Tahkîkî iman, yalnız “inanmak” değil, araştırmalara ve elde edilen sağlam delillerle ikna olmaya dayanan kuvvetli ve sarsılmaz bir inanç demektir. Kâinatta her bir hâdiseyi Allah'ın isimlerine birer pencere yaparak okumaktır.
Ayne’l-yakîn mertebesi ise delilin ötesinde, “görür gibi” bir bilgi sahibi olmakla, hakikatin eserlerini bizzat müşahede etmektir. Müşahade (gözlem) yoluyla elde edilen ve doğruluğu apaçık olan bilgi diye de tarif edilir. Kişinin deliller neticesinde elde ettiği bilgileri, dış âlemde müşahede edip gözlemleyebilmesidir.
Bu mertebede tahkîkî iman, Allah'ın iismleri adedince ayrı ayrı pencerelerde tezahür eder, görünür. Çünkü her isim, kâinatta farklı bir cihette, farklı bir mühür hükmüne geçer.
Bu isimlere bazı misaller verelim:
Rezzâk İsmi: Bir kuşun, balığın, arının, bebeğin ve bütün canlıların rızkının ayrı ayrı yollarla, en uygun zamanda ve en uygun bir şekilde verilmesi, kör tabiatın, tesadüfün eseri olamayacağı çok açıktır. Kendi kendine de olması mümkün değildir. Dolayısıyla o rızıkları gönderen bir Rezzâk'ın olduğunu bize apaçık bir şekilde gösterir. Bu durum, sadece “Cenâb-ı Hakk rızık verendir” bilgisi olmaktan çıkar ve gözlerimizle bu hâle şahit olmamızı sağlar. Rezzâk ismi üzerinden, Allah'ın varlığı ve birliği ayne’l-yakîn mertebesinde anlaşılır.
Şâfî İsmi: Bir hastalığın iyileşmesi için akyuvarların hareketi, hücrelerin tamir edilmesi, bağışıklık sisteminin inanılmaz bir şekilde kayıtlar tutarak çalışması, bir yaranın en mükemmel bir şekilde kapanarak derinin eski haline gelmesi gibi fiilleri gören bir insan, bu olayları mutlaka bir yaratıcıya vermek zorundadır. Bozulan bir makine nasıl kendi kendine tamir olamıyor ve muhakkak bir ustaya ihtiyaç duyuluyorsa, canlıların bedenlerindeki iyileşmeler de asla kendi kendine gerçekleşemeyecektir. Kâinatta gözlemlenen bütün şifa faaliyetleri, bize net bir şekilde Şâfî olan Allah'ın varlığını ispat eder.
Rahîm İsmi: Bir bebeğin anne karnında gelişimi, hiç bir yeteneği olmadığı için göbek kordonu üzerinden beslenmesi, doğduktan sonra da dünyanın en faydalı gıdası olan anne sütü ile gelişmeye devam etmesi, tek bir ürün ile bütün vitamin ve mineraller verilebilecek iken her bir vitamin ve mineralin farklı tatlardaki meyve ve sebzeler üzerinden ihsan edilmesi, denizlerdeki tuzlu suların buharlaşıp tekrar yağmur olarak yeryüzüne inmesi gibi devasa bir damıtma sisteminin çalışması gibi örnekler bize gösteriyor ki, Rahîm olan Allah bu icraatları yapıyor. Çünkü bu işler, merhameti gerektiren faaliyetlerdir. Tesadüfe veya tabiata havale edilemez. Rahîm ismini net bir şekilde bize gösterir. Cenâb-ı Hakk'ın varlığını ve birliğini ispat eder.
Hakîm İsmi: Atomlarda, hücrelerde, bitkilerde, hayvanlarda, insanların bedenlerinde, güneş sisteminde, yıldızlar ve galaksiler arasında bulunan mükemmel, ölçülü, düzenli ve dengeli kanunlar, bize sonsuz hikmet sahibi olan bir Zât'ı apaçık gösterir. Çünkü bu kusursuz sistemlerin sebeplerle, tesadüfen veya uzun bir zaman dilimi içerisinde kendiliğinden oluşması mümkün değildir. Ölçülü ve düzenli bir iğnenin dahi bir ustası olmak zorunda ise, kâinattaki bu mükemmel ölçü ve düzen elbette bir düzen ve ölçü koyucuyu gerektirir. Dolayısıyla Hakîm olan Rabbimizin varlığını ve birliğini bize gözümüzle görür gibi bildirir.
Hafîz İsmi: Bütün bitkilerin canlılık bilgilerinin tohumlara kaydedilmesi, hayvanlardaki bilgilerin yumurtacıklarda muhafaza edilmesi, hücrelerdeki bilgilerin DNA'larda korunması, insan hafızasında bütün bir hayatın kaydedilmesi gösteriyor ki, sonsuz bir hafîziyyet (muhafaza edicilik, koruyuculuk) fiili bulunmaktadır. Mesela sadece insan hafızasını incelediğimizde görürüz ki, 80 yıllık bir filmin görüntü, ses ve bütün hislerle birlikte en kaliteli bir şekilde kaydedilmesi, belki de milyarlarca terabayt fiziksel bellek ihtiyacını gerektirmektedir. Fakat bu kadar kaydın mercimek tanesi kadar bir et parçası içerisinde yapılması, inanılması zor bir mucizedir. Bütün bunlara şahit olmak bize, Hafîz olan bir Allah'ın varlığını apaçık bir şekilde gösterir.
Ayrıca baharda ölü hükmündeki toprak ve ağaçların canlanması, bir çekirdeğin hayatlı bir ağaca dönüşmesi, her bir canlıya hayat verilmesi Hayy ismiyle; her gün ve her mevsim sayısız canlının vazifesini bitirip belirli bir düzen içinde bu dünyadan ayrılması Mümît ismiyle; bir tek baharda sayısız çeşit mahlûkun kolayca, sür’atle ve hatasız yaratılması, küçücük bir çekirdekten koca bir ağacın çıkarılması Kadîr ismiyle; aynı maddelerden yaratıldığı hâlde, yüzlerin, parmak izlerinin farklı olması, çiçeklerin, meyvelerin, hayvanların sayısız şekil ve nakışlarla süslenmesi Musavvir ismiyle; gece gündüzün ve mevsimlerin art arda gelmesi, ekosistemdeki birbiriyle bağlantılı bütün canlıların sevk ve idaresi Müdebbir ismiyle bize Cenab-ı Hakk'ın varlığını ve birliğini güneş gibi apaçık göstermektedir.
Rabbimiz, kâinatta tecelli eden bütün isim ve sıfatlarını tefekkür ederek ayne’l-yakîn mertebesinde bir tahkîkî imanı elde edebilmeyi hepimize nasip eylesin.

