RİSALE-İ NUR

31.03.2015

5740

17. Lem’a’da Geçen “İnsan Sarayı” Benzetmesi Neyi İfade Etmektedir?

17. Lem'a'nın 14. Notası'nda geçen, "insan denilen sarayın cevherlerinin bir kısmı âlem-i ervâhtan, bir kısmı âlem-i misâlden ve levh-i mahfûzdan..." geldiği bahsini kısaca izah eder misiniz?

31.03.2015 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Hususan insan, o kasırların en güzeli ve o sarayların en acîbidir. Ve bu insan denilen sarayın cevherlerinin bir kısmı âlem-i ervâhtan, bir kısmı âlem-i misâlden ve levh-i mahfûzdan ve diğer bir kısmı hava âleminden, nûr âleminden, anâsır âleminden geldiği gibi; hâcâtı ebede uzanmış, emelleri semâvât ve arzın aktârına yayılmış; râbıtaları ve alâkaları, dünya ve âhiret edvârında dağılmış bir sarây-ı acîb ve bir kasr-ı garîbdir.1

Bediüzzaman Hazretlerinin "insan bir saraydır" ifadesinden sonra o sarayın cevherleri derken, insanın hem maddi hem manevi yönlerden farklı âlemlerle bağlantılı olduğunu nazara vermektedir. Bu kavramları tek tek açıklayacak olursak;

Âlem-i ervah (ruhlar âlemi) denilen yer, ruhların yaratıldığı ve bedenlerden önce var olduğu kabul edilen manevi bir âlemdir. İnsanın en temel cevheri olan ruh buradan gelir. Bu, insanın sadece et ve kemikten ibaret olmadığını; düşünme, sevme, inanma gibi özelliklerinin ruhla ilgili olduğunu göstermektedir. Mesela bir insanın vicdanı, merhameti veya Allah’a yönelme isteği, bu ruhi yönün bir yansımasıdır.

Âlem-i misal (misal/temsil âlemi) ise daha çok görüntülerin, şekillerin ve manaların suret halinde bulunduğu bir âlem olarak bilinmektedir. Rüyalar buna örnek verilebilir. İnsan, rüyasında gerçek olmayan ama çok canlı görünen sahneler yaşar. İşte hayal gücü, tasavvur etme yeteneği ve zihinde şekil oluşturma kabiliyeti, bu âlemle bağlantılı kabul edilmektedir. Bir şeyi gözünde canlandırabilmek, misal âlemine açılan bir pencere gibidir.

Levh-i Mahfuz ise her şeyin İlâhî ilimde kayıtlı olduğu, kaderin yazılı bulunduğu bir İlâhî kayıttır. İnsanın kaderle ilgili yönü, yani ne zaman doğacağı, hangi özelliklerle dünyaya geleceği gibi hususlar buraya bağlanır. Mesela insanın anne babasını seçememesi veya doğuştan bazı kabiliyetlerle gelmesi, bu yönle ilişkilendirilmektedir.

Hava âlemi, seslerin ve nefesin taşındığı ortamdır. İnsanın konuşması, ses çıkarması ve iletişim kurması bu âlemle bağlantılıdır. Bir sözün ağızdan çıkıp başkasına ulaşması, görünmeyen ama etkili bir sistemle olur. Bu da insanın iletişim yönünü gösterir.

Anâsır âlemi (unsurlar âlemi) ise toprak, su, hava ve ateş gibi maddi unsurlardır. İnsanın bedeni bu unsurlardan yaratılmıştır. Yani kemikler, et, kan gibi fiziksel yapımız tamamen bu maddi âlemle ilgilidir.

Sonuç olarak, insan, sadece maddi bir varlık değildir. Ruhu, hayali, aklı ve bedeniyle farklı âlemlerle bağlantılı, çok yönlü bir saray gibidir. Bu yüzden hem dünyaya hem de ahirete uzanan geniş bir yapıya sahiptir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 142.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız