Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

18.09.2013

3979

Canlıların Dışı ile İçi Arasındaki Farklar, Sebeplerin Tesirsizliğini Nasıl Gösterir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

"Esbâb-ı maddiyenin te’sîr-leri elbette mübâşeretle ve temasla olur. Halbuki o esbâb-ı tabîiyenin temasları, zîhayat mevcûdların zâhiriyledir. Halbuki görüyoruz ki, o esbâb-ı maddiyenin elleri yetişmediği ve temas etmedikleri o zîhayatın bâtını, on def‘a daha zâhirinden muntazam, daha latîf, san‘atça daha mükemmeldir." Hayat sahibi varlıkların zahiri, batını nasıl oluyor? Esbab batına nasıl temas edemiyor, açıklayabilir misiniz?

27.09.2013 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sebepler yaratıcı olamazlar, bir eşyanın yaratılmasında tesirleri yoktur. Çünkü yaratmak, sonsuz ilim, irade ve kudret gerektirir. Sebep dediğimiz şeyler ise kördür, şuursuzdur, cansızdır. Hâlbuki bir tek çiçeğin, bir tek sineğin, hatta bir tek hücrenin vücudunda öyle ince bir ölçü, öyle derin bir hikmet, öyle mükemmel bir sanat vardır ki bunu yapanın, her şeyi kuşatan bir ilim ve her şeye yeten bir kudret sahibi olması zaruridir.
Mesela bir ağacın büyüyüp meyve vermesini yalnız çekirdeğe vermek, hakikati görmemektir. Çünkü çekirdek, ağacın plânını taşıyan bir sandukça hükmündedir; fakat o plânı yazan da, onu açan da, toprağı, suyu, havayı, güneşi ve mevsimleri o ağacın hayatına hizmetkâr eden de Allah’tır. Çekirdeğin kendisi ne toprağı tanır, ne havayı bilir, ne suyu sevk eder ne de güneşi emrine alır. Demek çekirdek yaratıcı değil; ancak İlâhî kudretin bir memuru, bir perdesi ve bir vesilesidir.

Hayat sahibi olan varlıkların zahirî kısmı, dıştan görünen ve maddî sebeplerin temas edebildiği yüzüdür. Bâtını ise o canlının içinde işleyen son derece ince, ölçülü ve hikmetli teşkilâttır. Damarlar, damarların içindeki kan, hücreler ve hücrelerdeki düzen gibi.

Sebeplerin tesiri ise doğrudan temasla olur. Ancak bu temas, bir canlının görünen zahirî kısmı ile ilgilidir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:

Esbâb-ı maddiyenin te’sîrleri elbette mübâşeretle ve temasla olur. Halbuki o esbâb-ı tabîiyenin temasları, zîhayat mevcûdların zâhiriyledir. 1

Sebepler için tasavvur edilen etki ancak dıştan dokunma, çarpma, karışma gibi yollarla olabilir. Su, hava, toprak, ısı ve benzeri sebepler canlıların dış yüzüne temas eder. Fakat o canlıların iç yapısında görülen hassas ölçüyü, hayatı, gayeli yerleşimi ve harika sanatı yapamazlar. Çünkü sebepler camid, cahil, şuursuz, kör ve sağırdır.

Meselâ toprak ağacın köküne temas eder, su gövdesine yürür, güneş yaprağına vurur. Fakat bu dış temaslar; yaprağın şeklini, çiçeğin rengini, meyvenin tadını, çekirdeğin taşıdığı ince programı ve ağacın içindeki mükemmel taksimatı izah edemez. Çünkü temas başka, o temastan hikmetli bir sanat çıkarmak başkadır. Sebepler ancak dışa temasta bulunur; fakat bâtında, yani iç yüzde görülen düzen, sebeplerin eli yetişemeyecek derecede ince, şuurlu ve ölçülüdür.

Sonuç olarak, hayat sahibi varlıkların zâhirî kısmı, sebeplerin dokunabildiği, temas edebildiği dış yüzüdür. Bâtını ise hayatın, nizamın ve ince sanatın göründüğü iç yüzüdür. Sebepler ancak zâhire temas eder; bâtındaki mükemmel sanatı ise ne bilebilir ne de yapabilir. Öyleyse sebepler yaratıcı değildir, sadece zâhirî birer perdedir. Hakikî tesir, icad, tedbir ve terbiye yalnız Allah’a mahsustur.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 188.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız