RİSALE-İ NUR

30.12.2025

6

"El-Mübârekât" Kelimesinin Risale-i Nur Merkezli İzahı

El-Mübârekât kelimesindeki mübarek kelimesinin anlamını tam olarak anlayamıyorum. O kısım için sizlerden bir açıklama istiyorum. Ben farklı kaynaklardan araştırma yaptım. Yani anlatım tarzı biraz daha kapsayıcı ve açıklayıcı olursa mutlu olurum.

04.01.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Risale-i Nur'da bahsi geçen yer şu şekildedir:

Evet nasıl ki, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm اَلتَّحِيَّاتُ kelimesiyle, bütün zîhayatın ibâdât-ı fıtriyelerini niyet edip takdîm ediyor. Öyle de, tahiyyâtın hulâsası olan اَلْمُبَارَكَاتُ kelimesiyle de, bütün medâr-ı bereket ve tebrîk ve “Bârekallâh!” dediren ve mübârek denilen ve hayatın ve zîhayatın hulâsası olan mahlûkların, hususan tohumların, çekirdeklerin, tanelerin, yumurtaların fıtrî mübârekiyetlerini ve bereketlerini ve ubûdiyetlerini temsîl ederek, o geniş ma‘nâ ile Hâlik’ına arz ediyor.1

Varlık Âleminin Ortak Dili: El-Mübârekât
İslam literatüründe ve namazın özünde yer alan "el-Mübârekât" ifadesi, sadece "bolluk" anlamına gelen sığ bir bereket kavramı değildir. Bu kelime, kök itibariyle hayrın sürekliliği, artışı ve ilahî bir kaynağa bağlı olması demektir. Ancak Risale-i Nur eksenli bir bakış açısıyla bu kavram; varlıkların kendi fıtrat dilleriyle gerçekleştirdikleri zikirlerin, tesbihlerin ve Allah’tan aldıkları feyzin bir özeti niteliğindedir.
1. Mübarek Hayvanlar ve "Bismillah" Sırrı
Birinci Söz'de geçtiği üzere; inek, deve, koyun, keçi gibi hayvanların "Bismillah" demesi, onların kendi başlarına bir güç sahibi olmadıklarını, aksine ilahî bir hazinenin memurları olduklarını gösterir. Bir hayvanın "mübarek" sıfatını alması, onun kendi varlığından geçip, üzerinde tecelli eden esmayı (Allah'ın isimlerini) ilan etmesidir.
Örneğin, bir kedinin "Yâ Rahîm" zikri, onun sıradan bir et ve kemik yığını olmadığını, bilakis Allah’ın "Rahîm" isminin bir âyinesi olduğunu ispat eder. İşte el-Mübârekât, kâinattaki tüm bu canlıların, bitkilerin ve diğer varlıkların kendilerine ihsan edilen hayat nimetini, yine o nimeti verene şükür ve zikirle karşılık vermeleridir.2
2. Namazın Çekirdeği Olarak Mübarekiyet
Namazın manası; celale karşı tesbih (Sübhanallah), kemale karşı takdir (Allahü Ekber) ve cemale karşı şükürdür (Elhamdülillah). Tahiyyat’ta geçen "et-Tahiyyâtü lillâhi ve’s-salavâtü ve’t-tayyibât" zincirinin hemen ardından gelen veya bu bütünlüğü kapsayan "el-Mübârekât", aslında kâinatın bir nevi "üretim ve bereket" faaliyetidir.3
Varlıklar, sadece var oldukları için değil, Allah adına hareket ettikleri için "mübarek" olurlar. İnsan, namazda teşehhüdde oturduğunda, sadece kendi ibadetini değil, "bütün mahlukâtın tahiyyât-ı mübarekelerini" yani tüm varlıkların Allah'a karşı övgü ve hamdlerini kendi adına Allah’a sunar. Yani namazda "el-Mübârekât" dediğimizde;
* Topraktan fışkıran bitkilerin bereketini,
* Hayvanların süt, bal, ipek ve yün gibi fıtri hizmetlerini,
* Kâinattaki her türlü hayırlı artışı ve ilahî lütfu kastetmiş oluruz.
3. "Acz" ve "Fakr" ile Gelen Bereket
"er-Rahmân" ve "er-Rahîm" isimlerine ulaşmanın en kısa yolu acz, fakr, şefkat ve şükürdür. Mübarek kelimesinin özündeki sır burada gizlidir: Bir varlık ne kadar âcizliğini anlayıp Allah’a dayanırsa (Bismillah derse), o nispette mübarek olur.
Kedi örneğinde görüldüğü gibi, o hayvanın "mübarek" oluşu, kendi iradesiyle bir şey başarmasından değil, "Yâ Rahîm" diyerek sonsuz bir rahmete iltica etmesinden kaynaklanır. Bu anlamda el-Mübârekât, "kendi başına hiçbir şeyi olmayan ama Allah ile her şeye sahip olan" varlıkların sergilediği o kudsî güzelliklerin bütünüdür.4
Sonuç Olarak; El-Mübârekât, sadece "bereketli şeyler" demek değildir. O, kâinat fabrikasında Allah namına çalışan, O’nun isimlerini zikreden ve O’nun rahmetiyle hayat bulan tüm varlıkların; tayyib (temiz), bereketli (artan), kudsî ve ilahî feyze mazhar olmuş halleridir. Namazda bu kelimeyi telaffuz ettiğimizde, aslında kâinatın devasa zikir halkasına dâhil oluyor ve tüm yaratılmışların o bereketli zikirlerini bir hediye paketi gibi Allah’ın huzurunda sunmuş oluyoruz.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 89

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 124

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 24

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubât, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 21


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız