dünya ile; Rahim ise ahiretle ilgilidir kuralı benimsenmiştir. Bu anlam farklılığından ötürü Cenab-ı Hakk'a dua edilirken "Ey dünyada Rahman, ahirette Rahim olan!" ifadeleri kullanılır. Rahman ismi; dünyada mümin veya kafir, canlı veya cansız ayrımı yapılmaksızın tüm yaratılmışları kapsayan ezeli ve genelleşmiş rahmeti ifade ederken, Rahim ismi ise asıl ve kamil tecellisi bakımından ahirette yalnızca iman eden kullara yönelecek olan lütuf ve ikramı temsil eder. Ancak alimler, bu ayrımın Rahim isminin dünyada hiç tecelli etmediği anlamına gelmediğini, nitekim Cenab-ı Hakk'ın hakikatte hem dünyanın hem ahiretin hem Rahman'ı hem de Rahim'i olduğunu belirtirler. Bu ifadeyi Elmalılı Hamdı Yazır Hazretleri şu şekilde ifade eder:Rahman, Rahim ikisi de rahmet masdarından mübalağa ifade eden birer sıfat olmakla beraber aralarında önemli farklar vardır. Bu farkları göstermek için müfessirler epeyce açıklamada bulunmuşlardır. Biz şu kadarıyla yetineceğiz: Yüce Allah'ın Rahman oluşu, ezele; Rahim oluşu ise ölümsüzlüğe göredir. Bundan dolayı yaratıklar, yüce Allah'ın Rahman olmasıyla başlangıçtaki rahmetinden, Rahim olmasıyla da sonuçta meydana gelecek merhametinden doğan nimetler içinde büyürler ve ondan faydalanırlar. Bu noktaya işaret etmek için dünyanın Rahman'ı, ahiretin Rahim'i denilmiştir. Aslında yüce Allah, dünyanın da, ahiretin de hem Rahman'ı hem de Rahim'idir. Her ikisinde öncelik itibariyle Rahman, sonralık itibariyle Rahim olduğuna işaret etmek için dünya Rahman'ı ve ahiret Rahim'i denilmiştir ki, "hem müminlerin, hem kafirlerin Rahman'ı, fakat yalnız müminlerin Rahim'i" denilmesi de bundan ileri gelmektedir. 1Yine Elmalılı Hamdi Yazır Hazretleri, Rahim ismini şu şekilde açıklar:Allah, Rahman olmasından başka bir de Rahim olmakla vasıflanmış ve Rahman oluşunun rahmeti kendisine ait iken, Rahim olmasıyla rahmetinden irade sahiplerine de bir pay vermiştir. Ana kuşlar, Rahman'ın bir eseri olan yaratılıştan var olan içgüdüleri ile yavrularının başında kanat çırpar, ahlaklı insanlar da Rahim olma etkisiyle hayır işleri üzerinde acıma ve şefkatle yarışırlar. 2Fahrettin Razi Hazretleri ise Allah'ın Rahman ve Rahim isimlerini şu şekilde izah eder:Allah Teala'nın, biri önceden, biri de sonradan olmak üzere iki rahmeti vardır. Önce olan, sayesinde mahlukatı yarattığı rahmeti; sonra olan ise, yarattıktan sonra mahlukata rızık, akıl, zeka ve ahiret şeyleri verdiği rahmetidir. Binaenaleyh Allah Teala, önceki rahmeti nazar-ı dikkate alınınca "Rahman"; sonraki rahmeti nazar-ı dikkate alınınca "Rahim"dir. İşte bundan ötürü; "Ya Rahmane'd-dünya, veya Rahime'l-ahiret" denilir. O halde Allah Teala, ilk önce rahmetiyle mahlukatı yarattığı için "Rahman"dır. Binaenaleyh bu rahmet, başka hiç kimsede bulunmadığına ve hiç kimse hiç kimseyi yaratmadığına göre O'ndan başkasına Rahman denilmesi caiz değildir. Ama Allah'ın salih kulları, insanın takatına göre, Allah'ın bazı huyları ile ahlaklanıp, mesela açları doyurup, çıplakları giydirdiğinde, böyle doyurma ve yardımlaşmanın meydana geldiği ilahi rahmetten o salih kullarda bazı şeyler bulunduğunda, bunlara da "rahim" (çok merhametli) denir. 3Üstad Bediüzzaman Hazretleri de bu dünyada Rahim isminin tecelli ettiğini ifade eder. Ona göre; hem insan hem hayvan cinsi içindeki annelerin yavrularına gösterdiği şefkat ve merhamet, Rahim isminin tecellisidir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Rahim ismini anlatırken incir ağacının çamur yiyerek yavrusu olan meyvelerine süt gibi latif bir gıdayı ulaştırdığını ve bunun Allah'ın Rahim isminin tecellisi olduğunu beyan eder. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki bazı ifadeleri şu şekildedir:Hem gerek nebati ve gerek hayvani ve gerek insani bütün validelerin o rahim şefkatleriyle ve süt gibi o latif gıda ile o aciz ve zayıf yavruların terbiyesi, ne kadar geniş bir rahmetin cilvesi işlediği bedaheten anlaşılır. Evet aç bir aslan, zayıf bir yavrusunu kendi nefsine tercih ederek elde ettiği bir eti yemeyip yavrusuna vermesi, hem korkak tavuk yavrusunu himaye için ite, aslana saldırması, hem incir ağacı kendi çamur yiyerek yavrusu olan meyvelerine halis süt vermesi bilbedahe nihayetsiz Rahim, Kerim, Şefik bir zatın hesabıyla hareket ettiklerini kör olmayana gösteriyorlar. Evet nebatat ve behimat gibi şuursuzların gāyet derecede şuurkarane ve hakimane işler görmesi bizzarure gösterir ki gāyet derecede Alim ve Hakim birisi vardır ki onları işlettiriyor. Onlar onun namıyla işliyorlar. 4Hem şefkat dahi aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tariktir ki; Rahim ismine isal eder. 5İnsanın mahiyetinde görünen şefkat, acıma ve merhamet gibi latif duygular da Allah'ın Rahim ismine bakar. Yani insandaki bu duygular kendi başına meydana gelmiş şeyler değil; İlahi merhametin bir cilvesi ve sikke-i ulya-yı rahimiyeti, yani Rahim isminin en yüksek, en parlak mührü ve nişanıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şu şekilde ifade eder:İnsanın mahiyet-i camiasının simasındaki letaif-i re'fet ve dekāik-i şefkat ve şuaat-ı merhamet-i İlahiyeden tezahür eden sikke-i ulya-yı rahimiyettir ki, بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ deki اَلرَّحٖیمِ ona bakıyor. 6Cenab-ı Hak kâinatta külli kanunlar ve umumi düsturlar ile tasarruf eder. Sonra o umumi kanunların içinde ezilen, sıkışan, yardıma muhtaç fertlere hususi rahmet ve imdadıyla yetişir. Mesela doğum, ölüm, açlık, hastalık, ihtiyaç gibi umumi kanunlar herkesi içerisine alır; fakat Allah o kanunların baskısı altında kalan bir kişiye Rahman ve Rahim isimleriyle hususi ihsan, hususi yardım eder. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Sonra o kavanin-i külliye ve desatir-i umumiye meydanlarında esmalarını tecelli ettirip tenvir etti. Sonra bir kānun-u küllinin tazyikinden feryad eden ferdlere, Rahman, Rahim gibi isimlerini hususi bir surette imdada yetiştirdi. Demek, o külli ve umumi desatiri içinde hususi ihsanatı, hususi imdadları, hususi cilveleri var ki, her şey, her vakit, her haceti için ondan istimdad eder, ona bakabilir.7Rahim isminin yeryüzündeki en şirin tecellilerinden biri de yeni doğmuş aciz yavruların imdadına rızıklarının ve süt konservelerinin gönderilmesidir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Her bahar, bir vagon gibi hazine-i gaybden yüz bin nevi' et'ıme ve levazımat, kemal-i intizam ile yüklenip zihayata gönderiliyor. Ve bilhassa o erzak paketleri içinde yavrulara gönderilen süt konserveleri ve validelerinin şefkatli sinelerinde asılan şekerli süt tulumbacıklarını göndermek, o kadar şefkat ve merhamet ve hikmet içinde görünüyor ki, bilbedahe bir Rahman-ı Rahim'in, gāyet müşfikāne ve mürebbiyane bir cilve-i rahmeti ve ihsanı olduğunu isbat eder. 8Ayrıca BakınızİNSANIN ACZ VE FAKRİNİN, ALLAH'IN KADİR VE RAHİM İSİMLERİYLE ALAKASIBESMELEDE RAHMAN İSMİNİN RAHİM İSMİNDEN ÖNCE ZİKREDİLMESİBESMELE'DE RAHMÂN VE RAHİM İSİMLERİ NİÇİN YER ALMIŞTIR?“RİKKATÜ'L-KALB” ALLAH HAKKINDA NEDEN KULLANILMAZ? RAHMAN VE RAHİM İSİMLERİNİN HAKİKATİKaynakçalarElmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Ku'ran Dili, Azim Yayın-Dağıtım, İstanbul ts, c. 1, s. 51.Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Ku'ran Dili, Azim Yayın-Dağıtım, İstanbul ts, c. 1, s. 53.Fahrettin er-Razi, Tefsir-i Kebir, Huzur Yayınevi, İstanbul 2002, c. 21, s. 63-64.Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 22.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 86.Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 97.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 347.Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 91.