Ahlak

13.06.2024

677

Adavete Muhabbet (Düşmanlığı Sevmek) Ne Demektir?

Toplumu etkileyen manevi hastalıklardan "adavete muhabbet" kısmını açıklayabilir misiniz?

26.06.2024 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İslam dini, insanlara bireysel ve toplumsal faydalar sağlayacak yollar göstererek hem bireyin hem de toplumun güzel bir şekilde yaşam sürmesini emretmiştir. Bu sebepten dolayı bireysel ve toplumsal huzuru bozacak, İslam kardeşliğine engel olacak hususları yasaklamıştır. Toplumu bir bütün olarak dayanışma, yardımlaşma, sevgi, muhabbet, hoşgörü, affedicilik vb. esaslar üzerine temellendirmiştir. Bu hususla ilgili olarak Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.1

Yukarıdaki hadis-i şerif, toplumun dayanışmasının ve muhabbetinin ne derece güçlü olması gerektiğini bize göstermiştir. Bu İslam kardeşliğinin zıddı olan düşmanlık, bölünme ve çekişme dinimizce yasaklanmıştır. Bu hususla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şu âyet-i kerime geçmektedir:

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra anlaşmazlığa düşüp, birbiriyle çekişen kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.2

Hem hadis-i şeriflerde hem de ayetlerde anlaşıldığı üzere, anlaşmazlığa düşmek ve çekişmek yasaklanmıştır. Bu fiiller yasaklandığı gibi, bunlara sebep olan durumlar da yasaklanmıştır. Bu durumlardan biri de adavete muhabbet, yani düşmanlığı sevmektir. Düşmanlığa taraftar olmak, topluma zararlı olan düşmanlığı sürdürmede ısrarcı olmaktır. Düşmanlığın topluma verdiği zarar ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:

Allah ve resulüne itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir.3

Yukarıdaki ayetten anlaşıldığı üzere, birbirine düşmek Müslümanları zayıflatır ve güçsüz hâle getirir. Bu hâlden kurtulmak için sabretmek gerekir. Müslümanlara yakışan tavır, din kardeşini sevmek ve muhabbet etmektir. Yanlış bir hareketini görse, o yanlışının düzelmesi için dua etmektir. O yanlışa karşı sabretmektir.

Unutulmamalıdır ki, sinek kanadı bir gözün üzerine bırakılsa bir dağı kapatır, göstermez. Eğer bir Müslüman, kardeşinin sinek kanadı hükmünde bir yanlışı yüzünden düşmanlık edip onun dağ gibi büyük ve güzel yönlerini görmezse, bu insafsızlıktır. Hatta bir Müslüman, kendisine kötülük yapan birine dahi iyilikle karşılık vermelidir. Bu hususla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şu ayet-i kerime bulunmaktadır:

İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş!4

Yukarıdaki ayetten anlaşıldığı üzere, Müslüman hiçbir zaman din kardeşine düşmanlık etmemelidir. Eğer kötülüğe kötülükle karşılık verirse, yani düşmanlık tarafı sevilip devam ettirilirse, daha kötü neticeler meydana geleceğini bilmelidir. Toplumdaki insanların muhabbetinin devamının sağlayacağı faydalar ve düşmanlığın vereceği zararlar ile ilgili olarak Bediüzzaman Hazretleri şöyle söylemektedir:

Hayat-ı ictimâiye-i beşeriyeyi te’mîn eden ve saadete sevk eden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyâde sevilmeye ve muhabbete lâyıktır. Ve hayat-ı ictimâiye-i beşeriyeyi zîr u zeber eden düşmanlık ve adâvet, her şeyden ziyâde nefrete ve adâvete ve ondan çekilmeye müstehak ve çirkin ve muzır bir sıfattır.5

Yukarıdaki paragraftan anlaşıldığı üzere, toplumun bütünlüğünü sağlayan ve mutluluğa sevk eden şey insanlara muhabbet etmek ve onları sevmektir. Toplumun saadetine engel olan, toplumu parçalayan düşmanlık ise uzak durulması gereken, kötü sonuçları olan bir davranıştır. Bizler Müslüman olmamız sebebiyle birbirimiz hakkında hep hüsn-ü zan etmeli, yani güzel düşünmeliyiz. Küçücük hataları, bizi birbirimize bağlayan ve muhabbete vesile kılan dağlar büyüklüğündeki ortak noktalarımızın önüne hiçbir vakit geçirmemeliyiz.
Rabbimiz birken; kitabımız, kıblemiz, peygamberimiz gibi daha nice sayısız ortak noktalarımız varken ve her biri binlerce muhabbet köprüsü kurmaya vesile iken, insan olmak sebebiyle yapılan küçük hataları adavet etmeye bahane yapmak elbette Müslüman fıtratına ve sıfatına uygun değildir.

Kaynakçalar
  1. Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr 65. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 18; Nesâî, Zekât 67

  2. Ali İmran 2/105

  3. Enfal 8/ 45

  4. Fussilet 41/34

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s.455


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız