Soru

Toplumun Fıtratı

İnsanların fıtratlarının farklı farklı olduğunu biliyorum. Bu fıtrat nesilden nesile aktarılan bir şey midir? Şayet öyleyse o zaman toplumların da bir fıtratı olması gerekir değil mi? Mesela Türk milleti fıtrat itibariyle cesurdur diyebilir miyiz? Yani çevresel faktörlerden bağımsız olarak.

Tarih: 1.10.2022 01:22:28

Cevap

Fıtrat denilen şeyden kastınız bazı huy ve karakterler ise evet, bunların başkalarına tesir etmesi mümkündür. Fakat bu tesir ve sirayet hiçbir zaman kişinin iradesini saf dışı bırakacak nitelikte olmaz. Eğer öyle olsa o zaman herkes işlediği suçu ve hataları genlerine ve karakterine vererek mesuliyetten kurtulur ki bu durum imtihan sırrını ortadan kaldırır. Yani bu dünyaya imtihan için gönderilen insanların özgür iradeleri bulunmaktadır. İnsanlar arzu ve isteklerini bu özgür iradeye göre tercih edip belirlemektedirler. İnsanın karakteri ve huyu ne olursa olsun iman ve islam ile her birisi Allah’ın razı olacağı mecraya sevkedilebilir. Fakat her insanın imtihanı bir olmaz. Allah (c.c) istediği kulunu istediği şekilde imtihan edebilir. Bazı insanların kendi içinde diğer huylarına nazaran daha baskın huy ve davranışları olabilir. Biri çok halim ve selim iken diğer kişi çok asabi bir karaktere sahib olabilir. Her birinin de kendine göre imtihanı farklıdır. Allah kullarına asla zulmedici değildir, kimsenin kaldıramayacağı yükü yüklemez. İnsanlar karşı karşıya kaldıkları bu durumlar karşısında günah ve hatadan uzak durabilecek bir nitelikte yaratılmışlardır. Ama bazı duygular eğitilmez ve onaları daha etkin yapacak çevre ve ortamlarda bulunmak insanın maalesef insanın o duygu üzerindeki hakimiyet ve kontrolünü kaybetmesine sebep olur ki mesuliyet yine kişiye ait olur.

İnsanların üzerinde coğrafya, iklim, kültür, iş ve meslek gibi şeylerin etkili olduğu bir gerçektir. Hatta toplumların ve milletlerin üzerinde de etkilidir.  Mesela bir millet vardır ki aklı fitne ve fesada çok iyi çalışır. Yine karakterlerinde çalışkanlık, disiplin, cesaret, kahramanlık, iyilik gibi vasıfların belirleyici olduğu milletler de bulunmaktadır. Tarihte Türkler cesur ve kuvvetli, Japonlar çalışkan, Almanlar disiplinli, Franszılar sanatkâr ruhlu olarak tarihteki yerlerini almışlardır. Toplumları bu belirleyici özelliğe doğru götüren ana etken o toplum içindeki fertlerin fıtratlarını o yöne doğru çokça yönlendirmelerinden kaynaklanmaktadır. Mesela bir yerde ünlü bir sanatkâr çıktığında toplumlar bu şahsa fazla rağbet gösterdiklerinden o milletin birçok ferdi o sanatkâr gibi olmaya çalışıp gayret sarfeder. Dolayısıyla milletlerin de tarih içinde ayırt edici bir karakaterleri bu şekilde oluşmaya başlamaktadır. tarih içinde bir milletin fertleri cesarte ve kahramanlığa çokça atıfta bulunursa o milletin fertleri cesur ve kahraman olma noktasında gayret sarfederler. Bu gayret toplıumsal bir faaliyete dönşüp netice de alındığında o kahramanlık ve cesaret o toplum için belirleyici bir karakater oluşturmaktadır.

Bizim inancımızda Peygamber efendimiz model bir şahıs olduğu için islam toplumunda her bir müslüman ona benzemeye çalışarak, toplumda evliyalık gibi bir kültürel miras oluşturmaya başlamıştır ki bu diğer toplumlarda gözüken bir şey değildir. Demek ki fertlerin yoğun ilgi gösterdikleri bir durum zaman içinde toplumsal bir huy ve karaktere dönüşebilir. Peygamber efendizmizin getirdiği hakikatlaer birçok toplumun huy ve karakterini ya değiştirmiş veya daha ileri bir seviyeye taşımıştır.

Şu unutulmamalıdır ki kim hangi tolumda hangi ortamda bulunursa bulunsun kendisine ulaşan vahiy ve hidayet rehberi ile her insan huy ve karakter açısından mükemmel vasıflara sahip olabilecek bir niteliklte yaratılmıştır.

 


Yorum Yap

Yorumlar