Muhtelif Meseleler

07.01.2026

4

Başka Cemaat Mensuplarına Selam Vermek

Risale-i Nur talebeleri başka cemaatlerin müntesiplerine selam veriyor mu? Bu konuda bir kısıtlama var mı? Dinimizde kime selam verilmeyeceği ile ilgili bir ölçü var mıdır?

08.01.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Risale-i Nur talebeleri din kardeşlerine her zaman selam vermeyi ve onlara dua etmeyi kendilerine vazife bilen bir gruptur. Bu noktada da oldukça hassas davranırlar. Zira dinimizin emri ve gereği bu şekildedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir defasında ashabına şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın peygamber ya da şehit olmayan öyle kulları vardır ki kıyamet gününde Allah’a olan yakınlıkları sebebiyle, peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler.” Bu büyük müjdeyi işiten sahâbe-i kirâm, “Ya Resûlallah! Bunlar kimlerdir?” diye sordu. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şu cevabı verdi: “Bunlar, aralarında akrabalık bağı ya da herhangi bir menfaat bulunmayan, sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir.”1

Yüce dinimiz İslam, tevhid dinidir, vahdet dinidir. Birlik ve beraberlik dinidir. Yardımlaşma ve dayanışma dinidir. Dinimiz, toplumun bütün fertleriyle iyilik ve adalet esasına dayalı ilişkiler kurmamızı, sevgi ve saygı içinde kardeşçe yaşamamızı, şefkat ve merhametle birbirimize muamele etmemizi emretmiştir. Birbirimize sırt dönmeyi, ilgi ve alakayı kesmeyi, kardeşlik bağlarını koparmayı, her türlü olumsuz söz ve davranışta bulunmayı da yasaklamıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.”2

İstiklal Marşı şâirimiz Mehmet Akif Ersoy,
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”
diyerek bu âyet-i kerimeyi güzel bir şekilde anlatmaya çalışmıştır. Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz de bir hadis-i şerifinde bizleri şöyle uyarmaktadır:

“Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun.”3

Yine başka bir hadisinde Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

“man etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (tam anlamıyla) iman etmiş olmazsınız. Ben size yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey göstereyim mi: Aranızda selâmı yayın!4

Emirdağ Lahikası'nda geçen şu satırlar Ehl-i Sünnet Ve’l Cemâat çatısı altında bir ve beraber olmamız açısından oldukça dikkat çekicidir:

İşte asıl bu zamandadır. Mâlik’ine karşı aczini ikrâr ve kusûrunu i‘tirâf edip Ma‘bûd-u Hakîkî’sine ibâdet etmek. İşte asıl bu zamandadır ki, sünnet-i seniyyeye ittibâ‘ etmek. İşte asıl bu zamandadır ki, Ehl-i Sünnet Ve’l Cemâat mezhebine uymak. İşte asıl bu zamandadır ki, îmânına îmân katmak. İşte asıl bu zamandadır ki, hakîkî îmânın ne olduğunu bilmeyen bir dîn kardeşini îmân nûruyla tenvîr etmek.
İşte asıl bu zamandadır ki, yoldan sapmış bir ehl-i İslâm’ı yola getirmek. İşte asıl bu zamandadır ki, dünya metâına tamah etmeyip Hakk rızâsı için Kur’ân-ı Hakîm’in ahkâmını bildiğimiz kadar bilmeyenlere bildirmek. İşte asıl bu zamandadır ki, Hâlık-ı Kâinât’ı inkâr etmeye cesâret eden tabîiyyûn maddiyyûnlara Hakk’ın Hâlık ve Rezzâk-ı Âlem olduğunu isbât ederek müdâfaa etmek. İşte asıl bu zamandadır ki, âhiretin ilk ve gāyet tehlikeli kapısı olan kabir azâbından emin olmak için çâre bulmak.5

  1. Mektup Uhuvvet Risalesinde geçen şu ifadeler bize en güçlü bir şekilde İslam kardeşliğini hatırlatıyor:

İşte ey mü’minler! Ehl-i îmân aşîretine karşı tecâvüz vaz‘iyetini almış ne kadar aşîret hükmünde düşmanlar olduğunu bilir misiniz? Birbiri içindeki dâireler gibi yüz dâireden fazla vardır. Her birisine karşı tesânüd ederek, elele verip müdâfaa vaz‘iyeti almaya mecbûr iken, onların hücumunu teshîl etmek, onların harîm-i İslâma girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan garazkârâne tarafgîrlik ve adâvetkârâne inâd, hiçbir cihetle ehl-i îmâna yakışır mı?
O düşman dâireleri ehl-i dalâlet ve ilhâddan tut, tâ ehl-i küfrün âlemine, tâ dünyanın ehvâl ve mesâibine kadar, birbiri içinde size karşı zararlı bir vaz‘iyet alan, birbiri arkasında size hiddet ve hırs ile bakan, belki yetmiş nevi‘ düşmanlar var. Bütün bunlara karşı kuvvetli silâhın ve siperin ve kal‘an uhuvvet-i İslâmiyedir.6

Bir Müslümanın başka bir Müslüman kardeşine selam vermesi sünnettir. Risale-i Nur talebeleri de ehl-i sünnet ve'l cemaatten kim olursa olsun selam verirler. Zira selam, Müslümanların arasındaki muhabbeti, sevgiyi artırır. Ancak namaz kılana, uyuyana, selâm verilmez. Ezan, hutbe ve Kur’ân-ı Kerîm okunurken, okuyana ve dinleyene selâm verilmez. Yemek yiyene de lokma ağzındayken selâm verilmez. Vaaz esnasında da selâm vermek uygun değildir. Camiye girildiğinde içeridekiler meşgulse selâm verilmez, değilse verilir. Camiye ya da bir hâneye girince kimse olmasa bile, meleklerin varlığını düşünerek selâm verilebilir.7

Kaynakçalar
  1. Ebû Dâvûd, Büyû’, 76.

  2. Âl-i İmrân, 3/103.

  3. Tirmizî, Birr ve Sıla, 24.

  4. Müslim, Îmân, 93.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2020, c. 3, s. 99.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 115.

  7. https://www.ditib.de/detail_predigt2.php?id=89&lang=en#:~:text=Toplu%20olarak%20bir%20yere%20gelenlerden,de%20lokma%20a%C4%9Fz%C4%B1ndayken%20sel%C3%A2m%20verilmez.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız