İstiaze, sözlük anlamıyla "sığınmak ve korunmak" demektir; terim olarak ise her türlü kötülük, şer ve fitneden emin olmak amacıyla Allah’ın yardım ve himayesine sığınmayı ifade eder. Namaz Tesbihatı'nda geçen istiaze hakkında bir kısım rivayetleri aşağıda sıraladık. Ancak bu rivayetler sıraladıklarımızdan ibaret değildir. Biz numune olması açısından en meşhur birkaç rivayete yer verdik. Namaz tesbihatındaki düzenleme, ana hatlarıyla Üstad Bediüzzaman Hazretlerine aittir. Fakat özü itibarıyla aşağıda göreceğiniz üzere hadislerden alınmıştır.
İstiâze duâsı, usul olarak sabah ve akşam namazlarının farzından sonra Salaten Tüncina'nın hemen arkasından okunur. Eûzü besmeleden sonra aşağıdaki hamdele okunur.

Hamdeleden sonra on defa ism-i a'zam mertebesini taşıyan şu mübarek cümleler okunur:

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm), bu mübarek tevhid cümlelerinin fazileti hakkında bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
Kim her sabâh namazından sonra, yerinden kalkmadan ve kimse ile konuşmadan, on defa “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O birdir. Onun şerîki yoktur. Mülk umûmen onundur. Hamd ve senâ, medih ve minnet ona mahsûstur. Hayatı veren odur. Ölümü veren de odur. Ve o her şeye hakkıyla gücü yetendir” derse, o kişiye on sevap yazılır, o kişinin on günahı silinir ve o kişi için on derece yükseltilir. Hem o kişi bu gününde çirkin her şeyden muhâfaza altında olur ve şeytandan korunur. Allah’a ortak koşmaktan başka hiçbir günah ona o gün te’sîr etmez. 1
Ayrıca aynı mübarek cümleleri akşam namazından sonra okumanın fazileti hakkında da Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:
Kim akşam namazından sonra on defa “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O birdir. Onun şerîki yoktur. Mülk umûmen onundur. Hamd ve senâ, medih ve minnet ona mahsûstur. Hayatı veren odur. Ölümü veren de odur. Ve o her şeye hakkıyla gücü yetendir” derse, Allah sabaha kadar onu şeytandan muhâfaza edecek silâhlı melekler gönderir ve Allah ona bu duâ vesîlesiyle cennete girmeye sebep olacak on sevâb yazar. Helâk olmaya sebep olacak on günâhını da siler. Ve o kişi on mü’min köle âzâd etmiş gibi olur. 2
Bu mübarek cümleler on defa okunduktan sonra eller ters çevrilir. Üç-beş veya yedi defa اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ diyerek cehennemden Allah'a sığınılır. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm), cehennemden Allah'a sığınmanın fazileti hakkında bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
Kim üç kere Allah’tan cenneti isterse, cennet “Yâ İlâhî! Onu cennete dâhil eyle” der.
Kim de üç defa cehennemden Allah’a sığınırsa, cehennem “Yâ İlâhî! Onu cehennemden koru” der. 3
Ayrıca Müslim İbn-i Hâris et-Temîmî'ye (ra), Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) gizlice şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:
Akşam namazını kıldıktan sonra yedi defa ‘Yâ İlâhî! Beni ateşten (cehennemden) koru’ de! Eğer o gece ölürsen, senin için ateşten bir kurtuluş yazılır. Sabah namazını kıldıktan sonra da aynı şekilde söyle. Eğer o gün ölürsen, yine senin için ateşten (cehennemden) bir kurtuluş yazılır (mukadder olur).” 4
İstiaze duasında geçen kabir azabından, Mesih ve Deccal'in şerrinden Allah'a sığınma ile alakalı
Ebû Hureyre (ra)’dan gelen bir rivayette Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:
Cehennem azâbından Allah’a sığınınız. Kabir azâbından Allah’a sığınınız. Mesîh Deccâl’in fitnesinden Allah’a sığınınız. Hayat ve ölümün fitnesinden Allah’a sığınınız.5
Resul-i Ekrem Efendimiz (asm), istiaze üzerinde ehemmiyetle durmuş; istiazeyi Kur'an-ı Kerim'den bir sûre öğretir gibi sahabi efendilerimize öğretmiştir. İbn-i Abbâs'tan (ra) gelen bir rivayet şöyledir:
Resulullah (sav) şu duayı Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi bize öğretirdi:
اَللّٰهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ ۞ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ۞ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ۞ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَ الْمَمَاتِYâ İlâhî! Cehennem azâbından sana sığınırım. Kabir azâbından sana sığınırım. Mesîh Deccâl’in fitnesinden sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım.
İstiaze duasını sadece Risale-i Nur talebeleri okumamaktadır. Malum olduğu üzere bizim ulaştığımız bu rivayetlere, dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlar da ulaşmaktadır. Elbette herkes kendi takatine ve takvasına göre bu güzel sünneti tatbik edebilir. Ancak Tanzanya'da (özellikle Pemba Adası'ndaki Müslümanlar arasında) gibi bir kısım ülkelerde toplu bir şekilde hâlâ okunduğu bilinmektedir. Bütün âlem-i İslâm'da nerelerde, nasıl okunduğuna dair bir bilgimiz yoktur.
Tirmizî, c. 5, s. 515.
Tirmizî, c. 5, s. 544.
Tirmizî, c. 4, s. 699.
Ebu Dâvud, c. 5, s. 318.
Tirmizi, Deavat, 132, h. no: 3604.

