Hüsrev Efendi’nin Arabî Risalelerin tercümesi noktasında yaptığı en esaslı çalışma, Üstad Bediüzzaman’ın kardeşi Abdülmecid Nursî’nin yaptığı İşâratü’l İ’caz tercümesini tekrar gözden geçirip bir nevi yeniden tercüme etmesidir.
1950’li yıllarda lisede okurken Bediüzzaman Hazretleri’nin Isparta’da kaldığı eve ara sıra gelip hizmetlerinde bulunan Zekeriya Kitapçı’nın şâhid olarak naklettiğine göre, Abdülmecid Nursî’nin tercümesi Üstad’a geldiğinde kitabı eline alıp koklamış: “Keçeli anlayamamış. Bunda Risale-i Nur’dan yalnız bir kokucuk var” demiştir. Kitapçı’nın dediğine göre, daha sonra Üstad Bediüzzaman’ın bu vazifeyi Hüsrev Efendi’ye vermesi üzerine Hüsrev Efendi İşârâtü’l-İ’câz’ı, Abdülmecid Ağabey’in nüshası üzerinden çalışarak yeniden tashih ve tercüme etmiştir. İşârâtü’l-İ’câz’ın Kur’ân harfleriyle münteşir olan Türkçe tercümesi, Hüsrev Efendi tarafından yapılan bu tercümedir.
Mesnevi-i Nuriye tercümesi sadece Üstad Bediüzzaman’ın kardeşi Abdülmecid Nursî tarafından yapılmıştır.

