Bağış Yap

Ruh

19.06.2009

5034

Ruhların Farklı Yaratılması İmtihan Sırrına Zıt mı?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Yüce insanların ruhları ile sıradan insanların ruhları başlangıçta eşit miydi? Eğer ruhlar yaratılıştan farklıysa bu, imtihan sırrına tezat değil mi?

24.06.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İnsanların ruhları ve kabiliyetleri aynı değildir. Kimi daha derin anlayışlı, kimi daha kuvvetli iradeli, kimi daha şefkatli, kimi de daha sade bir istidatla yaratılmıştır. Bu hâl, imtihana aykırı değildir; bilakis imtihanın bir parçasıdır.

Yani Allah herkesi aynı kalıpta yaratmamıştır; fakat herkese adaletle muamele eder. Yani bir insandan, ona verilmemiş bir şeyi istemez. Çok kabiliyet verilmişse, ona göre daha fazla mes’uliyet vardır. Daha az kabiliyet verilmişse, ona göre daha hafif bir yük vardır. Bu sebeple imtihan, “Kim daha çok kabiliyet aldı?” imtihanı değil; “Kim kendisine verilen kabiliyeti doğru kullandı?” imtihanıdır.

Peygamberler, veliler, büyük âlimler çok yüksek kabiliyetlerle yaratılmışlardır. Fakat bu, onların imtihanının kolay olduğu mânâsına gelmez. Aksine, onların vazifesi daha ağırdır. Onlardan istenen sadakat, sabır, fedakârlık ve hizmet de daha büyüktür. Büyük istidat, büyük nimet olduğu gibi büyük bir mes’uliyettir, sorumluluktur.

Sıradan bir insan ise “Benim kabiliyetim az, öyleyse geri kaldım.” diye ümitsizliğe düşmemelidir. Çünkü Allah katında kıymet, yalnız zekâ ile ölçülmez. İhlâs, takvâ, samimiyet, haramdan sakınmak, farzları yerine getirmek ve sabırla kullukta sebat etmek çok büyük kıymet taşır. Bazen gösterişsiz bir mü’min, samimiyetiyle çok yüksek dereceler kazanabilir.

Burada önemli bir nokta daha vardır: İnsanlar arasındaki farklılık, haksızlık değil, kâinattaki hikmetin bir parçasıdır. Nasıl ki çiçeklerin hepsi aynı renkte, ağaçların hepsi aynı boyda, yıldızların hepsi aynı parlaklıkta değildir; insanlar da aynı seviyede yaratılmamıştır. Fakat her biri kendi yerinde bir mânâ taşır. Bir serçeden kartal kuvveti istenmediği gibi, her insandan da aynı büyüklükte işler istenmez. İmtihan sırrına ters olan şey, herkese farklı yaratılış verilip sonra herkesten aynı hesabın sorulması olurdu. Hâlbuki böyle değildir. Kur’ân-ı Kerîm'de açıkça şöyle bildirilmiştir:

Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz.1

Ruhların başlangıçta tamamen “eşit” olduğunu düşünmek de çok isabetli değildir. Çünkü Allah’ın yaratması sonsuz hikmetledir; her varlığı ayrı vazife ve ayrı kabiliyetle yaratır. Fakat bu farklılık, birinin peşinen cenneti hak ettiği, diğerinin peşinen kaybettiği mânâsına gelmez. Sonucu belirleyen şey, iradenin nasıl kullanıldığıdır. İnsan, verilene razı olup o nimeti yerinde kullanırsa kazanır; verilen nimeti kötüye kullanırsa kaybeder. İnsanın önünde çok mertebeler vardır. Kimisi verilen kabiliyeti iman, ibadet ve güzel ahlâk ile yükseltir; kimisi de yanlış tercihlerle o kabiliyeti zayi eder.

Sonuç olarak: Ruhların ve insanların kabiliyetleri farklı yaratılmıştır; fakat bu, imtihan sırrına zıt değildir. Çünkü Allah mutlak adalet sahibidir. Herkesi aynı yaratmaz; fakat herkese tam adaletle muamele eder. Asıl mesele, “Niçin ben başkası gibi yaratılmadım?” demek değil; “Bana verilen imkânı Allah’ın razı olacağı şekilde kullandım mı?” sorusunu sormaktır.

Kaynakçalar
  1. Bakara, 286/2

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız