İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Çünkü zerre gibi bir câmid; ve arı gibi küçük bir hayvan, kitâb-ı mübînin mühim ve ince mes’eleleri olan nizâm ve mîzânı bilemezler. Câmid bir zerre ve arı gibi küçük bir hayvan nerede? Semâvât tabakalarını bir defter sahîfesi gibi açıp, kapayıp, toplayan Zât-ı Zülcelâl’in elindeki kitâb-ı mübînin mühim ve ince mes’elelerini okumak nerede? Eğer dîvânelik edip zerrede o kitâb-ı mübînin ince hurûfâtını okuyacak kadar bir iktidâr ve bir göz bulunduğunu tevehhüm etsen, o vakit o zerrenin şehâdetini redde çalışabilirsin.1
Bediüzzaman Hazretleri burada, her bir varlığın Allah'ın varlığına ve birliğine delil olduğunu anlatmaktadır. Zerre gibi şuursuz bir madde veya arı gibi küçük bir canlı, kâinattaki mükemmel düzeni, ölçüyü ve dengeyi kendi ilmi ve kudretiyle kuramaz. Halbuki yaptıkları işler son derece hikmetli, planlı ve ölçülüdür. Bu da onların kendi başlarına hareket etmediklerini, her şeyi ilmi ve kudreti sonsuz olan Allah'ın emriyle yaptıklarını gösterir. Eğer bir kimse Allah'ın varlığını inkâr ederse, bu kusursuz düzeni zerreye veya arıya vermek zorunda kalır ki bu, akıl ve mantıkla bağdaşmaz.
Dolayısıyla burada hitap edilen kişi, Allah'ın varlığını ve yaratmasını inkâr eden kimsedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 131.

