Bediüzzaman Hazretleri, 3. defa girdiği Afyon hapishanesinde, 33 hadis-i şerifeyi kendi defterinde yazmış, daha sonra bâzı talebeleri de, kendi defterlerine kaydetmişler. Bunların bir kısmını, Bediüzzaman Hazretleri kendi kalemiyle düzenleyip, Arapça ve Türkçe dipnotlar ilâve etmiştir. Risâle-i Nur’un ilim talebeliği şerefini kazandıran ve ilim içinde hakikate bir yol açan mesleğini, bu Hadis-i şerifler bizlere göstermektedir.
Bu Hadis-i şerifler sırasıyla şu şekildedir:
1. تعلموا العلم فإن تعليمه خشية وطلبه عبادة ومذاكرته تسبيح والبحث عنه جهاد
Meâli: İlmi öğreniniz. Zira ilim öğrenilmesi, Allah'a karşı haşyettir. (Allah korkusu) Talebi ibadettir. Müzâkeresi tesbihtir. Ondan bahsetmek ve onu aramak ise cihâddır.1
2. سَاعَةٌ مِنْ عَالِمٍ مَتَّكِيءٍ عَلَى فِرَاشِهِ يَنْظُرُ في عِلْمِهِ خَيْرٌ مِنْ عِبادَةِ العَابِدِ سَبْعِينَ سَاعَةً
Meâli: Ulemay-ı Hakikatin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bir saat bakması, yetmiş saat ibâdetten hayırlıdır.2
3. طالب العلم طالب الرحمن طالب العلم ركن الإسلام ويعطى أجره مع النبيين
Meâli: İlmi isteyen aynı zamanda, Rahman'ı isteyendir. İlmin taleb eden, İslâm'ın rüknüdür. Onun ecri Peygamberlerle beraber verilecektir.3
4. طَلَبُ العِلْمِ أَفْضَلُ عِنْدَ الله مِنْ الصَّلاَةِ والصِّيَامِ وَالحَجِّ وَالْجِهَادِ فِي سَبِيلِ الله عَزَّ وَجَلَّ
Meâli: İlmi talep etmek, Allah katında (nâfile) namaz, oruç, hac ve Allah yolunda olan cihaddan daha efdaldir.4
5. عَالِمٌ يُنْتَفَعُ بِعِلْمِهِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ عَابِدٍ
Meâli: İlminden istifade edilen bir âlim, bin abidden hayırlıdır.5
6. ويل لمن طلب الدنيا بالدين
Meâli: Dini vasıta kılarak dünyayı talep eden kimselere yazıklar olsun.6
7. كلمة حكمة يسمعها الرجل خير له من عبادة سنة والجلوس ساعة عند مذاكرة العلم خير من عتق رقبة
Meâli: Kişinin bir hikmet kelimesi işitmesi, onun için bir sene ibadetten daha hayırlıdır. Bir saat ilim müzâkeresi için bir arada bulunmak da, bir köle azad etmekten daha hayırlıdır.7
8. لأَنْ يَهْدِيَ الله عَلَى يَدَيْكَ رَجُلاً خَيْرٌ لَكَ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ
Meâli: Cenâb-ı Hak, bir kişiyi senin vesilenle hidâyete getirse, senin için güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.8
9. لن يجمع الله على هذه الأمة سيف الدجال وسيف الملحمة
Meâli: Cenâb-ı Hak bu ümmet üzerinde hem deccalın kılıcını (fitnesini), hem de melhame kılıcını (büyük harplerin fitnesini) beraber cem etmeyecektir.9
10. لن تزال الخلافة فى ولد عمى صنو أبى العباس حتى يسلموا إلى الدجال
Meâli: Benim amcam, Pederimin kardeşi Abbas'ın çocuklarında Hilafet-i İslamiyye deccalin tahripkâr eline geçinceye kadar devam edecektir.10
11. لو وزن مداد العلماء ودم الشهداء لرجح مداد العلماء على دم الشهداء
Meâli: Mahşerde Ulemâ-yı Hakikatin mürekkepleri şehitlerin kanıyla muvâzene edilse, âlimlerin mürekkepleri, Şühedânın kanından üstün gelecektir.11
12. ليس الشديد الذى يغلب الناس ولكن الشديد الذى يغلب نفسه عند الغضب
Meâli: Kuvvetli insan, insanları mağlup eden kimse değildir. Gerçekte kuvvetli o kimsedir ki, gadap ve hiddet ânında, nefsini mağlup eder.12
13. ما أهدى المرء المسلم هدية أفضل من كلمة حكمة يزيده الله بها هدى أو يرده بها عن ردى
Meâli: Bir Müslüman, Müslüman bir kardeşine hikmetli bir kelimeden daha efdal bir hediye vermemiştir. Allah o hikmet kelimesi vasıtasıyla o Müslümanın hidayetini arttırır yâ da ondan bir kötülüğünü def eder.13
14. مَا بَيْنَ خَلْقِ آدَمَ إِلَى قِيَامِ السَّاعَةِ أَمْرٌ أَكْبَرُ مِنْ الدَّجَّالِ
Meâli: Âdem (a.s)’den ta kıyamet kopuncaya kadar, âlem-i insaniyyet arasında, deccalden daha büyük bir hadise yoktur.14
15. من أتاه ملك الموت وهو يطلب العلم كان بينه وبين الأنبياء درجة واحدة درجة النبوة
Meâli: Her kim ilim taleb ederken vefat etse, onun mertebesi ile enbiya mertebesi arasında yalnız nübüvvet (peygamberlik) mertebesi kalır.15
16.من تعلم بابًا من العلم عمل به أو لم يعمل به كان أفضل من صلاة ألف ركعة فإن هو عمل به أو علمه كان له ثوابه وثواب من يعمل به إلى يوم القيامة
Meâli: Her kim ilimden bir mesele öğrenirse (yani iman-ı tahkiki ilminden) ister onunla amel etsin, ister etmesin o kimse hakkında bin rekât ( nafile ) namazdan daha efdaldir. Eğer teallümle beraber bir de amel eder veya o ilmi başkasına öğretirse hem o öğrettiği kimsenin sevabını hem de kıyamete kadar onunla amel edeceklerin sevabını alır.16
17. من طلب بابا من العلم لیحیی به الاسلام كان بینه و بین الانبیاء درجة
Meâli: Kim ki İslam’ı ihya etmek niyetiyle ilimden bir bölüm tahsil etse, o kimsenin derecesiyle peygamberlerin derecesi arasında yalnız bir derece kalmış olur.17
18. لا يجتمع أربعة في المؤمن إلا أوجب الله له بهن الجنة: الصدق في اللسان، والسخاء في المال، والمودة في القلب، والنصيحة في المشهد والمغيب.
Meâli: Mü'minde dört hususiyyet içtima edince, Cenab-ı Hak, o mü’mine bu hasletleri sebebiyle cenneti vacip kılar. Bunlar: Lisanında Sıdk. (Doğruluk. Yani yalan söylememek.), Malda Cömertlik, Kalpte meveddet, Hazırda ve gaybda olanlara karşı ihlaslı ve samimi olmak.18
19. يكون في أحد الكاهنين رجل يدرس القرآن دراسة لا يدرسها أحد يكون بعده
Meâli: Kelam âlimlerinden birisi gelecek, Kur'an'ı (Kur'an'ın hakikatlarını) öyle bir tarzda ders verecektir ki, ondan sonra, onun gibi ders ve talimi veren olmayacaktır.19
20. إذا جاء المَوْتُ لِطالِبِ العِلْمِ وهُوَ على هذِهِ الحالَةِ ماتَ وَهُوَ شَهِيدٌ
Meâli: İlim talebesi ilim tahsil etmekteyken vefat etse şehittir.20
21. قَلِيلُ الْعَمَلِ يَنْفَعُ مَعَ الْعِلْمِ وَكَثِيرُ الْعَمَلِ لاَ يَنْفَعُ مَعَ الجَهْلِ أفضل العمل العلم بالله
Meâli: İlmin en efdali ilm-i billah’tır. Bu İlimle beraber amel azda olsa menfaat verir. İlm-i billahtan (iman ilminden) nasibi olmayınca amelin çokluğu menfaat vermez.21
22. أكرموا حملة القرآنMeâli: Kur'an hamillerine ( Hâfız-ı Kur’an olan ve Kur’an hakikatlarını neşr edenlere karşı) ikramda, hürmette bulununuz.22
23. أكْرِمُوا العُلَماءَ فإنّهُمْ وَرَثَةُ الأَنْبِياءِ
Meâli: Ulema-yı hakikate ikramda bulununuz. Muhakkak ki onlar, peygamberlerin varisleridir.23
24. إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَيَبْتَلِي الْمُؤْمِنَ بِالْبَلاءِ ، وَمَا يَبْتَلِيهِ إِلا لِكَرَامَتِهِ عَلَيْهِ
Meâli: Şüphesiz ki Allah, mü'minleri bir kısım (belalarla) imtihan eder. Fil hakika Cenab-ı Hakk’ın bu musibeti vermesi o kulun üzerindeki ikramını izhar içindir.24
25. إنّ السَّعِيدَ لمن جُنِّبَ الفِتَنَ ولمن ابتلى فصبر فواها ثم واها
Meâli: Said, fitnelerden uzak kalmış kimse, musibet ve fitneye giriftar olduğu halde, sabreden kimsedir. O çok güzel ve çok hoş bir kimsedir.25
26. إن الفتنة تجيء فتنسف العبادة نسفا وينجو العالم منها بعلمه
Meâli: Muhakkak fitne gelmektedir. Kulları parça parça edecektir. Ancak âlimler (ilimleri vesilesiyle) bu fitneden kurtulacaktırlar.26
27. إنه سيصيب أمتى فى آخر الزمان بلاء شديد لا ينجو منه إلا رجل عرف دين الله فجاهد عليه بلسانه وقلبه فذلك الذى سبقت له السوابق ورجل عرف دين الله فصدق به
Meâli: Ahir zamanda çok dehşetli bir bela gelecek. O dehşetli musibetten ancak Allah'ın dinini bilen ve imanıyla bu uğurda lisanıyla ve kalbiyle mücahede eden bir adam kurtulacak. O böyle yapmakla öncekilerin mesleğiyle hareket etmiş olur. Bir de, Allah'ın dinini bilip, tasdik eden kimse kurtulacaktır.27
28. أَنَا أَجْوَدُ بَنِي آدَمَ، وَأَجْوَدُهُمْ مَنْ بَعْدِي رَجُلٌ عَلِمَ عِلْمًا فَنَشَرَهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَمِيرًا وَحْدَهُ
Meâli: İnsanların en cömerdi benim. Benden sonra, onların en cömerdi ise, öyle bir adam ki, (iman-ı tahkiki) ilmini bilir ve neşreder. O kimse kıyamet günü tek başıyla bir ümmet ve bir emir olarak diriltilecektir.28
29. الامن تعلم القران و علمه و علم ما فیه فانا له سائق و دلیل الی الجنة
Meâli: Dikkat ediniz! Her kim Kur’an öğrenir, öğretir ve içindeki hakikatleri ders verirse onların cennete girmelerine saik ve delil ben olacağım.29
30. إياكم والبدع فإن كل بدعة ضلالة وكل ضلالة تصير إلى النار
Meâli: Bid'atlardan sakınınız. Şüphesiz ki bütün bid’atlar dalalettir. Bütün dalaletler de ateşe irca olacaktır.30
31. لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا لَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ وَلَا بِالنَّصَارَى
Meâli: Bizim dışımızdakilere kendini benzetenler, bizden değildir. Sakın Yahudi ve Hıristiyanlara kendinizi benzetmeyiniz.31
32. أَفْضَلُ الْجِهَادِ كَلِمَةُ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ
Meâli: Cihadın en efdali, haktan ayrılmış, zalim ve cabbar sultanlara karşı hak bir kelamı söylemektir.32
33. أفْضَلُ الجِهَادِ أنْ يُجاهِدَ الرَّجُلُ نَفْسَهُ وَهَواهُ
Meâli: Cihadın en faziletlisi, kişinin kendi nefsine ve hevasatına karşı mücahade etmesidir.33
Rabbimiz bizlere bu hadislerin müjdelediği hallere ulaşmayı nasib eylesin.
Camiu’l-Ehâdis, c.11, s.297, h.no: 10825. ; Kenzul Ummal, c. 10 s. 167 h.no: 28867
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c.13, s.207, h.no: 12947. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 154, h.no: 28789
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c.14, s.113, h.no: 13909. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 143, h.no: 28729
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c.14, s.122, h.no: 7510. ; Camiu’s-Sağir, c. 2, s. 80, h.no: 5268
Kenzul Ummal, c.10 s.143 h.no: 28723. ; Fethü’l-Kebir, c. 2, s. 210, h.no:7618
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c.14, s.226, h.no: 14169. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 206 h.no:29091
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c.15, s. 389, h.no: 15772. ; Tenzihü’l-Şeriat, c. 1, s. 322 h.no:117
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c.38, s. 411, h.no: 41764. ; Mecmuul-Kebir, c. 1, s. 332, h.no: 994
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 18, s. 64, h.no: 18852
Kenzu’l-Ummal, c: 14 s. 271, h. no: 33436. ; Mecmau’z-Zevaid, c: 5 s. 187 h.no: 8954
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 18, s. 169, h.no: 19136
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 18, s. 248, h.no: 19329
Keşfül Hafa, c. 2, s. 180, h.no: 2182
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 18, s. 477, h.no:19941. ; Müsned Ahmed, c. 26, s. 185, h.no:16253
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c.41, s.361, h.no: 45215
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 20, s. 169, h.no: 21805. ; Kenzul Ummal, c. 10, s. 164 h.no: 28852
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 20, s. 169,
Kenzul Ummal, c. 15, s. 876, h.no: 43482
Kenzul Ummal, c. 11, s. 378, h.no 31808
Fethül Kebir, c. 1, s. 92, h.no:905.; Camiussağir, c. 1, s. 41, h.no: 545
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 5, s. 236, h.no: 4050
Camiussağir, c. 1, s. 306, h.no: 3060
Fethül-Kebir, c. 1, s. 214, h.no: 2341. ; Keşfül-Hafa, c. 1, s. 172, h.no:512
Elehadi vel-Mesani c. 2, s. 175, h.no: 974
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 7, s. 318, h.no: 6387
Kenzul Ummal, c. 10, s. 150, h.no: 28766
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 10, s. 38, h.no: 9043
Şe’bel İman, c. 3, s. 266, h.no: 1632. ; Camiu Beynel-Ulum c. 1, s. 242, h.no: 478.
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 6, s. 48. h.no: 9747.
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 10, s. 334, h.no: 9747.
Ketebettesa, c. 31, s. 431, h.no: 86. ; Kenzul Ummal, c. 9, s. 128, h.no: 25333.
Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 5, s. 198, h.no: 3981. ; el-Müstedrek, c. 4, s. 505.
Fethül-Kebir, c. 1, s. 196, h.no: 2092. ; Suyûti, Camiu’l-Ehâdis, c. 5, s. 196, h.no: 3977.

