Soru

Hüsrev Efendinin Vazifesi

Bediüzzaman Hz. Hüsrev Efendi'ye ”Sen hem benim yerime hem de kendi yerine hizmet edeceksin!” diyerek neyi kasdetmiştir. Hüsrev Efendinin Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetinden başka hizmetleri de mi vardı?

 

Tarih: 15.04.2011 18:01:20

Cevap

Bu alıntının geçtiği yerin tamamı şöyleidr.

“Bedîüzzaman Hazretleri bir gün talebeleri ile birlikte Isparta’nın Kirazlıdere mevkiinde kıra çıkmış ve orada bulunan talebelerinin huzurunda Hüsrev Efendiye hitaben: “Hüsrev! Azrâil Aleyhisselâm gelse ‘Seni mi alayım, Hüsrevi mi alayım?’ dese ben ‘Beni al, Hüsrev hem benim yerime hem de kendi yerine hizmet eder’ derim” deyince Hüsrev Efendi, “Üstâdım! Ben zâten hastayım! Azrâil Aleyhisselâm beni alsın, ben sizi âhirette karşılarım” diye mukabele etmişti.

Bunun üzerine Hazret-i Bedîüzzaman “Hayır Hüsrev! Cenab-ı Hakk böyle ister! Melekü’l-Mevt beni alacak, sen hem benim yerime hem de kendi yerine hizmet edeceksin!” demiştir.(KAYNAK)

Malumdur ki Bediüüzzaman Hazretleri Risale-i Nurun birçok yerinde kendi vazifesinin "telif"(eseri ilk vücuda çıkmasına vesile olmak) talebelerinin vazifesinin ise "neşir"(bu eserin insalara ulaştırılması) olduğunu ifade etmiştir. Özellikle Hüsrev Efendi Üstadımız Risale-i Nurun yazılması, dağıtılması ve hizmetin sevkinde çok büyük hizmetleri olmuştur. Bediüzzaman hazretleri risalelerin telifinden sonra bu neşir vazifesini yapan talebeblerine ve özellikle de Hüsrev Efendiye çok iltifatlar etmiş ve bundan sonraki neşir vazifesinin çok daha mühim olduğunu şu ifadeleriyle dile getirmiştir. 

“Risale-i Nur'un kahramanı Hüsrevbenim bedelime ölmek ve benim yerimde hasta olmak samimî ve ciddî istiyor. Ben de derim: Te'lif zamanı değil, şimdi neşir zamanıdır. Senin yazın, benim yazımdan ne derece ziyade ve neşre faideli ise, hayatın dahi hizmet-i Nuriyede benim bu azablı hayatımdan o derece faidelidirEğer benim elimden gelseydi, hayatımdan ve sıhhatimden size memnuniyetle verirdim.” (Kaynak-Emirdağ Lahikası 1)

Buaradan anlaşılıyor ki Bediüzzaman üstadımızın "benim yerime" ve "kendi yerine" dediği vazife neşir vazifesidir ve aynı şeydir. Risale-i Nurun telifi bittiğine göre geriye kalan en mühim vazifede budur.

Ayrıca bu iki hizmeti de Hüsrev efendinin gayret, ciddiyet ve vekaletle omuzladığı anlaşılmaktadır.

Bu konuda Bediüzzaman Hazretleri şunu ifade etmektedir. “Hüsrev  gibi Nur kahramanından -benim yerimde ve Nur'un şahs-ı manevîsinin (manevî şahsiyetinin) çok ehemmiyetli bir mümessili (temsilcisi) olmasından- hiç bir cihetle gücenmemek elzemdir (en lazımdır).” (Şualar, 14. Şua, Shf:368)

Yine “Bu zat (Hüsrev) müstesna ve şirin kalemiyle nurlardan altı yüz risaleye yakın yazmış ve vatanın her tarafına neşrederek komünist perdesi altında dehşetli ifsada çalışan anarşistliği kırdı ve tecavüzünü durdurdu ve bu mübarek vatanı ve bu kahraman milleti o zehirden kurtarmak için tesirli tiryakları her tarafa yetiştirdi. Türk gençlerini ve nesl-i âtiyi büyük bir tehlikeden kurtarmağa vesile oldu.” (14. Şua)

 


Yorum Yap

Yorumlar