Hanefî kaynaklarında zikredildiği üzere rükûda kadın, parmakları dizlerinin üstüne gelecek şekilde ellerini uyluklarının üstüne koymalı, el parmaklarının arasını açmamalı, kollarını erkekler gibi dik tutmamalıdır. Bunların yanı sıra az eğilerek dizlerini hafif bükmesi ve topuklarını birleştirmesi gerektiği de zikredilmiştir. Hanefî fukahasının bu meseleye ilişkin izahları, tesettüre riayet ilkesinden hareketle bu hükme ulaştıklarını göstermektedir.1
Rükûun ne kadar bir eğilmeyle tamam olacağı konusunda Hanefî mezhebinde ayette mutlak olarak rükû yapılması emredildiğinden rükû denilebilecek şekilde eğilmeyle bu emrin yerine getirildiği görüşündedirler. Rükûa yakın bir eğilme ile bu rükün yerine getirilmiş olurken, kıyama yakın bir eğilme rükû sayılmamaktadır. Bu noktadan hareketle kadınlar rükûa yakın bir eğiliş gerçekleştirdiklerinde rükû yerine gelmiş olacaktır.2
Hanefî kaynaklarında kadının secde şekli ise; derli toplu bir şekilde olması, kalçasını yukarıya kaldırmayarak karnını uyluklarına yapıştırması, kollarını erkeklerin yaptığının aksine iki yana açmayarak yere ve vücudunun iki yanına birleştirmesi gerektiği şeklinde zikredilmiştir.3
Nitekim Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle demektedir:
Hz. Peygamber namaz kılan iki kadının yanına uğrayıp (onlara şöyle) demiştir: “Secde ettiğiniz vakit büzüşün. Kadın bu (secde) konuda erkek gibi değildir.”4
Şafî Mezhebinde de rükû, celse ve namazın diğer erkanında kadının mümkün olduğu kadar tesettüre riayet ilkesini zikredilmiştir.5
Hanbeli Mezhebinde ise kadının rükû ve secde haline ilişkin olarak, derli toplu olması, bedeninin avret olarak kabul edilen kısmının görülebileceği endişesiyle kollarını erkeklerin yaptığı gibi iki yana açmamasının daha uygun olduğu ifade edilmiştir.6
İbrâhîm el-Halebî, Ḥalebî Kebîr, 316; İbn Âbidîn, Reddü’l muḥtâr, 2/211.
Burhânuddin el-Mergīnânî, el-Muhîtü’l-Burhânî, thk. A. Sami el-Cündî (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2004), 1/336-337.
Ebû Bekr Muhammed b. Ebî Sehl es-Serahsî, el-Mebsût (Beyrut: Dâru’l-Ma‘rife, 1409/1989), 1/23; Kâsânî, Bedâ’i‘u’ṣ-ṣanâ’i‘, 2/62; Mergīnânî, Hidâye, 1/333.
Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş‘as es-Sicistânî, el-Merâsîl, nşr. Abdülazîz İzzüddîn es-Sirvân (Beyrut: Dâru’l-kalem, 1406/1986), 103 (8).
bû Abdillâh Muhammed b. İdris eş-Şâfiî, el-Ümm (Kahire: Dâru’l-Vefâ, 1422/2000), 2/264-265.
Ebü’l-Kāsım Ömer b. Hüseyin b. Abdillâh el-Hırakī, Muḫtaṣaru’l-Hırakī(Tanta: Dâru’sSahâbe, 1413/1993), 24; İbn Ḳudâme, Muġnî, 2/258.

