İslâm âlimleri tarih boyunca bu tarz inanç sahiplerini çoğu zaman doğrudan tekfir etmemiş; onları genellikle fırka-i dâlle (sapkın fırka) )olarak değerlendirmiş, “Mücessime” veya “Müşebbihe” gibi isimlerle anmışlardır. Bu gruplar, bazı müteşâbih âyetleri yanlış anlayarak zahirî manaya hamletmiş veya hatalı teviller yapmışlardır.
Eğer bir kişi açıkça ve bilinçli şekilde; “Hâşâ Allah da bizim gibidir, et ve kemikten bir varlıktır, organları vardır, bizim gibi eli vardır” gibi sözlerle Allah Teâlâ’yı mahlûkata benzetir ve O’nu cisim kabul ederse, bu inanç İslâm akaidine açıkça aykırıdır. Böyle bir görüş, Allah’ı yaratılmışlara benzetmek olduğu için küfür sayılır.
Tekfir meselesi, her yanlış söz söyleyen kişiye hemen uygulanacak basit bir hüküm değildir. Çünkü cehalet, yanlış tevil, sözün maksadı, kişinin ne kastettiği gibi hususlar dikkate alınır. Bu sebeple İslâm âlimleri, bu tarz fırkaları genelde “sapık fırkalar” olarak değerlendirmiş, doğrudan tekfir etme yoluna gitmemiştir.
Özetle; Allah’ı yaratılmış varlıklara benzetmek küfürdür; fakat tekfir hükmü kişiye uygulanırken ilim, delil ve şartlar gözetilmelidir.

