İlgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Görmüyor musun ki; mecâzî aşklarda yüzde doksan dokuzu, ma‘şûkundan şikâyet eder. Çünkü Samed aynası olan bâtın-ı kalb ile sanem-misâl dünyevî mahbûblara perestiş etmek, o mahbûbların nazarında sakîldir. Ve istiskāl eder. Reddeder. Zîrâ fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. Şehvânî sevmekler, bahsimizden hâriçtir.1
Şehvet, terim olarak “nefsin kendisi için uygun olanı talep (elde) etmek üzere harekete geçmesi”, “kişinin hissî zevklere duyduğu güçlü arzu”, “hazza ulaşmak için gerekli veya faydalı olduğuna inanılan şeylere doğru, insanı tahrik eden (harekete geçiren) güç” gibi tanımlarla ifade edilmiştir.2
Sevmek duygusu, insanın yaratılışına Rabbimiz tarafından konulan en büyük ve önemli hislerdendir. İnsana konan bu duyguya Rabbimiz bir sınır koymamıştır. Bu dünyada yaratılan her şeyin ölümlü ve elden çıkacak olduğu gerçeğini göz önüne aldığımız zaman, bu dünyaya ait olan şeylerin bu duyguyu doyurmayacağını anlıyoruz. Bu duygumuzun asıl karşılık bulacağı, yani bizim bu duygumuzu tam doyuracak olan şey, başlangıç ve sonsuzluğun sahibi olan Rabbimizin sevgisidir. Çünkü sonsuz olan, ancak sonsuz olanla mutlu olur. Âyette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
Onlar, îmân edenler ve kalbleri Allah’ın zikri ile mutmain olan kimselerdir. Bilesiniz ki, kalbler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur.3
Ama insan bazen duyguların yanlış şekilde kullanımından dolayı kötü sonuçlar elde edebiliyor. O duygulardan biri de şehvet duygusudur. İnsanın neslinin devamı için yaratılışına konan şehvet duygusu, helal olmayan yanlış yerlere yönlendirildiği zaman, aslında bir nimet iken, bu sefer insanı harama sokan bir vesile hâline gelebilir.
İnsan seçimlerinde ya hisleri ve duyguları ile ya da akıl ve kalbinin yönlendirmesi ile adım atar. Hisse ve nefse uyarak atılan adımlar genelde kötü neticeler verir. Mesela insanlar sigaranın kötü bir alışkanlık olduğunu bilir ama bilmesine rağmen içmeye devam eder; burada hissin, akla ve kalbe hatta mantığa baskın gelmesi vardır. Şehvet duygumuza da bu şekilde bakacak olursak, insan sevgisini asıl yönlendirmesi gereken yerin Allah olduğunu bilir ama bazen olur ki, şehvânî olarak yöneldiği bir yanlış sevgi yüzünden manevî birçok değerini terk eder. Kötü bir hâle düşer.
Sonuç olarak, her bir duygumuz bizler için yaratılışımıza konan önemli nimetlerdir. Ancak bu duygular doğru kullanımdan uzaklaşıp yanlış yerlere yöneldiğinde, insanı manevî açıdan zarara uğratır. Gerçek huzur ve gerçek mutluluk, geçici olan dünyada ve dünyaya ait zevklerde değil, sonsuz olan Allah sevgisinde bulunur.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.149
Faruk Beşer, ''Şehvet'', TDV İslâm Ansiklopedisi, 2010, c.38, s.476
Ra‘d, 12 / 28

