Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

1230

"Mevt Dahi Hayat Gibi Nikmet İçinde Nikmet, Azab İçinde Azabdır. O, Bahisden Hariçtir. Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

1. Mektub’da geçen “Mevt dahi hayat gibi nikmet içinde nikmet, azab içinde azaptır” ifadesinde mevt, yani ölüm, ehl-i dalalet için nasıl “nikmet” olmaktadır? Hayatın ehl-i dalalet için nikmet olması nasıl anlaşılmalıdır? İzah eder misiniz?

14.09.2026 tarihinde soru cevabı güncellenmiştir.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Öyle de, nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musîbetzedelere ve intihâra sevk eden belâlarla mübtelâ olanlar için ayn-ı ni‘met ve rahmettir. Ama ehl-i dalâlet için müteaddid Sözler’de kat‘î isbat edildiği gibi; mevt dahi hayat gibi nikmet içinde nikmet, azâb içinde azâbdır. O, bahisden hâriçtir.1

Nikmet, nimet ve iyilik yerine sıkıntı, azap ve kötü sonuç anlamında kullanılan bir kelimedir. Metinde ise “nimetin tersine dönmesi” manasında kullanılmıştır.

İnsan Allah’ı tanımadan ve ahirete inanmadan yaşarsa, hayat onun için gerçek anlamda bir nimet olmaktan çıkar. Çünkü insanın sahip olduğu akıl, vicdan, sevgi, merhamet ve gelecek endişesi gibi özellikler ona sürekli kayıpları, ayrılıkları ve ölüm korkusunu düşündürür. Dünya hayatını bütün varlığı zanneden bir insan için sevdiği şeylerin elinden çıkacağını bilmek, yaşlanmak, hastalanmak ve sonunda ölümle karşılaşmak hayatı adeta “azap içinde bir azap” haline getirir. Mesela insan çok sevdiği bir yakınının bir gün öleceğini bilir fakat ahirete iman etmiyorsa bu ayrılığı ebedi bir yokluk olarak görür. Dolayısıyla sevgi nimet olması gerekirken acıya, hayat ise nimet olması gerekirken sürekli kayıp ve endişe kaynağına dönüşür. Nitekim şu ayet bu manayı desteklemektedir:

Kim de benim zikrimden (Kitâb'ımdan) yüz çevirirse, artık şübhesiz ki onun için, dar bir geçim (sıkıntılı bir hayat) vardır ve kıyâmet günü onu kör olarak haşrederiz.2

Aynı sebeple ölüm de ehl-i dalâlet için “nikmet içinde nikmet” olur. Çünkü mümin açısından ölüm, Allah’a kavuşmaya ve ebedi hayata açılan bir kapıdır. Fakat ahireti inkar eden kişi için ölüm, sahip olduğu bütün nimetlerin sona ermesi ve yokluğa gitmek şeklinde tasavvur edilir. Üstelik ölüm korkusu sadece ölüm anıyla sınırlı kalmaz. İnsan daha hayattayken sürekli “Bir gün ben de öleceğim, sevdiklerimi kaybedeceğim ve her şey bitecek” düşüncesiyle yaşar. Böylece hayat, ölümü hatırlattığı için ölüm de hayatı ve bütün dünyevi bağları kopardığı için birbirini besleyen bir azap haline gelir. “Nikmet” burada “hayat ve ölümün kendi zatında kötü olması” demek değildir. Allah’tan ve ahiretten koparılmış bir hayat ve ölümün, insanın inkarı sebebiyle nimetin tersine dönmesi demektir. Bu yüzden aynı ölüm, iman eden için rahmet ve nimet, inkar eden için ise azap ve nikmet olabilir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 4.

  2. Tâhâ, 20/124.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız