Kadınların asker olması meselesi, sadece bir meslek tercihi olarak değil; fıtrat, aile hayatı, mahremiyet, tesettür ve toplum düzeni bakımından ele alınmalıdır. İslâmiyet, kadın ile erkeği insanlıkta, kullukta ve takvâda bir görür; fakat vazife ve mes’uliyetlerde fıtrata uygun bir denge gözetir. Bu sebeple kadının doğrudan harb ve çatışma merkezli bir askerlik vazifesine sevk edilmesi, münasip görülmez.
Kadının en mühim vazifelerinden biri, aile hayatını muhafaza etmek ve neslin terbiye ve yetişmesine hizmet etmektir. Şefkat, merhamet, hayâ ve iffet gibi fıtrî hususiyetler, onun cemiyet içinde çok kıymetli bir mevki taşıdığını gösterir. Bu hususiyetleri zedeleyecek, onu sertlik, emniyetsiz ortam ve mahremiyet ihlâli içine atacak vazifeler, kadın için umumî bir hayat tarzı hâline getirilemez. Harb ve askerlik ise ekseriyetle böyle ağır ve zorlayıcı şartlar taşır. Bir evin huzuru, terbiyesi, mânevî havası ve neslin istikameti çoğu zaman annenin hâliyle şekillenir. Bu bakımdan kadını, fıtratına uygun olmayan ağır sahalara mecbur etmek, hem şahsına hem aileye hem de toplum hayatına zarar verebilir.
Kadınlar elde edeceği vasıfları ve yeteneklerini İslam uğrunda kullanabilir. Kendi hemcinslerini eğitmek için hocalık yapabilirler. Çünkü ilim öğrenmek kadına da erkeğe farzdır. Fakat tüm bu alanların açılması ancak dinimizin emrettiği tesettür ve mahremiyet kuralları ile gerçekleşebilir. Eğer zaruret olursa mesela ülkemiz Allah(c.c) göstermesin bir işgale uğrarsa burada tüm Müslümanların(özrü olmamak şartıyla) cihada çıkması onlara farz olur. Peygamberimizin döneminde bazı savaşlarda kadınların katıldığını görmekteyiz. Eğer bir ülkede erkekler savaşmak için yeterli gelmiyorsa elbette burada kadınlar da devreye girer savaşta gerekli yerlerini alırlar. Kadınların da normal şartlarda askerlik gibi devlet işlerinde yer almaları ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi zaruret ve İslami mahremiyet ile tesettür şartları sağlandığı müddetçe mümkün görünmektedir. İslam kadına değer verdiği için onu bu zahmetlerden ve ağır yüklerden kurtarmış bu yükü ve zahmeti fıtratı gereği erkeğe yüklemiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) hanımlara hitaben bir Hadis-i Şeriflerinde şu şekilde buyurmuştur:
Sizden birinizin kendi evinde yapacağı bir iş, mücahitlerin yaptığı cihat sevabını kazandırır. 1
Netice olarak; kadınların asker olması daimî ve teşvik edilen bir yol değildir. Asıl olan, kadının fıtratına muvafık vazifeler içinde korunması ve kıymetinin muhafaza edilmesidir. Ancak zaruret, meşrû müdafaa ve ihtiyaç hâlinde; dinî hudutlara riayet edilerek bazı hizmetlerde bulunması mümkün olabilir.
Kenzu’l-Ummal, h. No. 45146

