Kütüb-i Sitte’nin Özellikleri
Zehebî, VIII. (XIV.) yüzyılda ana hadis kitapları olarak benimsenen bu eserlerden “kütübü’l-İslâmi’s-sitte” (İslâm’ın altı kitabı) diye söz etmiş (el-Muġnî, I, 5), ayrıca onlara “el-usûlü’s-sitte”, ihtiva ettikleri hadislerin diğer hadis kitaplarına göre genellikle güvenilir kabul edilmesi sebebiyle de “es-sıhâhu’s-sitte” (sıhâh-ı sitte) diyenler olmuştur. Nitekim Sıddîk Hasan Han bu konudaki eserine el-Hıtta fî zikri’s-sıhâhi’s-sitte adını vermiştir. Bir rivayetin Kütüb-i Sitte’de bulunduğunu anlatmak için “revâhü’l-cemâa”, Buhârî ile Müslim dışındaki dört eserde yer aldığını göstermek için de “revâhü’l-erbaa” ibareleri kullanılmıştır. Hepsi de konularına göre tasnif edilen bu eserlerin musanniflerinin hadis bilgisi ve râvilerde aradıkları şartlar farklı olduğundan eserleri de sağlamlık bakımından farklı derecelerde kabul edilmiştir. Buhârî ile Müslim, el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ adlı eserlerine sadece sahih derecesinde olan hadisleri aldıkları ve bu konuda oldukça titiz davrandıkları için İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu en güvenilir hadis kitapları saydıkları bu iki esere Ṣaḥîḥayn adını vermiştir.1
Kenzü’l-Ummâl
Kenzü’l-ʿummâl fî süneni’l-aḳvâl ve’l-efʿâl isimli hadis kitabı, Süyûtî’nin Cemʿu’l-cevâmiʿı ile aynı müellifin yaklaşık 10.000 hadis ihtiva eden el-Câmiʿu’s-sagīr’i ve 5000 kadar hadisin yer aldığı onun zeyli durumundaki Ziyâdetü’l-Câmiʿ adlı kitapları esas alınarak hazırlanmıştır. İstişhâd için işaret edilenler dışında eserde Haydarâbâd baskısına göre 46.180, Beyrut neşrine göre 46.624 hadis bulunmaktadır.2
Şimdi madde madde konuyu ele alalım:
1. Kütüb-ü Sitte Dışındaki Kaynaklar Sahih midir? (Kenzü’l-Ummal vb.)
Kütüb-ü Sitte dışındaki kaynakların (Müsnedler, Mu’cemler, Câmi’ler) tamamına "sahih" veya "uydurma" diyerek toptan bir hüküm verilmez. Bu eserlerin her birinin **telif amacı** farklıdır:
Kütüb-ü Sitte: Müellifleri (Buharî, Müslim vb.), öncelikle "sahihlik" şartını gözetmişler veya kendi dönemlerinde meşhur olan güvenilir hadisleri toplamayı hedeflemişlerdir.
Kenzü’l-Ummal: Bu eser bir "hadis derlemesi"dir (tezkire/fihrist mahiyetindedir). Yazarı Ali el-Müttakî, kendinden önceki onlarca hadis kitabını bir araya getirmiştir. Dolayısıyla içinde sahih, hasen ve zayıf hadisler yan yana bulunabilir.
Sonuç: Kütüb-ü Sitte dışındaki kitaplarda da çok sayıda sahih hadis vardır. Ancak bu kitaplar, Kütüb-ü Sitte gibi sıkı bir süzgeçten geçirilmiş "en seçkinler" listesi değildir.
2. Kütüb-ü Sitte İmamları Neden Tüm Sahih Hadisleri Almamıştır?
Buhari, Müslim ve diğer büyük hadis imamlarının, bildikleri tüm sahih hadisleri kitaplarına almamalarının birkaç temel sebebi vardır:
A. İhtisar (Kısa ve Öz Tutma) Maksadı
İmam Buharî, sahih olan hadislerden sadece bir kısmını kitabına aldığını söylemiştir. İbnü’s-Salâh’a göre İmam Buharî'nin el-Câmiʿu’s-saḥîḥ eserinde mükerrerleriyle birlikte 7275 hadis olup tekrarsız rivayetlerin sayısı 4000, bunların içinde muttasıl senedle rivayet edilenlerin sayısı ise 2602’dir.3
B. Şartların Ağırlığı (Sıhhat Kriterleri)
Her âlimin hadisleri sahih kabul etme şartı farklıdır. Örneğin; İmam Buhari'nin bir hadisi "sahih" kabul etmesi için aradığı râvi görüşmesi şartı İmam Müslim'de yoktur. Başka bir muhaddis (örneğin, İmam Ahmed b. Hanbel) o hadisi sahih kabul eder ama İmam Buharî'nin özel, en yüksek filtresine takıldığı için Sahih-i Buharî'de yer almaz.
C. Konu Sınırlaması:
Kütüb-ü Sitte imamları genellikle fıkhî hükümlere (ahkâm) esas teşkil eden hadisleri merkeze almışlardır. Ahlak, tarih veya dua içerikli birçok sahih hadis, "hüküm çıkarma" önceliği olmadığı için bu temel eserlere girmemiş, diğer kaynaklarda kalmıştır.
Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan bize nakil olunan mu‘cizâtı ve delâil-i nübüvveti, kısm-ı a‘zamı tevâtür iledir. Ya sarîhî, ya ma‘nevî, ya sükûtî. Ve bir kısmı çendân haber-i vâhid iledir. Fakat öyle şerâit dâhilinde, nekkād-ı muhaddisîn nazarında kabule şâyân olduktan sonra, tevâtür gibi kat‘iyeti ifade etmek lâzım gelir. Evet, muhaddisînin muhakkikîninden ‘el-Hâfız’ ta‘bîr ettikleri zâtlar, lâakal yüz bin hadîsi hıfzına almış binler muhakkik muhaddisler, hem elli sene sabah namazını ışâ abdestiyle kılan müttakî muhaddisler ve başta Buhârî ve Müslim olarak Kütüb-ü Sitte-i Hadîsiye sâhibleri olan ilm-i hadîs dâhîleri, allâmeleri tashîh ve kabul ettikleri haber-i vâhid, tevâtür kat‘iyetinden geri kalmaz.4
Bu Metinden Çıkarılacak Ders: "Ehl-i İhtisasa İtimat"
Yukarıda paylaştığımız metinde vurgulanan en önemli nokta şudur:
"Her fennin ehl-i ihtisası, o fenne göre bedihiyâtı (açık gerçekleri) beyân eder." Bir hadis Kütüb-ü Sitte'de olmayabilir, ancak metinde ifade edildiği gibi, "Lâakal yüz bin hadîsi hıfzına almış binler muhakkik muhaddisler... o hadisi tashih ve kabul etmişlerse, o haber-i vahid, tevatür katiyetinden geri kalmaz."
Yani bir hadisin sıhhati sadece "hangi kitapta" olduğuna değil, o ilmin dâhileri (allâmeleri) tarafından kabul görüp görmediğine bakılarak anlaşılır. Kenzü’l-Ummal gibi eserler, uzman olmayanlar için bir "maden" gibidir; içindeki altını (sahih olanı) topraktan (zayıf olandan) ayırmak için yine o büyük muhaddislerin terazisine ihtiyaç vardır.
https://islamansiklopedisi.org.tr/kutub-i-sitte
https://islamansiklopedisi.org.tr/kenzul-ummal
https://islamansiklopedisi.org.tr/el-camius-sahih--buhari
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 231

