RİSALE-İ NUR

15.07.2009

9364

Kâinatı Dolduran Esir Maddesi'nin Hakikati

Esir maddesi nedir? Hususiyetleri nelerdir? Bu madde hakkında Risale-i Nur'da nasıl bir izah bulunmakta?

19.08.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Esir; havadan hafif, latif, bütün boşluğu ve uzayı dolduran akıcı bir maddedir. Esir, cisimlerin en latifi, en çok yayılanı ve en akıcı olanıdır. Herhangi bir duyu organıyla algılanamaz. Esir, belirli bir hava katmanına mahsus olmayıp bütün boşluğu doldurur. Farklı bileşim ve suretlerde bulunabilen esir maddesi; ışığın, sıcaklığın ve elektriğin yayılmasını sağlar. Bu madde, kâinatın aslı ve mayası olarak kabul edilir. Bediüzzaman Hazretleri esir maddesini şu şekilde tanımlamaktadır:

Sâni‘-i Zülcelâl’in gāyet latîf ve nâzenîn, mutî‘ ve musahhar bir sahîfe-i icrââtı; ve emirlerinin bir vâsıta-i nakliyâtı; ve zayıf bir perde-i tasarrufâtı; ve latîf bir mürekkebi, midâd-ı kitâbeti ; ve en nâzenîn bir hulle-i îcâdâtı; ve bir mâye-i masnûâtı; ve bir mezraa-i hubûbâtı olan esîr maddesini..1

Yani esir maddesi, kâinat sarayının her köşesini dolduran, son derece zarif ve şeffaf bir enerji okyanusu gibidir. O, Yaratıcı’nın kudret kalemini gezdirdiği itaatkar bir yazı sayfası, ışık ve çekim gibi evrensel yasaların hızla yayıldığı muazzam bir iletişim ağıdır. Maddenin en ham hali ve yaratılışın ilk mayası olan bu gizemli madde, İlahi sanatın üzerine nakşedildiği ince bir perde ve varlık tohumlarının boy verdiği uçsuz bucaksız bir tarla vazifesi görür. Kısacası esir; boşluk sandığımız her yeri anlamlı kılan, atomlardan yıldızlara kadar her şeyin içinde yüzdüğü ve İlahi emirlerin saniyeler içinde iletildiği narin bir dokudur.

Bediüzzaman Hazretleri, başka bir yerde, 'esir' denilen bir maddenin var olduğunu ve gökyüzünün katmanlarının bu maddeden yapıldığını kanıtlamak için şunları söyler:

Birinci Kaide: Fennen ve hikmeten sâbittir ki, bu haddi yok fezâ-yı âlem , nihâyetsiz bir boşluk değildir, belki esîr dedikleri bir madde ile doludur.

İkincisi: Fennen ve aklen, belki müşâhedeten sâbittir ki; ecrâm-ı ulviyenin câzibe ve dâfia gibi kanunlarının râbıtası; ve ziyâ ve harâret ve elektrik gibi maddelerdeki kuvvetlerin nâşiri ve nâkili; (o fezâyı dolduran) bir madde mevcûddur.

Üçüncüsü: Madde-i esîriye, esîr kalmakla beraber, sâir maddeler gibi muhtelif teşekküllerde ve ayrı ayrı sûretlerde bulunduğu tecrübeten sâbittir. Evet, nasıl ki (buhar, su, buz) gibi (havâî, mâyi‘, câmid) üç nevi‘ eşyâ, aynı maddeden oluyor. Öyle de, madde-i esîriyeden dahi yedi nev‘ tabaka olmasına hiç bir mâni‘-i aklî olmadığı gibi, hiç bir i‘tirâza da medâr olamaz.2

Birinci kaide: Esir maddesi, bütün kâinatı bir deniz gibi kaplayan, atom altı seviyede her şeyin içine nüfuz etmiş en temel, ince bir maddedir.

İkincisi: Işığın veya yerçekimi dalgalarının bir noktadan diğerine gitmesi için bir "nakil aracı" gerekir. Nasıl ki ses hava olmadan yayılmazsa, ışık ve çekim kuvveti de kâinatı dolduran bu "esir" maddesi aracılığıyla iletilir. Yani esir, kâinatın fiziksel yasalarının üzerinde aktığı bir "yol" veya "iletim hattı" gibidir.

Üçüncüsü: Esir maddesi, kendi özünü koruyarak farklı şekillere ve kıvamlara girebilir. Su maddesinin; buhar (gaz), su (sıvı) ve buz (katı) hallerine girmesi gibi, esir maddesi de yedi farklı tabaka oluşturabilir. Buna aklen bir engel yoktur.

H2O Örneği: Aynı kimyasal yapıdaki madde, sıcaklığa göre bulut, nehir veya buz kütlesi olabilir. Kâinatın temel maddesi olan esir de, yoğunluğuna veya işlevine göre farklı katmanlara ayrılmış olabilir. Kur'an'da geçen "yedi kat gök" tabiri, bu temel maddenin (esirin) farklı yoğunluk ve özelliklerdeki yedi ayrı seviyesi olarak açıklanmaktadır. Yine esir maddesi ile alakalı olarak şu ifadeler dikkat çekicidir:

Bir kısım âlimler, ilk yaratılan varlığın Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru olduğu hususunu, aynı nisbiliği esas alarak değerlendirmiş ve önce Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru, sonra su, sonra arş, sonra da kalemin yaratıldığını söylemişlerdir.3

Bu mevzuyu Bediüzzaman Hazretleri şöyle anlatır:

"(Onun arşı su üstünde idi) âyeti, şu madde-i esîriyeye işarettir ki, Cenab-ı Hakk'ın Arş'ı, su hükmünde olan şu esîr maddesi üzerinde imiş. Esîr maddesi yaratıldıktan sonra, Sâni'in ilk icadlarının tecellisine merkez olmuştur."4

Bu paragraftan da anlaşıldığı üzere ayette geçen 'su' tabiri; sadece bildiğimiz içme suyuna değil; akışkan, latif, her yere nüfuz eden ve hayatın başlangıcına zemin oluşturan 'esir' maddesine işaret etmektedir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.403

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.68

  3. Keşfü'l-Hafa, 1/265-266

  4. Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.238


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız