Allah’ın bütün insanları İslâm fıtratı üzere yarattığını Peygamberimiz (s.a.v.) haber verir. Tîn Sûresi’nde de şöyle buyrulur:
Biz insanı en güzel biçimde yarattık; sonra onu aşağıların aşağısına indirdik, iman edip sâlih amel işleyenler müstesnâ. 1
Yani her insan iyiliğe meyilli olarak yaratılır; iradesini kötüye kullanan alçalır, iyiliğe yönelten ise yücelir. Bu sebeple kimse kötülüğe yatkın bir fıtratla dünyaya gelmez. İnsanların farklı tercihler yapması, iradelerinin tamamen hür olduğunu gösterir. Eğer herkes aynı şartlarda aynı kararları verseydi, hürriyetten söz edemezdik. Kötüye yönelen birinin yıllar sonra iyiliğe dönmesi veya iyilik yolundayken kötülüğe sapması sıkça görülür. Bu durum, iradenin her zaman serbest kaldığının delilidir.
Seçimlerimizin farklı oluşu; karakter, duygu, düşünce ve ahlâk seviyelerimizin çeşitliliğinden kaynaklanır. Kötü alışkanlıklara sahip olanlar elbette kötü tercihler yapabilir; fakat bu alışkanlıkları da zamanla kendi iradeleriyle edinirler. En kötü durumda bile insan, aklını ve iradesini kullanarak ömrünün sonuna kadar hatasından dönebilir. Buhârî’deki meşhur hadiste yüz kişiyi öldüren bir adamın son anda samimiyetle tevbe etmesi ve ruhunun rahmet meleklerince teslim alınması anlatılır. Bu kıssa, iradenin her zaman serbest olduğunu ve insanın her an geri dönebileceğini gösteren güzel bir örnektir. 2
Tin, 95/4-6
Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Tevbe, 9/46-48

