Bağış Yap

Sorular

Yüz Şehit Sevabı Sünnete Bir Kez Uymakla mı, Yoksa Sünnete Sıkı Sıkıya Bağlanmakla mı Kazanılır?

Bediüzzaman Hazretleri R. Nur'da bir kaç yerde bir sünnete bu zamanda ittiba etmenin yani tabi olmanın yüz şehit sevabı kazandıracağını ifade ediyor. Bu sevap, hayatını genel olarak sünnet-i seniyyeye uygun yaşayan kimsenin yaptığı bir sünnet için mi, yoksa hayatında sünnete muhalif durumlar bulunan bir kimsenin ihlâsla yaptığı bir sünnet için de mi geçerlidir? Bu durum risaleler çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir?

6.041

Facebook Gibi Sosyal Paylaşım Siteleri

Facebookta "zaruret olmadan sohbet etmek haramdır" dediniz. Sohbetin ölçüsü nedir. Yani tanıdığın akrabalardan ya da iş arkadaşlarından bazılarını arkadaş olarak ekliyoruz. (nisa-erkek) internet üzerinden özel sohbet yapmıyoruz. Ancak onların paylaştığı şeyleri ben görüyorum, benim paylaştığımı onlar görüyor. Paylaşılan şeyler de sıkıntı yoksa bu paylaşımda sıkıntı var mı? Bu yönden bir sakınca var mı?

4.090

Üstadın Mustafa Kemale Cevabı

Bir kitapta: "M. Kemal Paşa, "Sizin gibi kahraman bir hoca bize lazımdır. Sizi, yüksek fıkirlerinizden istifade etmek için buraya çağırdık. Geldiniz, en evvel namaza dair şeyleri yazdınız, aramıza ihtilaf verdiniz." der. Bu söz üzerine, Bediüzzaman, birkaç makul cevabı verdikten sonra, şiddetle ve hiddetle iki parmağını ileri uzatarak, "Paşa, Paşa! İslamiyette, îmandan sonra en yüksek hakîkat namazdır. Namaz kılmayan haindir; hainin hükmü merduddur." denilmektedir. Buradaki "birkaç makul cevab"ın neler olduğu biliniyor mu?

4.635

"İnkar Etmemek Başkadır, İman Etmek Bütün Bütün Başkadır" Ne Demektir?

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir: Evet, inkar etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır. Evet, kainatta hiçbir zişuur, kainatın bütün eczası kadar şahidleri bulunan Halık-ı Zü'l-Celal'i inkar edemez. Etse, bütün kainat onu tekzib edeceği için susar, lakayd kalır. Fakat ona iman etmek, Kur'an-ı Azimü'ş-şan'ın ders verdiği gibi, o Halık'ı sıfatlarıyla, isimleriyle umum kainatın şehadetine istinaden kalben tasdik etmek ve elçileri ile gönderdiği emirleri tanımak; ve günah ve emre muhalefet ettiği vakit, kalben tövbe ve nedamet etmek iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip hiç istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. 1İnsanın Allah'ı açıkça inkar etmemesi, tek başına gerçek iman sayılmaz. Çünkü insan bazen “Allah vardır” der; fakat O'nu gereği gibi tanımaz, emirlerine önem vermez, hayatını da buna göre düzenlemez. Bu durumda sadece inkar etmemiş olur; fakat sağlam ve şuurlu bir iman sahibi olmuş olmaz. Hakiki iman, Allah'ın varlığını kuru bir kabulle geçiştirmek değil; O'nu isimleriyle, sıfatlarıyla tanımaya çalışmak, kalben tasdik etmek ve bunun hayatına yansımasıdır. Yani Allah'ın her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, merhametli, hikmet sahibi bir Rab olduğunu kabul etmek; peygamberlerini hak bilmek; gönderdiği emir ve yasakları ciddiye almaktır.Burada önemli bir nokta da şudur: Gerçek iman, insanın davranışlarında da kendini gösterir. İnsan günah işleyebilir; çünkü kusursuz değildir. Fakat günah işlediğinde içinde bir rahatsızlık duyması, pişman olması, Allah'tan af dilemesi gerekir. Bu pişmanlık, kalpte iman bulunduğunu gösteren bir alamettir. Buna karşılık, bir kimse günahları rahatça işliyor, hiç vicdan azabı duymuyor, tövbe etmiyor ve bunu önemsemiyorsa, bu hal kalbindeki imanın çok zayıf olduğunu, hatta imandan ciddi bir nasibi bulunmadığını gösterir. Çünkü iman, insanı içten içe uyandırır; kötülüğü normal ve önemsiz görmesine izin vermez. Özetle iman, sadece “inkar etmiyorum” demek değildir. İman; Allah'ı tanımak, O'na inanmak, peygamberlerini kabul etmek, emirlerine saygı göstermek ve hata yapınca da tövbe etmektir.Ayrıca BakınızİMANIN ARTMASI / EKSİLMESİRİSALE-İ NUR'DA İMAN KURTARMAİMAN-İSLAM FARKIİMAN VE İMANSIZLIK ARASINDAKİ FARKTAKLİDİ VE TAHKİKİ İMAN / İLME'L YAKİN- AYNE'L YAKİN- HAKKA'L YAKİNKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 2, S. 432.