4.415
Üstad ve Tevazu
"Zahir hale bakılsa, ilm-i hali bilmiyor gibi görünüyor; birden, bakarsın bir derya kesiliyor." talebesi üstada için ilm-i hali bilmiyor gibi görünüyor derken ne demek istemiş?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
4.415
"Zahir hale bakılsa, ilm-i hali bilmiyor gibi görünüyor; birden, bakarsın bir derya kesiliyor." talebesi üstada için ilm-i hali bilmiyor gibi görünüyor derken ne demek istemiş?
1.296
Risalelerde geçen '' mahşer-i acâib '' kelimesinden ne anlamalıyız?
5.026
Gençlik Rehberinde geçen, "Âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için bir i'dâm-ı ebedî kapısı, yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini i'dâm edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği için cezâsı olarak aynını görecek." Cümlesini izah eder misiniz?
1.072
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azim diyoruz. Acaba Havl ve kuvvet arasında fark var mıdır?
2.475
Evvelâ: Delil kat'iyyü'l-metîn olduğu gibi, kat'iyyü'd-delâlet olmak gerektir. Hâlbuki tevil ve ihtimalin mecâli vardır. Zira, nehy-i Kur'ânî âmm değildir, mutlaktır; mutlak ise, takyid olunabilir. Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz. Hem de hüküm müştak üzerine olsa, me'haz-ı iştikakı, illet-i hüküm gösterir. Demek bu nehiy, Yahudi ve Nasara ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan âyineleri hasebiyledir." Bu paragraf birçok yerde genel ifadeler ile açıklanmış fakat tam anlaşılması için cümle cümle izah etme imkanınız var mı?
9.765
Kur'an-ı Kerim'de geçen kıyamet alâmetlerinin bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz:Hâlbuki şüphesiz o, (Îsâ'nın âhir zamanda yeryüzüne gönderilişi), kıyâmet için elbette bir bilgi (bir alâmet)tir; sakın onda şüpheye düşmeyin ve bana (şeriatime) tâbi' olun! Bu dosdoğru bir yoldur.1 Nihâyet Ye'cüc ve Me'cüc'ün (seddi) açıldığı ve onların her tepeden akın etmekte olduğu ve gerçek va'd (olan kıyâmet)in yaklaştığı zaman bir de bakarsın ki, inkâr edenlerin gözleri (dehşetten) donuktur. “Eyvah bize! Hakîkaten bundan gaflet içindeydik, (biz) bil'akis (nefsimize) zulmeden kimseler imişiz!” (derler).2 O hâlde, göğün insanları bürüyecek apaçık bir duhân (bir duman) getireceği günü gözetle! Bu (pek) elemli bir azabdır.3 Rivayetlere göre bu duman, kıyamet yaklaştığı sırada, doğu ile batı ve yer ile gök arasını kaplayacak olan bir duman olup, kıyamet alâmetlerindendir. İbn-i Mes'ud (ra)'dan bir rivayette ise, şöyle denmiştir: “Kureyş şirk üzere kalmakta ısrâr edip Resûlüllah (asm)'a karşı isyanlarını ortaya koydukları vakit Hz. Peygamber (asm), Yûsuf (as)'ın zamanındaki kıtlık yıllarına ma'ruz kalmaları hususunda onlara beddua etti. Bunun üzerine öyle bir kıtlık ve meşakkate uğradılar ki, kemik yemek mecburiyetinde kaldılar. İçlerinden biri göğe bakardı da hâlsizlikten kendisi ile gök arasında duman tabakası gibi bir şey görürdü.” Ayet buna işaret etmektedir.4Peygamber Efendimizin (sav) kıyametin alametleri olarak rivayet edilen hadis-i şeriflerin bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz:Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî anlatıyor: “Bir gün biz kendi aramızda konuşurken Peygamber (sav) geldi ve "Ne müzakere ediyorsunuz?" diye sordu. Ashâb, "Kıyamet hakkında konuşuyoruz." dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sav), "Siz şu on alâmeti görmedikçe, kıyamet kopmayacaktır." buyurdu ve şunları saydı: "Duman, Deccâl, Dâbbe, güneşin batıdan doğması, Meryem oğlu İsa"nın (as) yeryüzüne inmesi, Ye"cûc ve Me"cûc, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç büyük çökmenin yaşanması ve son olarak Yemen"den çıkıp insanları haşrolacakları yere sürecek bir ateş."5 İlim kaybolmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman kısalmadıkça, karışıklıklar ortaya çıkmadıkça, herc yani cinayetler artmadıkça ve elinizde mal çoğalıp taşmadıkça kıyamet kopmaz.6 Kıyamet alâmetlerinden bazıları şunlardır: İlmin kaldırılması, cehaletin artması, zinanın çoğalması, şarap içmenin yaygınlaşması, erkeklerin azalıp kadınların çoğalması. O derecede ki elli kadına bir erkek düşecektir.7 Zaman yakınlaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu yakınlaşma öyle olur ki, bir yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de bir çıra tutuşması gibi (kısa) olur.8 Kıyamet, bize ebedî olan âhiret hayatının karşısında geçici dünya hayatının önemsizliğini ifade ediyor. Asıl olan, her şeyin yıkılıp altüst olduğu o günde iman dolu kalplerin dimdik ayakta durabilmesidir.Zuhruf Suresi 43/61Enbiya Suresi 21/ 96-97Duhan Suresi 44/10-11Suyuti, Celâleyn Şerhi, Beyrut 1996, c. 7, 119Müslim, Fiten, 39Buhârî, İstiskâ, 27Buhârî, Nikâh, 111Tirmizi, Zühd 24.
Ezan ve ikaamet yalnız erkeklere sünnettir. Hanefî mezhebine göre kadınların tek başlarına veya kendi aralarında namaz kılarken ezan okumaları da ikamet getirmeleri de mekruhtur.1 Okuyacak olurlarsa namazları caiz olur, ne var ki uygun olmayan bir fiilde bulunmuş sayılırlar.2Ayrıca BakınızEZAN OKUNURKEN YATILIR MI?EZAN DİNLEME ADABIKAZA NAMAZI KILARKEN EZAN VE KAMET ŞART MI?EZAN VE KAMET DUASI NEDİR? HADİSLERDE GEÇER Mİ?KaynakçalarÖmer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s. 127Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c.1, s. 151.
Nisa suresi 65. Ayette “iman etmiş olmazlar” ifadesi ile ne kastedilmiştir? Örneğin, internette bir hocayı veya başka birini dinliyoruz, bir fikrine karşı başka bir fikir düşünüyoruz; bu gibi durumlar bu ayetin içine giriyor mu? Yani her fikir ayrılığında dini hükümlere bakmak gerekir mi?
Erkek öğretmenin yaptığı, velilerin çoğunun annelerden oluştuğu okul veli toplantısına annenin katılması günah mı? Bu toplantıya sadece baba mı katılmalı, anne de katılabilir mi veya anne-baba birlikte mi gitmeli? Anne çarşaflıysa hüküm değişir mi?
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki kadınlardan peygamber gelmemiş olmasını bir eksiklik veya kusur olarak değerlendirmek doğru değildir. Kadının peygamber olmaması, onun değersiz görüldüğü veya ikinci plana atıldığı anlamına gelmez. İslam anlayışında kadın ve erkeğe, yaratılışlarına ve sahip oldukları farklı özelliklere uygun sorumluluklar verilmiştir.Biyolojik ve psikolojik açıdan birbirinden farklı özelliklere sahip olan kadın ve erkeğe her konuda tamamen aynı görevleri yüklemek, her zaman adalet anlamına gelmez. Aksine, kişinin yaratılışına ve gücüne uygun olmayan sorumluluklarla yükümlü tutulması, onun açısından bir zorluk ve haksızlık doğurabilir. Nitekim ağır şartlar altında maden ocağında çalışmak, uzun saatler boyunca ağır yük taşımak ve yüksek riskli inşaat işlerinde çalışmak, bir kadın için ne kadar zor olabiliyorsa, gece gündüz demeden çocuk bakımını tek başına üstlenmek de bir erkek için aynı ölçüde ağır olabilir.Dolayısıyla mesele, kadın veya erkeğin değer bakımından üstün ya da aşağı görülmesi değil; farklı yaratılış ve kabiliyetlere sahip iki cinsin, kendilerine uygun sorumluluklarla mükellef tutulması meselesidir.Resullerin kadınlar yerine erkeklerden seçilmesinin, içinde bulunulan görevin gerektirdiği birtakım hikmetleri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:Risalet, davetin açıkça yapılmasını, erkeklere ve kadınlara hitap edilmesini, insanlarla gizli ve açık şekilde görüşmeyi, yeryüzünün çeşitli bölgelerine seyahat etmeyi gerektiri ki buda tesettür ilkesi ile uyuşmaz.1Risalet görevi; iftiralara ve suikastlara maruz kalmayı, dövülmeyi,2 kendisini yalanlayanlarla karşı karşıya gelmeyi, sürgün edilmeyi,3 onlarla deliller üzerinden tartışmayı ve mücadele etmeyi, gerektiğinde ordular hazırlayıp yönetmeyi ve savaşın ağır şartlarına katlanmayı gerektirir. Yani peygamberlik vazifesi belli tehlikeleri de peşi sıra getiren bir vazifedir. Bir kadının bu tür ağır şartların tamamını aynı şekilde üstlenmesi ve yerine getirmesi oldukça güçtür. 4 Zira kadın, daha naif bir yapıya sahiptir ve duygusal yönü daha baskındır. Fiziksel güç bakımından da erkeğe kıyasla daha zayıftır. Nitekim günümüzde toplumda da benzer bir anlayış vardır. Trafikte bir kimsenin, eşi yanındayken başka bir sürücüyle tartışması veya kavga etmeye kalkışması çoğu insan tarafından yakışıksız ve ahlaki açıdan hoş karşılanmaz.Risalet, peygamberin kendisine tabi olanlar üzerinde bir yönetici konumunda olmasını gerektirir. Peygamber, takipçileri arasında emreden ve yasaklayan; onlar üzerinde hükmeden ve kadılık yapan kişidir. Eğer bu görev bir kadına verilmiş olsaydı, bunu tam anlamıyla yerine getirmesi mümkün olmayabilir ve bazı topluluklar ona tabi olmaktan ve itaat etmekten kaçınabilirdi.5Kadının, birçok görev ve sorumluluğu yerine getirmesine engel olan bazı tabiî durumları vardır. Hayız, hamilelik, doğum ve lohusalık bunlardandır. Bunlara birtakım psikolojik değişimler, ağrılar ve sıkıntılar eşlik eder. Ayrıca doğan çocuğun bakımının gerektirdiği sorumluluklar vardır. Bütün bunlar, risaletin ağır yüklerini ve sorumluluklarını yerine getirmeye engel teşkil eder.6Bununla beraber hiç unutulmamalıdır ki peygamberlik makamı erkeklere verilmiş olsa da, o peygamberleri dünyaya getiren, büyüten, terbiye eden ve yetiştiren anneler yine kadınlardır.Ayrıca BakınızPEYGAMBERLERİN GÖNDERİLMESİNİN SEBEBLERİ NELERDİR?PEYGAMBERİMİZİN TEŞRİ GÖREVİPEYGAMBERLERİN BİRBİRLERİNE ÜSTÜNLÜĞÜ VAR MIDIR?KADINLARDAN PEYGAMBER GELMİŞ MİDİR?KaynakçalarÖmer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın (İstanbul: Dirâyet, 2023), 226.Bakara , 2/91.A'râf, 7/88,İbrahim, 14/13Muhammed b. Ahmed es-Sefârînî, Levâmiu'l-envâri'l-behiyye ve sevâtiu'l-esrâri'l-eseriyye Müessesetü'l-Hâfikayn, Dımaşk 1982, c. 2, s. A265.; Ömer b. Süleyman el-Eşkar, er-Rusül ve'r-Risâlât, 4. bs., Mektebetü'l-Felâh li'n-Neşr ve't-Tevzî; Kuveyt: Dârü'n-Nefâis li'n-Neşr ve't-Tevzî, Kuveyt, 1989, s. 84.Ömer b. Süleyman el-Eşkar, er-Rusül ve'r-Risâlât, 4. bs., Mektebetü'l-Felâh li'n-Neşr ve't-Tevzî; Kuveyt: Dârü'n-Nefâis li'n-Neşr ve't-Tevzî, Kuveyt, 1989, s. 84.Ömer b. Süleyman el-Eşkar, er-Rusül ve'r-Risâlât, 4. bs., Mektebetü'l-Felâh li'n-Neşr ve't-Tevzî; Kuveyt: Dârü'n-Nefâis li'n-Neşr ve't-Tevzî, Kuveyt, 1989, s. 84.
Google'ın AI moduna sorduğum İslami sorulara verdiği cevaplara güvenebilir miyim?
Namaz sırasında hiç ses çıkarmadan sadece yanakların hareketiyle gülümsemek namazı bozar mı? Gülümsemenin hafif veya belirgin oluşu namazı bozma durumunu etkiler mi? Gülümsemenin neyden kaynaklandığı hükmü değiştirir mi?
1.112
Katılım bankalarının Bireysel emeklilik sistemlerine katılmak ve devletin vermiş olduğu %30 katkı ile beraber bunun getirdiği birikimini vade sonunda alıp kullanmak caiz midir?
İhram yasaklarından biri de hanımların yüzünü bir müddet kapamamasıdır. Peçeli birisi bu durumda ne yapmalı? Peçesini kapalı tutarsa cezası ne olur?
1.288
İhram yasaklarından biri de hanımların yüzünü bir müddet kapamamasıdır. Peçeli birisi bu durumda ne yapmalı? Peçesini kapalı tutarsa cezası ne olur?
7.329
Melekler kahve kokusunu severmiş ve kahve kokusu durdukça kahve içen için istiğfar ederlermiş, doğru mudur? Bu anlamda bir hadis var mıdır?
745
Zemzem hakkında detaylı bilgi verir misiniz?
Namazı tembellikten veya dünyalık bir şey için kılmayanlar şirk, küfür mü işliyor? Namazı kılmayan dinden çıkar mı?
7.414
Alkol satan yerlerden birşey almak caiz midir ?
1.142
Üstad namaz kılmayan merduttur diyor. Yani kafir. Öyleyse ben namazı geciktirip sonra da istemeyerek vakti geçirdiğimde dinden çıkmış olur muyum? Çıkmış isem gusül abdesti mi almalıyım?
4.502
Âlimlerimiz malının çoğu helal, azı haram olan bir kimse ile alışveriş yapmak caizdir demişlerdir. Malının çoğu haram olan kimse ile muamele etmek ise tahrimen (harama yakın) mekruhtur.1 Bunu bilme ihtimali yoksa Halil Gönenç Hocaefendi şöyle demektedir:Örneğin falan adam, ne kadar malı vardır, hangisi haramdır veya değildir, biliyoruz. Bizce malûm olduktan sonra ona göre hareket ederiz. Ancak mâhiyetini bilmediğimiz takdirde onunla alış veriş yapmak câizdir.Buradan hareketle, içki satılan bir yerde alışveriş yapmanın haram olduğunu söyleyemeyiz. Bununla birlikte, içki gibi haram bir şeyin satılmadığı başka bir yerden alışveriş yapma imkanı varken, özellikle içki satan bir yeri tercih etmek şüpheli şeylerden uzak durma hassasiyetiyle bağdaşmaz. Böyle bir durumda haramdan ve şüpheli şeylerden uzak durmak elbette daha faziletlidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Unutmayın ki, Allah'ın yasak arâzisi de haram kıldığı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalbdir.2Bu gibi şüpheli durumlarda satın alınan şey haram olmamakla birlikte, yine de ihtiyatlı davranmak ve eğer mümkünse böyle şüphelere düşürmeyen kişilerden alışveriş yapmak takvaya daha uygun olur. Bu suretle hem şüpheden kurtulunmuş ve hem de haram yoldan kazanç elde edenlere bir tavır alınmış olur.3 Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav), içki satan kişiyi de lanetlemiştir. Dolayısıyla lanetlenmiş bir kişiden ve onun işlettiği dükkandan uzak durmak elbette daha faziletlidir:Şarap on yönden lanetlenmiştir. İçkinin bizatihi kendisi lanetlenmiştir. İçkiyi içen lanetlenmiştir. İçkiyi içiren lanetlenmiştir. İçkiyi satan lanetlenmiştir. İçkiyi satın alan lanetlenmiştir. İçkiyi imal eden lanetlenmiştir. İçkiyi imal ettiren lanetlenmiştir. İçkiyi bir yerden bir yere taşıyan lanetlenmiştir. Kendisi için içki taşınan lanetlenmiştir. İçki parasını yiyen de lanetlenmiştir.4Ayrıca BakınızİÇKİ NEDEN HARAMDIR?DÜNYADA İÇKİ İÇENLERİN CENNETTEKİ NİMETLERDEN MAHRUMİYETLERİBAKARA 219. AYETTE İÇKİYLE İLGİLİ HANGİ FAYDALARDAN SÖZ EDİLMEKTEDİR?KaynakçalarHaşiyetu'd-Dessuki, 13/168Buhârî, Îmân 39, Büyû' 2; Müslim, Müsâkat 107, 108. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû' 3; Tirmizî, Büyû' 1; Nesâî, Büyû' 2, Kudât 11; İbni Mâce, Fiten 14Heyet, İlmihal İslam ve Toplum, Türkiye Diyanet Vakıfları Yayınları, Ankara 2016, c.2, s. 376.Tirmizî, Büyü 59 ; İbnu Mâce, Eşribe 6