Muhtelif Meseleler

10.12.2010

5765

İslamiyet Hristiyanlara Nasıl Tebliğ Edilmeli?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Hıristiyan bir kimseye ilk önce izah edilmesi gereken meseleler nelerdir? Teslis inancını çürütürken nasıl bir yol takip etmeliyiz?

14.08.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İster gayrimüslim olsun isterse Müslüman olsun, tebliğde en önemli husus; doğru usulü yani yöntemleri tatbik etmektir. "Vusulsüzlüğümüz, usûlsüzlüğümüzdendir." sözünü, diğer bir manayla usûl, amaca götüren en birinci yoldur, şeklinde de yorumlayabiliriz.

Ayrıca İslam ve Türk hukuk tarihinin ilk medeni ve borçlar kanunu olan Mecelle'de geçen; "Usul esasa mukaddemdir" kuralı da bu manaya kuvvet vermektedir. Yani esas işe girişmeden evvel öncelikli yapılacak iş, doğru usule müracaat edip asıl işi yapmaya girişmektir. Usul meselesinin bu kadar önemli olmasının sebebi, hazine sandığı anahtarının kıymeti nispetinde usulün de muhatabın aklının ve kalbinin yolunu açmasıdır. Asr-ı saadet döneminde yaşanan şu önemli olayda Mus'ab bin Umeyr'in (ra) doğru usulü, Evs kabilesinin komple iman etmesine sebep olmuştur.

... Bu duruma öfkelenen Sa’d b. Muaz ayağa fırlayarak mızrağını kaptı ve
‘Ey Üseyd! Sen sana verilen görevi hakkıyla yerine getiremedin!’ dedi ve sonra Es’ad ile Mus’ab’ın yanına gitti. Onların sakin bir şekilde oturduklarını görünce Üseyd’in o sözleri kendisini tahrik etmek için söylemiş olduğunu anladı. Yanlarına vardı ve onlara sövüp saymaya başladı. Sonra Es’ad b. Zürâre’ye:
‘Ey Ebâ Ümâme, andolsun, eğer sen benim akrabam olmasaydın bunu yapamazdın. Niye yurdumuza gelip de hoşumuza gitmeyen şeyler yapıyorsun?’ dedi. Es’ad, Mus’ab’a şöyle dedi: ‘Ey Mus’ab! Sana, arkasında bulunan kavmin efendisi, önderi geldi. Eğer o da sana tâbi olacak olursa onlardan iki kişi bile kalmaksızın kavmin hepsi tâbi olur.’ Bunun üzerine Mus’ab:
‘Yanımıza oturup da sözlerimizi dinlemek lütfunda bulunur musun? Eğer hoşuna giden bir şey olursa kabul edersin, şayet hoşuna gitmeyecek bir şey olursa biz de konuşmayı bırakırız.’ dedi. Bu sözleri işiten Sa’d:
‘Sen insaflı bir söz söyledin.’ dedikten sonra mızrağını yere saplayarak yanlarına çöktü. Mus’ab ona da İslâm’ı arz etti, Kur’an okudu. Musab. Ukbe’ye göre o, Sa’d’a Zuhruf sûresinin baş tarafını okumuştur. Es’ad ile Mus’ab onun hâlini şöyle tasvir ederler:
‘O daha Müslüman olacağını söylemeden biz onun yüzünde İslâm’ı görmeye başladık. Çünkü yüzü pırıl pırıl parlıyordu ve yumuşamıştı.’ Sonra Sa’d onlara:
‘Siz Müslüman olmak, bu dine girmek istediğinizde ne yapıyorsunuz?’ diye sordu. Onlar: ‘Yıkanacaksın. Boy abdesti alacak, her iki elbiseni de temizleyeceksin. Şehâdet getirecek ve sonra iki rekât namaz kılacaksın!’ dediler. O da kalktı, bunları yaptı. Sonra mızrağını alarak kavminin ve Üseyd b. Hudayr’ın bulunduğu yere döndü.1

Hristiyanlara tebliğ meselesine gelince; öncelikle muhatabın yanlış fikirlerine saldırılmamalı ve batıl fikirlerini çürütme yoluna gidilmemelidir. Bu tür davranışlar, muhatabın da şiddetle kendini müdafaa etmesine sebep olur. Hem muhatabı ikna edemediğimiz gibi onun bize düşman olmasına da sebep olabiliriz.

Muhataba söylenecek ilk sözler ortak konular olmalıdır. Örneğin İncillerde Peygamberimizin (sav) müjdelenmesi olayı geçmektedir. Konuya hemen teslis inancından başlamak yerine bununla başlamak daha uygundur. Aşağıda ehl-i kitaba yaklaşımda güzel bir örnek takdim edilmiştir. Bediüzzaman Hazretleri Kur’ân’ın ehl-i kitaba şöyle seslendiğini söyler:

Ey ehl-i kitâb! Geçmiş olan Enbiyâ ve kitaplara îmân ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed ile Kur’ân’a da îmân ediniz. Zîrâ onlar, Hazret-i Muhammed’in gelmesini tebşîr ettikleri gibi, onların ve kitaplarının sıdkına olan delîller, hakîkatiyle, rûhuyla Kur’ân’da ve Hazret-i Muhammed’de bulunmuştur. Öyle ise, Kur’ân’ın Allâh’ın kelâmı ve Hazret-i Muhammed (asm) de resûlü olduğunu tarîk-i evlâ ile kabûl ediniz ve etmelisiniz.2

Böyle bir girişten sonra mantıkî delillerle teslis meselesine giriş yapılabilir. Allah'a oğul ve kızlar isnat etmek, ilâhî sıfatlarına uygun düşmeyeceği anlatılabilir. İtikadımızın temel meselelerinden olan Rabbimizin zati ve subuti sıfatlarından, mesela "Muhalefetün li'l-havâdis" yani yarattığı şeylere benzememesi gibi sıfatlar güzelce anlatılabilir.

Tebliğle alakalı daha önceden hazırlanmış detaylı çalışmalar aşağıya alınmıştır.

Kaynakçalar
  1. Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/175

  2. Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 44

İlmi çalışmalarımıza destek olabilirsiniz.

Bağış Yap

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız