Zaman kavramı, bedenle yaşadığımız dünya hayatında başka, rûha ait berzah âleminde bambaşka işler. Rüyada seneler süren bir olayı gerçekte birkaç saniyede yaşamamız bunun basit bir örneğidir.
Kabirde zamanın nasıl aktığını ise kesin olarak bilmemiz mümkün değildir. Hadîs kaynaklarımızda Peygamberimiz (sav) devrinde ölen bazı kimselerin kabirde azap gördüğünü1 ve Kur’ân-ı Kerîm'de Firavun ailesinin “sabah akşam ateşe arz olunduğunun”2 bildirilmesiyle kâfirler için azabın ölümle birlikte başladığına ve sonrakilere göre daha erken gerçekleştiğine işaret eder. Lâkin önce ölenle sonra ölenin, dünya ölçüsüyle ne kadar süre azap çekeceğini tespit etmemiz mümkün değildir. Önce ölenlerin azaplarının önce başlaması ilâhî bir takdirdir. Mülkün sahibi Cenâb-ı Hak her kulun zamanını ve imtihanını dilediği gibi takdir eder. Rabbimiz dilerse kıyametten bir dakika önce vefat eden bir kâfire dünya senesiyle binler sene kabiz azabı çektirebilir. Nasıl farklı devirlerde yaşayanların avantaj ve dezavantajları varsa, kabirdeki mükâfat ve azapta da benzer farklar bulunabilir. Rabbimizin sonsuz hikmet, rahmet ve adaleti gereği, imtihanı ağırlaşan kullarının mükâfatını arttırır, cezalarını da hafifletir. Rabbimiz kullarına asla zulmetmeyeceğini Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle bildirmektedir:
Benim verdiğim karar asla değiştirilemez; ben kullarıma kesinlikle zulmetmem! 3
Başka bir âyette de rahmetinin sonsuz olduğunu şöyle vurgulamaktadır:
De ki: “Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) isrâf eden kullarım!(Günahlara bulaştık diye) Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şübhesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafûr (çok bağışlayan), Rahîm (kullarına çok merhamet eden)ancak O'dur. 4
Özetle; Rabbimiz hiçbir kuluna asla haksızlık, adaletsizlik ve zulüm etmez. Bazı şeylerin hikmetini dünyada anlayamasak da yukarıdaki âyetlerden hareketle onların pek çok hikmet barındırdığını kabul edip teslimiyet göstermeliyiz.
Buhari, Edep 46/6052
Mü'min 40/46
Kaf 50/29
Zümer 39/53

