Kur'ân-ı Kerîm'de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
Bedevîler(den bir kısmı): “Îmân ettik!” dediler. De ki: “(Siz aslında gerçekten) îmân etmediniz; fakat 'Teslîm olduk!' deyin; çünkü îman henüz kalblerinize girmemiştir. 1
... İşte onlar ki, (Allah) kalblerine îmânı yazmış ve tarafından bir ruh (ilâhî bir yardım) ile onları kuvvetlendirmiştir. 2
Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:
Bir kul gönülden tasdik ederek Allah'tan başka ilah bulunmadığına, Hz. Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna inanırsa, Allah o kula cehennem ateşini haram kılar.” 3
Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle buyurmaktadır:
Bizlerin günahlarımızdan gelen yaralar ve yaralardan hâsıl olan vesveseler ve şübheler, neûzübillâh, mahall-i îmân olan bâtın-ı kalbimize ilişip îmânımızı zedeliyorlar. 4
Nefis dahi yardım etse, mahall-i îmân olan kalb ve akıl susarlar, mağlûb olurlar. 5
Îmânın yeri kalbdir, dimağ ise oluyor ma‘kes-i nûr-u îmân. 6
Kalbden maksad, sanevberî bir et parçası değildir. Ancak bir latîfe-i Rabbâniyedir ki, mazhar-ı hissiyâtı vicdan, ma‘kes-i efkârı dimağdır. Binâenaleyh, o latîfe-i Rabbâniyeyi tazammun eden o et parçasına kalb ta‘bîrinden şöyle bir letâfet çıkıyor ki, o latîfe-i Rabbâniyenin insanın ma‘neviyâtına yaptığı hizmet, cism-i sanevberînin cesede yaptığı hizmet gibidir. 7
DEĞERLENDİRME
İmanın merkezi kalptir. Ancak burada kalpten maksad, kanı pompalayan et parçası değildir. Asıl maksad, ruhumuzdaki mânevî kalbdir. Akıl da bu mânevî merkezin işleyen cihetlerinden biridir. Cismanî kalp, o mânevî kalbin bedendeki penceresi ve temsilcisi hükmündedir. Nasıl ki bedenimize ait her bir organın ruhumuzda bir tesiri ve yansıması vardır; göz görmekle, kulak işitmekle, dil tat almakla ruhumuzda çeşitli hissiyatların uyanmasına vesile olur. Acı, keder, lezzet, heyecan, korku ve muhabbet gibi hisler, bu yansımaların bir neticesi olarak ortaya çıkar. Bunun gibi, cismanî kalp de insanın Rabbine karşı hissiyatına ve mânevî hayatına bakan bir merkez durumundadır. Bu sebeple, bedendeki kalp ile ruh arasındaki alâka inkâr edilemez. Fakat îmânın mahalli, doğrudan doğruya et parçası olan kalp değil; onunla alâkadar bulunan mânevî kalbdir. Cismanî kalp ise bu mânevî merkezin bedendeki bir temsilcisi ve ona bakan bir aynası gibidir. Peygamberimiz (sav) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.8
Bu hadîs-i şerîf de kalbin maddî ve mânevî vücut için mühim bir merkez olduğunu göstermektedir.
Hucurat 49/14
Mücadele 58/22
Buhari, İlim 49
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.4
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.78
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.355
Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.71
Buhârî, Îmân 39, Büyû’ 2; Müslim, Müsâkat 107, 108; Ebû Dâvûd, Büyû’ 3; Tirmizî, Büyû’ 1; Nesâî, Büyû’ 2, Kudât 11; İbni Mâce, Fiten 14

