Allah (C.C.)

25.12.2025

7

Allah'ın Kendini Tanıttırmak İstemesinin Hikmeti

Allah insanların yaptığı ibadete muhtaç değildir, fakat insanlar ibadet etmeye muhtaçtır. Sanatkâr kendi eserini görmek ve göstermek ister, gibi hakikatler zikrediliyor ve bunları da kabul ediyoruz. Fakat bir ilahın kendini tanıtmak ve sevdirmek endişesi neden olsun? Ve bu doğrultuda Kur'an'da neden sürekli olarak Allah kendini övsün? Bu ilahlık kavramına biraz zıt düşmüyor mu?

11.01.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Öncelikle bilinmelidir ki; Allah’ın hiç bir şeye ihtiyacı olmadığı gibi övülmeye de ihtiyacı yoktur. Çünkü Allah sonsuz kemâl sahibidir, her türlü noksanlıktan uzaktır, hiçbir şeye muhtaç değildir ve her şey O'na muhtaçtır. Bu husus Kur'an'da çokça vurgulanmaktadır. Örneğin bir ayette şöyle buyurulur:

Kim de inkâr ederse, artık şübhe yok ki Allah, âlemlerden müstağnîdir (hiçbir şeye muhtaç değildir)!1

Allah'ın kendini övmesi veya kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi ise, Allah'ın buna ihtiyaç duyması sebebiyle değil, isim ve sıfatların gereğidir. Yani Allah'ın her bir isim ve sıfatı, yansımaları ve eserleri ile bilinir. Örneğin bir marangoz yaptığı mobilya ile ustalık sıfatlarını ve marangoz isminin gereğini gösterir. Yoksa onun bu ustalığı bilinmez ve ona marangoz denilemez. Onun bu sıfat ve isminin gereği, ortaya koyduğu eserleridir.

Aynen öyle de; Allah'ın sonsuz isim ve sıfatları, onlardan tecelli eden fiiller ile bilinir. O fiiller olmasaydı O'nun isim ve sıfatları da bilinemezdi. Fakat kâinatta var olan varlıklar ve yaratılan fiiller açıkça Allah'ın isim ve sıfatlarını bize göstermektedir. Yani bu fiilerin yaratılması ihtiyaç veya endişe sebebiyle değil, Allah'ın zatına ait sonsuz isim ve sıfatların gereğidir. Madem isim ve sıfatlar vardır. O halde mutlaka bu eserler olacaktır.

Hem Kur'an'daki ifadeler, insanın anlayabileceği bir dil ve anlatım biçimiyle bilgi vermek içindir. Yani “kendini övme” gibi görünen ifadeler aslında insana yöneliktir, haşa Allah’ın kendini tatmin etmesiyle ilgisi yoktur.

Kısacası bu sena ve övgüler; Yüce Allah'ın kendini tanıttırmak, hakikati bildirmek ve biz kullarına yol göstermek içindir. Evet insan, Allah'ı tanımakla ve O'na şükretmekle gerçek olgunluğa ulaşır. Yani Kur'an'daki övgü, bize bir kulluk dersi mahiyetindedir. Zira kul olan insan, nimet vereni tanırsa nimetin şükrünü de eda eder. Bu sebeple Kur'an'daki anlatımlar asla Allah'ın kendini tanıtmak endişesi değil, rahmetin ve hikmetin gereğidir. Çünkü Allah'ın varlığı ve sıfatları bilinmezse, insan hakkıyla Rabbini tanıyamaz ve karanlıkta kalır. Bu nedenle bu övgü ve sena, hakikatin ta kendisidir. Çünkü sonsuz ve mutlak güzellik sahibi olan Allah'ın kendini bize tanıtması ve bildirmesi hakka zıt değildir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu hususta şöyle der;

Nihâyet kemâlde bir cemâl ve nihâyet cemâlde bir kemâl, elbette kendini görmek ve göstermek ve teşhîr etmek istemesi, en esaslı bir kaidedir. İşte bu esaslı düstûr-u umûmîye binâendir ki, bu kitâb-ı kebîr-i kâinâtın Nakkāş-ı Ezelî’si, bu kâinâtla ve bu kâinâtın her bir sahîfesiyle ve her bir satırıyla, hatta harfleri ve noktalarıyla kendini tanıttırmak ve kemâlâtını bildirmek ve cemâlini göstermek ve kendisini sevdirmek için, en cüz’îden en küllîye kadar her bir mevcûdun müteaddid lisânlarıyla cemâl-i kemâlini ve kemâl-i cemâlini tanıttırıyor ve sevdiriyor.
İşte ey gāfil insan! Bu Hâkim-i Hakem-i Hakîm-i Zülcelâl-i ve’l-Cemâl, sana karşı kendisini her bir mahlûkuyla böyle hadsiz ve parlak tarzlarda tanıttırmak ve sevdirmek istediği halde, sen onun tanıttırmasına karşı îmânla tanımazsan ve onun sevdirmesine mukābil ubûdiyetinle kendini ona sevdirmezsen, ne derece hadsiz muzâaf bir cehâlet ve bir hasâret olduğunu bil, ayıl.2

Bu kısımda da ifade edildiği gibi; Allah’ın zâtında sonsuz kemâl (mükemmellik) ve cemâl (güzellik) vardır. Kemâl, kendini göstermek; cemâl, görülmek ister. Bu hakikat gereği Allah kâinâtı büyük bir kitap gibi yaratmış, her varlığı da kendini tanıtan bir harf veya bir satır yapmıştır. Dağdan çiçeğe, zerreden yıldıza kadar her şey, varlığı ve düzeniyle sonsuz Kemâl ve Cemâl sahibi olan Allah'ın isimlerine şahitlik eder. İnsan bu ilâhî sergiyi okuyabilecek ve anlayabilecek şuura sahip olarak yaratılmıştır. Dolayısıyla insan, imanla O’nu tanımalı, ibadet ve şükürle sevgisine karşılık göstermelidir. Bunu yapmazsa yani Allah'ın kendisini tanıtmasına karşılık insan iman etmeyerek O'nu tanımazsa, türlü nimetlerle sevdirmesine karşı kullukla karşılık vermezse, son derece cahillik etmiş olur. Sonuçta da çok büyük zararlara düşmüş olur.

Sonuç olarak: Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Kur’an’daki “övgü” ve risalelerdeki “kendini tanıtma” anlatımları, Allah’ın varlık ve kudretini insanın anlayacağı şekilde aktarmak ve yol göstermek içindir. Çünkü insanın kendini göstermekteki amacı fark edilmek ve bilinmek iken Allah’ın muradı ise insanları uyarmak ve yönlendirmektir. Hem biz kullarına karşı sevgisini ve verdiği değeri bildirmektir. Bu yüzden ilahlık kavramıyla Allah’ın Kur’an'da kendini anlatması arasında zıtlık yoktur, uyum vardır.

Kaynakçalar
  1. Âl-i İmrân, 3:97

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 157


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız