İMAN

21.12.2025

6

Müslüman ve Kâfirin Yedikleri Gıdaların Neticeleri

Kâfirlerin bedenlerine giren yiyeceklerle Müslümanların vücuduna giren yiyeceklerin durumları ve neticeleri nasıldır? İzah eder misiniz?

02.01.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Allah Teala şu dünyayı bir sofra suretinde yaratmıştır. Çeşit çeşit yiyecekleri başta insan olmak üzere bütün varlıkların istifadesine sunmuştur. Allah Teala'nın bu kadar nimetlere karşı insanlardan istediği şükürdür. Hakiki şükrü ise ancak müminler yapabilir. Çünkü mümin, nimetin sahibini bilmekte ve nimeti verene haliyle (iktisat, kanaat) ibadetiyle (namaz, oruç, zekat) diliyle (elhamdülillah) teşekkür etmektedir. Kâfir ise nimeti vereni inkâr etmekte ve şuursuzca dünya nimetlerine yönelmektedir.
Allah, herşeyi rızkın etrafında toplamıştır. Şükre iştiha ve iştiyak göstermek bir çeşit şükürdür. Lezzetle yemek dahi farkına varmadan bir şükürdür. Bu tarz şükür hayvanlara aittir. Yalnız insan, dalâlet ve küfür ile o fıtrî şükrün mâhiyetini değiştiriyor. Şükürden şirke gidiyor. Yani hayvanın fıtri olarak yaptığı şükrü kâfir yapamıyor. Çünkü nimeti vereni kabul etmiyor. Küfre giriyor.
Mümin ise bir elma yese o elmayı veren Rabbini düşünür. Bu düşünce ile o elmanın lezzetinden bin derece daha lezzetli bir hali yakalar. "Bu elma bana Rabbimin hediyesidir, ikramıdır" şeklinde bir tefekküre ulaşır.
Mümin bir nimeti şükürle yediği zaman o nimet şükür vâsıtasıyla bir nûr olur. Ahirette bir cennet meyvesi olur. Yediği gıdaların manevi maddelerini, içlerini ve özlerini ulvi makamlara gönderir. Yani ahirette manevi bir meyveye dönüşürler. Kabuğu, posası lüzumsuz maddeleri fuzuli kısımları ise toprağa karışır gider. Kâfir yediği gıdalardan her ne kadar geçici bir lezzet alsa da o gıdalar baki cennet meyvesine dönüşmeyeceği için sonu yokluk ve zevaldir. Cennette bir karşılığı yoktur. Lezzeti yalnız yediği ana aittir. Yedikleri birer atık olarak gider, manevi, baki ve nurani bir neticesi olmaz.

İster kafir olsun ister mümin Cenab-ı Hak, Rahman ismi gereği bu dünyada bütün varlıkları ayırmaksızın rızıklandırmaktadır. Alyuvar ve akyuvarlardan baş ve ayaklara kadar insan vücudundaki her bir atom ve hücre tam manasıyla bir asker gibi görevini yapmaktadır. Bu hususta zerreler/atomlar itaatkâr birer memurdurlar. İşte kâfir, ebedi âleme baki meyveler üretmek için verilen vücut fabrikasını yerle bir ediyor. Fabrikayı kırıp dağıtıyor. Fabrika sahibini tanımıyor ve inkâr ediyor. Elbette vakti saati geldiğinde Allah emanet ettiği bu fabrikanın emanetçisine, emanete hıyanet cezasını verecek ve ebedi cehenneme atacaktır. Mümin ise vücut fabrikasının kıymetine kıymet kattığı şükür ile baki ve ebedi meyveler üretilmesine vesile olduğu için cennet ile mükafatlandırılacak, saadet saraylarında mutlu ve mesut olacaktır.

Özetle; müminin yediği nimet şükürle nûra ve cennet meyvesine dönüşür; kâfirin yediği ise geçici bir lezzet olup yokluğa gider. Mümin vücut fabrikasını şükürle işletir, baki meyveler üretir; kâfir ise emaneti inkârla bozar ve hüsrana uğrar.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız