Evet ekseriyet-i mutlaka ile hayır ve mehâsin ve kemâlât, vücûda istinâd eder ve ona râci‘ olur. Sûreten menfî ve ademî de olsa, esası sübûtîdir ve vücûdîdir.1
Hayır, iyilik, güzellik ve kemâl denilen bütün değerler varlık sahasında ortaya çıkar; çünkü iyilik ancak var olan bir şey üzerinde ve var olmakla anlam kazanır. Biz hayrı gözümüzle görür, aklımızla idrak ederiz. Ağaçların meyve vermesi, toprağın ürün çıkarması, bir insanın dinini öğrenip yaşamaya başladığında ahlâkında meydana gelen güzelleşme, hep bu hakikatin açık örnekleridir. Bunların tamamı varlığa dayanır; yoklukta ne hayır, ne güzellik ne de kemâl bulunur.
Fakat hayır her zaman ilk bakışta güzel ve olumlu bir sûrette görünmeyebilir. Bazen hayırlı bir fiil, yıkmak, bozmak, eksiltmek veya yok etmek gibi algılanabilir. Bu noktada yanılgı, olayın sûretine zahirine bakıp hakikatini gözden kaçırmaktan kaynaklanır. Dikkatle bakıldığında bu tür menfî olumsuz gibi görünen fiillerin aslında bozmak değil yapmak, şer değil hayır olduğu anlaşılır.
Meselâ kangren olmuş bir parmağın kesilmesi, ilk anda bedende bir eksilme ve yokluk gibi görünür. Oysa hakikatte bu işlem yokluğa değil, varlığa hizmet eder. Zira o parmak kesilmezse kangren bütün bedeni saracak ve insanın hayatını tamamen yok edecektir. Parmağın kesilmesiyle küçük bir kayıp meydana gelir; fakat bunun karşılığında bütün vücut ve hayat varlığını devam ettirir. Demek ki sûreten ademî ve menfî olan bu fiilin esası sübûtî ve vücûdîdir.
Aynı hakikat toplum hayatında da geçerlidir. Bir ülkeyi istila eden düşmanlara karşı savaşmak ve onları etkisiz hâle getirmek zahiren yıkmak ve öldürmek gibi algılanabilir. Fakat işin hakikatine bakıldığında bu mücadele, bir milletin hayatını, namusunu, şerefini, hürriyetini ve mülkiyetini korumaya yöneliktir. Bu karşı koyuş olmazsa çok daha büyük bir yokluk, zulüm ve felâket ortaya çıkacaktır. Bu sebeple savaşmak sûreten şer gibi görünse bile neticesi itibarıyla hayra ve varlığın devamına hizmet eder.
“Hayır ve mehasin ve kemalât vücuda istinad eder ve ona râciʿ olur” cümlesi bize şunu öğretir: Bütün iyilikler varlıktan doğar ve varlığı güçlendirir. “Sûreten menfî ve ademî de olsa, esası sübûtîdir ve vücûdîdir” ifadesi ise, görünüşte olumsuz ve yokluk gibi duran bazı fiillerin bile dikkatle bakıldığında varlığı koruyan ve hayra hizmet eden derin bir hakikate sahip olduğunu bildirir. Hakiki hayır, şekle değil; neticeye ve maksada bakılarak anlaşılır.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.73

