Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

26.01.2020

2372

Deprem Sadece Fay Hattı Kırılması mıdır, Yoksa İlâhî Bir İkaz mı?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Zelzelenin manevi sebeplerini ve neticelerini görmeyip sadece bir madenin maksatsız, tesadüfî ve tabii neticesi olarak görmenin bir hakikati var mıdır?

26.01.2020 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Depremi yalnızca yer kabuğundaki plakaların hareketi, fay hatlarının kırılması veya madenlerin sıkışması gibi tamamen tesadüfî ve amaçsız bir doğa olayı olarak görmek, meseleye sadece dar bir fen ve coğrafya penceresinden bakmak anlamına gelir. Deprem gibi hadiseler hem maddî sebeplere bağlı olarak gerçekleşir hem de insanlara çeşitli manevî mesajlar ve ikazlar taşır. Yani sadece yerin hareketi değil, aynı zamanda insanın kendi hâlini düşünmesi, aczini fark etmesi ve gafletten uyanması için bir vesiledir. Bu yönüyle zelzele, sadece tabiatın kör bir neticesi değil, aynı zamanda insanı tefekküre sevk eden bir uyarı olarak da görülür. Kur'ân-ı Kerîm'de deprem ile ilgili Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

Yer, (o şiddetli) zilzâliyle (sarsıntısıyla) sarsıldığı; yeryüzü, ağırlıklarını (dışarıya) çıkardığı ve insan: “Buna ne oluyor?” dediği zaman! O gün (yer, bütün) haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin, (bunu) ona vahyetmiştir (emretmiştir).1

Kâinattaki her fiil, bizzat Cenab-ı Hakk'ın ilim, irade ve kuvvetiyle meydana gelmektedir. Hatta denilir ki kâinatta Allah'ın izni olmadan bir yaprak dahi yerinden oynamaz. Milyarlarca sinek içerisinde bir sineğin kanadı bile Allah'ın izni olmadan hareket etmez ve çalışmaz. Nasıl oluyor ki sayısız varlıkların ve akıl sahibi varlıkların beşiği, anası, mercii ve hamisi olan dünyayı fiil ve hareketlerinde başıboş bıraksın? Asla, ihtiyar ve irade haricinde bırakmaz. Bu konuda Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmaktadır:

Her şeyi yaratan Allah'tır.2

Kâinatta atomlardan galaksilere kadar her şeyde hassas bir ölçü ve denge varken, yeryüzü gibi devasa bir kütlenin en sarsıcı olayının bağlanmamış, amaçsız ve serseri bir tesadüf olması aklen pek mümkün görülmez. Eğer bu olaylar tamamen sahipsiz ve rastgele olsaydı, yeryüzünün her an her yerinde kontrolsüz felaketlerin olması beklenirdi. Oysa bu sarsıntılar, belirli hikmetlere binaen belirli zamanlarda vuku bulur.

Fakat Cenab-ı Hak, hikmetinin gereği zelzeleyi irade ettiği zaman bazı madenleri tasarrufatına perde yaparak harekete geçirir. Çünkü Cenab-ı Hak, hikmeti gereği dünyada her sonucu bir sebebin ucuna bağlamıştır. Dünya bir meydan-ı imtihandır. İşte bu imtihan sırrı gereği Allah, ihtiyarı elden almamak ve hikmete uygun iş yapmak için varlıkları meydana getirirken birtakım zahirî perdeleri o işe sebep yapmıştır. Sebepler birer perdedir, asıl iş gören Allah'ın kudretidir. Örneğin bir adam bir tüfekle birini vursa, suç sadece barut ve fişeğin değildir. Vuran adama bakılmazsa vurulanın hukuku zayi olur.

İşte Cenab-ı Hak gadaplandığı zaman insanları uyarmak, günahlardan vazgeçirmek ve kendini tanıttırmak için zelzele, harp ve âfetleri insanın yüzüne çarpar; onunla hikmetini, kudretini, adaletini, iradesini ve hâkimiyetini açık bir şekilde gösterir. Fakat ehl-i dalalet, "Tabiattır, bir madenin patlamasıdır veya tesadüfidir." deyip dalalette ve sapkınlıkta inat ediyorlar. Bilmiyorlar ki o sebepler, akılsız, şuursuz, iradesiz olmakla beraber sadece bir bahane ve bir perdedirler.

Hadi varsayalım ki haşa, deprem hadisesinin asıl sebebi madenlerde bulunan bazı güçler olsun. Kimya ve jeoloji ilmiyle biliniyor ki bu madenlerdeki kuvvetler, ısı, sertlik ve soğukluk gibi bazı özelliklerden başka bir şey değildir. İşte biz bu hadiseleri bunlara verecek olsak şu birtakım sorularımızın cevabı karşılıksız kalacaktır:

  • Acaba bu hadisenin ne vakit meydana geleceğini hangi güç biliyor?

  • Bu hadisenin şiddetini hangi güç ayarlıyor?

  • Bu hadisenin oluşacağı menfezi hangi güç seçiyor?

Bunlar gibi birçok soru akla gelir ki bunların cevabını, aklı, şuuru, iradesi ve ilmi olmayan o madenî özelliklere vermek elbette ki bir akıl tutulmasıdır.

Sonuç olarak, bu olayların sadece yıkıcı neticelerine bakmak yanıltıcıdır. Manevî bakış açısı, bu tür musibetlerin insanların gafletten uyanmasına, dünyanın faniliğini anlamasına ve manevî bir temizliğe vesile olduğunu anlatır. Sadece maddî bir olay olarak bakıldığında bu sarsıcı tecrübe insana sadece korku ve ümitsizlik verirken, bir terbiye ve ikaz olarak bakıldığında insanı tekâmüle ve manevî bir uyanışa sevk eder. Depremin ilmî ve jeolojik açıklamaları birer maddi hakikattir, ancak bu olayların birer ilâhî hitap, ikaz ve imtihan olduğu gerçeği ise asıl hakikattir. Biri işin nasıl olduğunu, diğeri ise niçin olduğunu açıklar.

Kaynakçalar
  1. Zilzal, 99/1-5.

  2. Zümer, 39/62.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız