Bediüzzaman Hazretlerinin sürgün ve hapis hayatının, eserlerinin üslubunu ve içeriğini doğrudan etkilediğine dair kesin ve açık bir kanıt bulunduğunu söylemek zordur. Çünkü Hz. Üstad'ın kaleme aldığı eserler incelendiğinde, temel hedefinin her şart altında iman hakikatlerini anlatmak olduğu görülür. Bu yönüyle, içinde bulunduğu sosyal ve siyasi şartlardan bağımsız olarak aynı çizgiyi koruduğu görülmektedir.
Nitekim Bediüzzaman Hazretleri, hayatının farklı dönemlerinde gerek hürriyet ortamında gerekse sürgün ve hapis yıllarında Kur’ân hakikatlerini izah etmeyi esas almıştır. Bu durum, eserlerinin ana muhtevasının değişmediğini, yani iman, tevhid, ahiret ve ibadet gibi temel konuların her dönemde aynı ağırlıkla ele alındığını göstermektedir. Dolayısıyla sürgün ve hapis hayatının içerikte bir değişime sebep olduğuna dair net bir delil ortaya koymak güçtür.
Bununla birlikte, hapis ve sürgün hayatının zorlu şartları, Bediüzzaman Hazretlerinin zihnini safi bırakıp gıllu gıştan (fikir karışıklığından) âzade olarak Kur’ân-ı Hakîm’in feyzini olduğu gibi almağa vesile olduğu1 ifade edilmektedir. Ayrıca bazı risalelerin, en sıkıntılı, hastalıklı ve meşakkatli dönemlerde kaleme alındığı da inkâr edilemez bir gerçektir. Ancak Risale-i Nur Külliyatı’nın büyük ölçüde ilham ve inayet-i İlahiye eseri olarak telif edilmiş olması, bu eserlerin içerik yönünden sürgün ve hapis şartlarından doğrudan etkilendiğini söylemeyi zorlaştırmaktadır.
Netice itibarıyla, Bediüzzaman Hazretlerinin sürgün ve hapis hayatının eserleri üzerinde etkisi olduğu düşünülebilse de, bunu açık ve kesin bir şekilde söylemek mümkün değildir.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 35.

