08.04.2026

2

Hz. İbrahim’in Gördüğü Mucizede Kuşların Koşarak Gelmesinin Hikmeti Nedir?

Hz. İbrâhîm, Allah’tan ölüleri nasıl dirilttiğini göstermesini istemiş; Allah Teâlâ da dört kuşu parçalayıp dağlara koymasını, sonra çağırınca onların koşarak geleceğini bildirmiştir. Bu ayeti nasıl anlamak gerekir? Neden uçarak değil de koşarak gelmişlerdir? Müfessirler bu ayeti nasıl izah etmişler?

10.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Kuşların "koşarak" (sa’yen) gelmesi ifadesi, hem fiziksel bir gerçeği hem de derin bir hikmeti barındırır. Âyette geçen "sa’yen" kelimesi; hızlı yürümek, koşmak veya çaba sarf etmek anlamına gelir. Kuşların uçarak değil de koşarak gelmesi, onların yeniden canlanma sürecinin tam ve eksiksiz olduğunu gösterir. Uçmak bazen rüzgârın veya yer çekiminin etkisiyle oluşan bir süzülme gibi algılanabilir; ancak "koşmak", canlanan her bir parçanın iradeli, enerjik ve hedefe kilitlenmiş bir şekilde hareket ettiğini kanıtlar.

Hz. İbrahim kuşları parçalayıp farklı dağlara koymuştur. Kuşların koşarak gelmesi, biyolojik parçaların birbirini tanıması ve mucizevi bir hızla birleşmesidir. Bu durum, Allah’ın "Azîz" (izzet sahibi, her şeye galip) ve "Hakîm" (her işi hikmetle yapan) sıfatlarının bir tecellisidir. Dağılmış zerrelerin Allah'ın emriyle nasıl hiç şaşırmadan bir araya gelmesi, Allah'ın sonsuz kudret, hikmet, ilim ve azametini ispat etmektedir.

Kuşların koşarak gelmesinin başka bir hikmeti de yer seviyesinde ve yakından gelmesi, Hz. İbrahim’in bu süreci en ince ayrıntısına kadar izlemesine olanak sağlamış olmasıdır. Ayrıca cansız maddelerin can bulur bulmaz, sanki hiç ölmemiş gibi büyük bir iştiyakla çağrıya cevap vermesi, yaratılıştaki mutlak itaati simgeler.

Ömer Nasuhi Bilmen bu âyetin tefsirini şöyle yapmıştır:

Bu ayet-i kerime de Cenâb-ı Hakk’ın kudretine, ahiret âlemine dair bir başka delildir. Şöyle ki: Habibim! (Hani İbrahim,) (Aleyhi’s-Selâm) niyaz ederek (Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster demişti.) Hz. İbrahim, Cenâbı Hakk’ın dirilten ve öldüren olduğunu Firavuna karşı söylemişti. Onun bu hususta asla şüphesi olamaz. Ancak diriltmenin ne suretle, ne gibi bir keyfiyetin vuku bulacağını bir an evvel gözleriyle görmesini niyaz etmiş oluyordu. Cenâbı Hak da vahiy yoluyla hitap ederek Hz. İbrahim’e (İnanmıyor musun? Deyince) yani sen Allah’ın kudretiyle ölüleri yeniden diriltileceğini biliyorsun ve inanıyorsun, bu yeter, her halde görmene lüzum yok, bununla birlikte senin değerini yükseltmek için ve görüp işitenlere bir lütuf ve bir uyanma vesilesi olmak için sana bir diriltme numunesi göstereyim diye vahyolunmuştu. Böyle bir İlâhî hitaba nail olan (Hz. İbrahim de evet, inandım) Ya Rabbi! Sen ölmüşleri diriltmeye kâdirsin, buna inanmışızdır, (ancak kalbimin tatmin olması için) böyle bir niyazda bulundum, ta ki bu hususta ben kesin bilgiden başka gözle görme lütfuna da nail olayım, bu hususta İlâhî kudretin tecellisini daha dünyada iken görmüş bulunayım (demişti.) Bunun üzerine (Allah Teâlâ da: öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır.) Onları güzelce görüp tanı, (sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak.) Bu kuşlar bir rivayete göre tavus, horoz, karga ile güvercin imiş. (Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler.) Ölünün nasıl yeniden hayat bulacağını böyle bir numune ile görmüş olursun. (Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir,) her dilediğini yapmaya kadirdir (hüküm ve hikmet sahibidir) her fiili bir nizam ve düzen içindedir, bir hikmet ve menfaate dayanmaktadır. Birçok şeyleri birer sebebe bağlamış olması da birer hikmet gereğidir, diye (buyurmuştu.) Hz. İbrahim de bu İlâhî emre uymuş, parçalayıp atmış olduğu kuşların bir harika olmak üzere tekrar hayata kavuştuklarını görmüştür.

Velhâsıl: Bu olay, insanlık için bir ibret dersidir. Bu kuşları ve benzerlerini başlangıçta böyle hayat sahibi, çeşitli sınıflara, muhtelif özelliklere sâhip bir halde yaratmış olan bir yüce yaratıcının bunları öldürdükten sonra tekrar diriltmeye kâdir olacağı da son derece açıktır. Herhalde diriltme ilk yaratmadan daha kolaydır.
Kâinatı yaratanın varlığına inanan bir insan, böyle harikulade görülen bir olayın meydana gelmesini inkâr edemez. Artık öyle bir yüce yaratıcının bütün emirlerine, yasaklarına göre harekette bulunmak, onun dini uğrunda her türlü fedakârlığı bir nimet telâkki etmek, onun yolunda mâl ve bedenle hizmette bulunmayı bir selâmet vesilesi ve saadet bilmek lâzım gelir. İnsan o sayede karanlıklardan kurtulup nura çıkar. İşte bunun içindir ki, Cenâb-ı Allah, bizlere mallarımızı hak yolunda harcamayı, fedakârlıkta bulunmayı emrediyor.1

Muhammed Ali Es-sâbûnî ise Safvetü't Tefâsîr'inde bu âyeti şu şekilde izah etmiştir:

Bu ayette, yok olduktan sonra tekrar diriltmeye delalet eden gözle görülür deliller vardır. Âyetin mânâsı şöyledir: İbrahim'in, Rabbinden, ölüleri nasıl dirilteceğini kendisine göstermesini istediği zamanı hatırla. Hz. İbrahim Allah'ın kudretine kesin olarak inanmakla birlikte, nasıl olduğunu öğrenmek için böyle bir istekte bulundu. O, vicdanen kesin olarak inandığı bir şeyi gözle görerek öğrenmek istiyordu. Bunun üzerine Rabbi ona; Diriltmeye gücümün yettiğine inanmadın mı? dedi.
Hz. İbrahim: "Evet inandım, fakat bunu görerek basiretimin artmasını ve kalbimin sükûna ermesini istedim." Yüce Allah: "Öyleyse yanına dört tane kuş al, sonra onları kesip parçala ve tek bir yığın hâline gelinceye kadar onları birbirine iyice karıştır. Sonra onları parçalara ayırıp her dağın başına bir parça koy. Sonra da onları çağır, sana koşarak gelirler." Mücahid şöyle der: Bu kuşlar tavus, karga, güvercin ve horozdur. İbrahim (a.s.) onları kesti, sonra söylenenleri yaptı ve onları çağırdı. Onlar koşarak geldiler. Bil ki Allah her şeye kadirdir, istediğini yapmaktan aciz değildir. Yaptığında ve ettiğinde hikmet sahibidir. Tefsirciler şöyle der:

Hz. İbrahim onları kesti, parçaladı, tüyleri, kanları ve etlerini birbirine karıştırdı. Sonra başlarını elinde tutarak vücutlarını parça parça dağların başına koydu. Sonra da Yüce Allah'ın emrettiği gibi onları çağırdı. Gözleri önünde tüylerin, etlerin ve kanların birbirlerine doğru uçarak bir araya gelip eskisi gibi kuş olduklarını gördü. Sonra bu kuşlar, Hz. İbrahim (a.s.)'in istediğini daha iyi bir şekilde görebilmesi için hızla yürüyerek ona geldiler. Bunu İbn-i Kesir anlatmıştır.2

Özetleyecek olursak; kuşların koşarak gelmesi, dirilişin sadece ruhani bir durum olmadığını, fiziksel ve mutlak bir gerçek olduğunu; atomların ve parçaların Allah’ın emrine ne kadar süratle boyun eğdiğini gösterir.

Kaynakçalar
  1. Ömer Nasuhi Bilmen, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Âlîsi ve Tefsiri, Kitap Kalbi Yayıncılık, İstanbul 2020, cilt 1, s.282-283.

  2. Muhammed Ali Es-sâbûnî, Safvetü't Tefâsîr, İz Yayıncılık, İstanbul, 2003, cilt 1, s. 303-304


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız