Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

16.03.2012

5956

“İzzet İse Gayret İster” Cümlesi Haşri Nasıl İspat Eder?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

10. Sözde geçen, "izzet ise gayret ister." cümlesi ne manaya geliyor, izah eder misiniz? Bu hükmün haşre delili nedir?

17.03.2012 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İzzet; yücelik, büyüklük, onur, haysiyet, mağlup edilemezlik ve hiçbir şekilde zillete düşmeme durumu demektir. Burada kastedilen, İzzet-i İlahiyedir; yani Allah’ın mutlak izzet sahibi olması, her cihetle galip, nihayetsiz derecede azametli, mağlubiyetten ve aczden uzak olmasıdır. Bu hakikat, Allah’ın fiillerinde, emirlerinde ve kâinattaki tasarrufunda kemal, haşmet ve hakimiyetin görünmesidir. Hiçbir şey O’na karşı gelemez, O’nu mağlup edemez, hükmünü bozamaz. İzzet-i İlahiye aynı zamanda küfür, isyan ve zulmün cezasız kalmamasını da gerektirir. Çünkü İlahi izzet, rububiyetine karşı gelenleri başıboş bırakmaz; adalet ve hikmetle muamele eder.
Gayret kelimesi ise; günlük dildeki çaba göstermek veya çalışmak anlamında değildir. Bilhassa gayretullah şeklinde kullanıldığında hukukunu çiğnetmemek, isyan ve edepsizliği cezasız bırakmamak, rububiyetine karşı yapılan isyanı cevapsız bırakmamak anlamlarına gelir. Dolayısıyla bu kavram şu şekilde anlaşılmalıdır: Sonsuz kudret ve azamet sahibi olan Allah, kendi mülkünde kurallarının ve hukukunun çiğnenmesini karşılıksız bırakmaz, isyânkarları cezalandırır.
Fakat yaşadığımız bu dünyaya baktığımızda, bu mutlak adaletin ve cezalandırmanın her zaman tam anlamıyla gerçekleşmediğini görürüz. Dünyada, Allah’ın merhametine ve kanunlarının gerektirdiği düzene layık olan adaletin ancak çok küçük bir kısmı tecelli etmektedir. Çoğu zaman zalimler, işledikleri zulümlerin cezasını bütünüyle çekmeden; mazlumlar ise uğradıkları haksızlıkların karşılığını tam olarak alamadan bu dünyadan göçüp gitmektedirler. Eğer her şeyi yoktan var eden ve sonsuz izzet sahibi olan Allah, bu haksızlıklara ve isyanlara ebediyen göz yumsaydı, bu durum O’nun yüceliğine, kudretine ve adaletine zıt düşerdi. Çünkü bir mülk sahibinin, mülkünde kanunlarını çiğneyenleri ebediyen cezasız bırakması, izzete ve haysiyete yakışmayan bir acizlik ve kayıtsızlık alâmetidir.
İşte dünyadaki bu eksik tecelli, her şeyin hesapsız ve başıboş bırakıldığı anlamına gelmez. Aksine bu hakikat, aklın ve vicdanın zaruri bir neticesi olarak ahiret inancını ve bir “Mahkeme-i Kübra” (Büyük Mahkeme) mecburiyetini gözler önüne serer. Madem bu fani dünyada zalim kendi izzetinde, mazlum ise zilletinde kalıp göçüp gidiyor; madem o sonsuz adalete, o muazzam namusa ve izzete layık olan icraatın binden biri dahi burada tam anlamıyla gerçekleşmiyor; demek ki bütün bu haksızlıkların, isyanların ve edepsizliklerin hesabı, mutlak adalet ve izzet sahibi olan Allah tarafından çok daha büyük bir mahkemeye bırakılmaktadır.
İzzet ve gayretullah, suçlunun ebediyen cezasız kalmasına, mazlumun ahının zayi olmasına asla müsaade etmez. İlahi hikmet, dünyada imtihan sırrı gereği zalime mühlet verir ancak onu asla ihmal etmez. Bu sebeple haşir, ahiret ve cehennemin varlığı, İlahi izzetin, haysiyetin ve gayretin muazzam bir tecellisidir. Kâinattaki o kusursuz nizamın ve namusun korunmasının mecburi bir neticesidir. O büyük mahkemede zalim hak ettiği cezayı eksiksiz görecek, Allah’ın izzeti muhafaza edilecektir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:

Halbuki kerem ise, in‘âm etmek ister. Merhamet ise, ihsânsız olamaz. İzzet ise gayret ister. Haysiyet ise ve nâmus ise, edebsizlerin te’dîbini ister. Halbuki şu memlekette, o merhamet, o nâmusa lâyık binden biri yapılmıyor. Zâlim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor.1

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 7.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız