RİSALE-İ NUR

14.01.2014

9367

Sevdiklerinin Ölümünü Yok Oluş Sanan Kişinin Teselli Arayışı

14. Söz’ün Hatimesi’nde geçen: “İkinci adam ise, yüzde doksan dokuz dostları buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı ne görür ne de görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler zanneder. Şu bîçâre adam ise, bütün onlara bedel, yalnız bir misafire ünsiyet edip teselli bulmak ister. Onunla o elîm âlâm-ı firâkı kapamak ister.” Cümlesini kısaca izah edebilir misiniz?

16.01.2014 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Meselâ şu karyede -yani Barla’da- iki adam bulunur. Birisinin yüzde doksan dokuz ahbâbı İstanbul’a gitmişler. Güzelce yaşıyorlar. Yalnız bir tek burada kalmış. O dahi oraya gidecek. Bunun için şu adam İstanbul’a müştâktır. Orayı düşünür. Ahbâba kavuşmak ister. Ne vakit ona denilse: “Oraya git!” sevinip gülerek gider.

İkinci adam ise, yüzde doksan dokuz dostları buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı ne görür, ne de görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler zanneder. Şu bîçâre adam ise, bütün onlara bedel, yalnız bir misafire ünsiyet edip teselli bulmak ister. Onunla o elîm âlâm-ı firâkı kapamak ister.1

Bu örnekte ikinci adam, dünyaya ve ölüme iman penceresinden bakamayan insandır. Onun için dostlarının büyük çoğunluğu birer birer gitmiş, fakat bu gidiş “başka bir yere kavuşma” değil, yok oluş veya karanlık bir kayboluş gibi görünmektedir. Kimi ölümle toprağa girmiştir, kimi uzaklara savrulmuş, artık ne sesi duyulur ne de yüzü görülür hâle gelmiştir. Bu adam, ayrılıkların arkasında bir buluşma ümidi görmediği için her gidişi büyük bir yıkım gibi yaşar. Geçmişte kurduğu bağlar ona teselli vermek yerine acı verir. Çünkü hatıralar, geri gelmeyecek şeyleri hatırlatır. Bu yüzden iç dünyasında sürekli bir yalnızlık, güvensizlik ve hüzün hâli vardır.

İşte ölümden sonraki ahiret hayatına inanmayan kişinin durumu bu adama benzemektedir. Ahirete giden tüm sevdikleri onun nazarında bir daha asla görüşemeyecekleri bir yok oluşa, karanlığa gitmişlerdir. Bu halde insanın kalbi geçici eğlencelerle veya arkadaşlıklarla teselli bulmak ister. Oysaki birinci adam ölüm ile sevdiklerinin onu terk ettiğini değil başka bir âleme gittiklerine inanır. Nasıl ki kişi bilse ki sevdikleri başka bir şehre gitmiş ve orada çok rahat bir şekilde yaşıyorlar, insan oraya gitmeyi arzu eder. İşte iman ile insan ölüme bu nazarla bakmaktadır. Ölüm sanki başka güzel bir şehre göç etmek gibidir.

Sonuç olarak ikinci adamın asıl sıkıntısı, ayrılıkların manasını kaybetmiş olmasıdır. Ölümü bir “yok oluş” olarak gördüğü için, hayat ona ağır ve ürkütücü gelir. Eğer insan ölümün arkasında bir kavuşma, ayrılıkların ardında bir mana göremezse, dünyada kalmak da gitmek de ona azap olur. Buna karşılık, ölümü bir buluşmaya açılan kapı olarak görebilen insan için ayrılıklar bile sevinçli ve ümitli bir bekleyişe döner.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 40.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız