Bediüzzaman Hazretleri, dua listesinin mahiyeti hakkında Barla Lahikası’nda detaylı bilgiler vermektedir. Ayrıca bu silsilede geçen mübarek zatların isimlerini temize çekmek için Isparta’dan kalemi güçlü talebelerini Barla’ya davet etmektedir. İlgili ifade şöyledir:
Hazret-i Zât-ı Ahmediye nasıl bir şecere-i tûbâ olduğunu ve asfiyâ ve evliyâ ve sıddîkîn, o şecere-i nûrâniyenin meyveleri ve mesâlik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilenâme yanımda var. Onu güzelce tebyîz etmek için hattı güzel, cedvelde mahâreti bulunan zâtları istiyorum. Şimdilik Husrev’le Tenekeci Mehmed Efendi, Bekir Ağa’da bulunan ölçü ile on beş tabaka kâğıt beraber, Hâfız Alî’nin haber gönderdiği vakit gelsinler.1
Temsilde hata olmasın, Resul-i Ekrem (asm) Efendimiz bir ağaç olsaydı onun meyvesi asfiya, evliya, sıddıkin gibi mübarek zatlar olurdu. Farklı meslek ve meşrepler ve hak tarikatlar da o ağacın dalları hükmünde olurdu. İşte Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin yanında bulunan bu mübarek silsile, Resul-i Ekrem (asm) Efendimizin ne kadar büyük, ulvi, nurani bir ağaç olduğunu göstermesi açısından çok ehemmiyetlidir. Bu dua listesi, Resul-i Ekrem (asm) Efendimizden Üstad Bediüzzaman’a kadar gelen yaklaşık iki bin kadar mübarek zatın isminin yazılı bulunduğu bir listedir. Dua listesi kendi içinde bir bütünlük arz ettiği gibi çeşitli dallara da ayrıldığı görülmektedir. Söz gelimi, hadis, fıkıh alanları ayrı ayrı dallarda gösterilmiş ve temsilcisi olan mübarek zatlar kronolojik bir sırayla zikredilmiştir. Keza tarikat kahramanlarının da her biri ayrı ayrı Nakşî, Kadirî şeklinde gösterilmiş; halef ve selef kriterlerine dikkat edilerek kronolojik bir sırayla temsilcileri zikredilmiştir. Bu silsilede geçen zatların nuraniyetlerinden istifade etmek niyetiyle Bediüzzaman Hazretleri, hususi zikir, tesbih ve tahmidatlarında bu mübarek zatların isimlerini tek tek zikrederek bağışlamada bulunmuştur.
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Kastamonu Lahikası’nda geçen bir mektubunda, bu mübarek silsilenin Hüsrev Efendi ile Hâfız Ali Ağabey tarafından temize çekildiği anlaşılmaktadır.
Eskide, bir zaman Barla’da, bütün tarîkatlerin şecere-i külliyesini tanzîm ve istinsâh etmek için Hâfız Alî ile Husrev, o vakit o işte bulundular, çalıştılar…2
Bu mübarek silsilenin sonunda Hüsrev Efendi ile Şehid Hâfız Ali Ağabey, şu tarif ile bu nurani silsileyi tarif etmişlerdir:
Ehl-i hakikat ve kemalat silsilesinin çok meyveli bir şeceresidir. Ve risalet-i Ahmediye‘nin (asm) bir semeresidir. Ve Kur’an-ı Hakîm’in şakirlerinin bir kısmının isimleridir 20-30 sene evvel yazılmış çok taharriyat içinde hiç ona ilişilmemiş bir mübarek levhadır.
Müstensih Hâfız Ali, Müstensih Ahmet Hüsrev
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.135
Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 313

