Bağış Yap

Sorular

Kur'an-ı Kerim'deki Sure İsimleri Nasıl Belirlenmiştir?

Sûre kelimesi (çoğulu süver); “yüksek ve güzel bina, evin bir bölümü veya katı, yüce mertebe, şan ve şeref, alâmet ve nişan” gibi anlamlara gelir. Istılahta ise “âyetlerden meydana gelen, başı ve sonu belli, müstakil Kur'ân bölümü” demektir.1 Kur'ân-ı Kerîm'in belirli bölümlerine sûre denilmesi, bunların birbiriyle âhenkli veya mânevî derecesi yüksek parçalardan meydana gelmesi yahut her birinin Kur'ân binasının bir katını veya bir parçasını teşkil etmesiyle açıklanabilir. 2 Kur'ân'da 114 sûre bulunmaktadır. Bu sûrelerde üç âyetle en kısa sûre Kevser Sûresi iken, 286 âyetiyle en uzun sûre olma özelliğini de Bakara Sûresine aittir. Sûrelerin isimleri, Kur'ân'ın nüzul sürecinden itibaren bilinmekteydi. Sevgili Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem), vahyedilen âyetlerin hangi sûreye ve sûrenin hangi bölümüne ait olduğunu vahiy kâtiplerine bildirmesi, bu durumun önemli göstergelerinden biridir.3 Sûrelerin isimlerinin bilinmesi, ulemanın ekserisine göre sûre isimlerinin tevkîfî olduğuna işaret etse de içtihadî olduğu görüşü de mevcuttur.4 Bununla birlikte, sûre isimlerinin kaynağı konusunda İslâm âlimleri arasında farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Âlimlerin çoğunluğu, sûre isimlerinin tevkîfî olduğunu, yani Hz. Peygamber'in (sav) bildirimine dayandığını kabul ederken bazı âlimler bu isimlerin ictihad yoluyla sahabeler veya sonraki nesil tarafından belirlenmiş olabileceğini savunmuştur.5 Ancak ulemanın çoğunluğu sûre isimlerinin vahye dayalı, yani tevkîfî olduğu görüşünü daha kuvvetli bulmaktadırlar.Mesela Zerkeşî bu hususta şöyle demektedir:Sûre isimleri tevkîfî midir, yoksa içerdiği konulara göre mi belirlenmiştir? Şayet sûre isimleri içerdiği konulara göre verilmiş olsaydı, bir sûrenin birden fazla isminin bulunması gerekirdi. Ancak bu, uzak bir ihtimaldir.6Taberî ise bu konuda şöyle demektedir:Kur'an-ın isimlerini Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem koymuştur.7Süyûtî ise bu hususta şöyle demektedir:Tüm surelerin isimleri hadislerle tevkifi olduğu sabittir. Çok uzatmaktan çekinmeseydim tek tek açıklayabilirim.8Muhsin Demirci de bu hususta şöyle demektedir:Burada şunu da belirtelim ki, Kur'ân sûrelerine verilen isimlerin hem tevkifi hem de ictihâdî olduğunu ifade eden beyanlara rastlamak mümkündür. Ancak tevkifi olduğunu söylemek daha isabetli olsa gerektir. Çünkü ictihâdî olduğunu kabul ettiğimizde, bu olgunun hâlâ devam ettiğini düşünürsek o takdirde, her müfessire sûrelere isim koyma şansını tanımış oluruz.9Ayrıca BakınızKUR'ÂN-I KERİM'İN ÂYET VE SÛRELERİNİN SIRALAMASI NASIL OLMUŞTUR?ÂYET, HADİS VE ÂLİMLERİN SÖZLERİNDE KUR'AN OKUMANIN FAZİLETLERİKUR'AN'IN KORUNMASINDA HAFIZLARIN VAZİFESİ NEDİR? HİCR SURESİ 9. AYETKaynakçalarMuhsin Demirci, Tefsir Usulü, İstanbul 2015, s. 102.Birışık, Abdülhamit. “Sûre.” TDV İslâm Ansiklopedisi, 37. cilt, İstanbul, 2009, s. 538-539.Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi Tabakatü'l-Müfessirîn (İstanbul: Bilmen Yayınevi, 1973), 1/20-21.Zerkeşî, el-Burhân fî ulûmi'l-Kur'ân (Dâru İhyâi'l-Kütübi'l-Arabî, 1957), 1/270-272.Birışık, Abdülhamit. “Sûre.” TDV İslâm Ansiklopedisi, 37. cilt, İstanbul, 2009, s. 538-539.ez-Zerkeşî, el-Burhân fî Ulûmi'l-Kur'ân, c. 1, s. 270Taberî, Ebû Ca'fer Muhammed b. Cerîr. Kur'an Te'vili Hakkında Açıklamalar: Câmiu'l-Beyân. Mekke: Dârü't-Terbiye ve't-Türâs, tarihsiz, c. 1, s. 100.Celâleddîn es-Süyûtî, el-İtkân fî Ulûmi'l-Kur'ân, c. 1, s. 148.Muhsin Demirci, Tefsir Usulü, İstanbul 2015, s. 102.

Rahman İsmi İnsan Üzerinde Nasıl Tecelli Eder?

Rahman: Rahmet ve merhamet sahibi Allah Teala Hazretleri'nin ism-i şerifidir.1Allah'ın Rahman ismi, insanı yoktan var etmesi, yaşatması, hava, su, güneş gibi temel unsurları insanın adeta emrine vermesi, bedeni ihtiyaçlar gibi hayatın devamı için gerekli her türlü ihtiyacı karşılaması şeklinde kendini gösterir. Rahman ismi rızıkla doğrudan ilişkilidir. İnsanın yediği her bir lokma, aldığı her nefes ve sahip olduğu maddi-manevi imkanlar bu ismin geniş çaplı rahmetinin adeta birer yansımasıdır. Bununla ilgili Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:Hikmet-i Kur'aniye ve imanın dürbünü ile gördüm: Rahman ismi, Rezzak burcunda, parlak bir güneş gibi tulu' etti. O aç, biçare zihayat alemini rahmet ışığı ile yaldızladı.2Cenab-ı Allah'ın Rahman ismi, hiçbirini ayırt etmeksizin dünyadaki bütün canlılara, mümin veya kafir, iyi veya kötü olduğuna bakmaksızın rızık, hayat, nefes, sağlık ve sayısız nimetler vermesi şeklinde tecelli eder. Konuyla ilgili şu ifadeler çok dikkat çekicidir:Sen yalnız Rahman ismine bak ki: cennet bir cilvesi ve saadet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadaki bütün rızık ve ni'met bir katresidir.3Yani cennet ve sonsuz saadet gibi büyük bir nimet bile Allah'ın merhametinin tamamı değil, yalnızca bir cilvesi ve parıltısıdır. Dünyada gördüğümüz bunca nimet ise Rahman isminin, yani o merhamet denizinin, sadece bir damlası gibidir. Bir hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:Muhakkak ki Allah, insanı Rahman'ın sureti üzere (bütün isimlerini gösterir bir surette) yaratmıştır.4Onun misli gibi hiçbir şey yoktur ve O Semi' (her şeyi işiten)dir, Basir (hakkıyla gören)dir.5Bu ayetin açık beyanıyla Allah'ın şeriki, naziri, misli ve misali yoktur ve olamaz. Öyleyse hadis-i şerifte geçen Rahman'ın sureti ifadesini şöyle anlamak doğru olacaktır:İnsan, Rahman ismini tamamıyla gösterir bir surettedir. Koca kâinat çapında ve simasında bin bir ismin şua'larından tezahür eden Rahman ismi göründüğü gibi, zemin yüzünün simasında (yeryüzünde de) Rahman ismi tecelli eder, görünür. Kâinat çapında geniş mikyasta ve yeryüzü sayfasında görünen Rahman isminin tecellisi insanda da görünür. Zira insan kâinatın küçük bir misalidir.Ayrıca BakınızBESMELEDE RAHMAN İSMİNİN RAHİM İSMİNDEN ÖNCE ZİKREDİLMESİİNSANIN, KOCA KÂİNATIN MİSAL-İ MUSAĞĞARI VE HÜLASASI OLUŞUKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 296Bediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 164Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 306Buhari, İsti'zan, c. 7, s. 125Şura, 42/11

Bediüzzaman Hazretleri'nin “Arz” ve “Dünya” Temsillerinde Verdiği Mesaj Nedir?

“İşte bahar dahi mahşernüma bir meyvedar ağaçtır. Her asırdaki insan âlemi ibretnüma bir şeceredir. Arz dahi mahşer-i acaib bir şecere-i kudrettir. Hatta dünya dahi meyveleri ahiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayretnümadır.”1) Bu parçada geçen arz ve dünya kelimelerinin ıstılahî manaları nelerdir? Aralarındaki mana farkı nedir?2) Burada arz kelimesiyle hangi masnuat ve mahlukat, dünya kelimesiyle ise hangi masnuat ve mahlukat kastedilmektedir? İzah eder misiniz?

Dinen Uygun Olmayan Düğün ve Nişana Giden Kişi Düğün Sahibinin Günahına Ortak Olur mu?

İlk sorunuzun cevabı için lütfen bakınız:Çalgılı Düğünlere Gitmek Günah mıdır? Gitmediğimizde Dışlanıyorsak Ne Yapmalıyız?Sorunun diğer kısmı ise: Mecburi bir durum bulunmadığı halde kişinin kendi rızasıyla dinen uygunsuz ortamlara katılması, işlenen harama rıza göstermek demektir ve insanı o günaha ortak eder. Fakat kişinin bu durumu onaylamadığını belli etmesi, imkan varsa uyarması, takı takılacaksa düğün alanına girmeden elden teslim etmesi ya da salona girip sadece takısını takarak ortamda kalmaksızın hemen çıkması durumunda, bu davranışlar harama rıza göstermek değildir ve kişiyi o vebale ortak etmez.Ayrıca BakınızDÜĞÜN DAVETİYELERİNDE KADINLARIN İSİMLERİNİN YAZILMAMASININ HİKMETİNİŞAN VE DÜĞÜN MERASİMLERİNDE YAPILACAK DUANİŞAN VE DÜĞÜN GİBİ MERASİMLERNİŞAN VE DÜĞÜN

13.041

Kalamar, Karides, Yengeç, Ahtapot, İstiridye ve İstakoz Yemek Caiz midir?

Hanefilere göre devamlı olarak suda yaşayıp barınan hayvanlardan her nevi balık eti yenebilir, helaldır. Kalkan balığı, sazan balığı, yunus balığı, yılan balığı bunlardandır. Fakat diğer su hayvanları çirkin şeylerden sayılır, yenmeleri caiz olmaz. Yengeç, ahtapot, kalamar midye, istirdye, istakoz gibi olanlar helal değildir, etleri yenmez.1Yine deniz insanı, deniz aygırı, deniz hınzırı, gibi balık şeklinde bulunmayan deniz hayvanlarının yenmeleri helal olmadığı gibi, avlanmaları da helal görülmemektedir."2 Şafilere göre, denizde yaşayan bütün hayvanların eti helaldir. Bunların başında balık gelir. Balıkların sureti ne şekilde olursa olsun helaldir. Aslen suda yaşadığı hâlde karada da yaşayabilen kurbağa, yengeç, kaplumbağa ve su yılanı gibi hayvanlar habis ve zararlı oldukları için helal değildir. Bunların dışında kalan midye, kalamar, ıstakoz, karides gibi deniz ürünlerinin yenmesi ise helaldir.3 Ayrıca BakınızMİDYE YEMEK CAİZ MİDİR?KİRPİ YEMEK CAİZ MİDİR?SUSHİ (SUŞİ) YEMEK CAİZ MİDİR?KOKOREÇ YEMEK CAİZ MİDİR? ÇİĞ ET YEMEK CAİZ MİDİR? ETLİ ÇİĞ KÖFTE, PASTIRMA VB. YEMENİN HÜKMÜ NEDİR?AT ETİ YEMEK CAİZ MİDİR?Kaynakçalarel-Mevsılî, 2016, s. 5/464; Kâsânî, 2010, s. 6/173; Mergînânî, 2006, s. 4/196; Muhammed Salih Şen ve Abdurrahman Candan. “Hanefî ve Şâfiî Mezheplerine Göre Su Canlılarının Hükmü ve Delilleri.” Din ve İnsan Dergisi 5, sy. 9 (Haziran 2025): 1-25.Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s.398 Remlî, Nihâyetü'l-muhtâc, 8/113,150-152

4.087

"Tatmaya izin var, yutmaya yok" cümlesinin manası

Sekizinci Söz'deki temsilde geçen ve ağacın başındaki iki adam hakkındaki, "...Hem o bedbaht zahiren leziz, manen zehirli yemişleri yemekle azabını ta'cil ediyor. Zira o meyveler, nümunelerdir. Tatmaya izin var, tâ asıllarına talib olup müşteri olsun. Yoksa, hayvan gibi yutmaya izin yoktur. Ve şu bahtiyar ise tadar, işi anlar. Yemesini te'hir eder ve intizar ile telezzüz eder...." cümlesindeki, zahiren leziz manen zehirli olan şey nedir? Gayr-ı meşru şeyler ise, ikinci adam niye tadıyor? Meşru şeyler ise tatmaya izin var yutmaya yok demek ne demektir? Meşru şeyleri doyası yemek yasak mıdır?