
SAYFA 159
[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمٖینَ
Âyetinin verâset-i Ahmediye asm cihetinde, ma‘nâ-yı işârî noktasında, bu asırda o Rahmeten li’l-Âlemîn’in bir aynası ve hakîkat-i Kur’âniyenin bir hakîkî tefsîri olan Risâle-i Nûr, o küllî rahmetin bir cilvesi ve bir numûnesi olmasından, hakîkat-i Muhammediyenin asm bir kısım evsâfı, ma‘nâ-yı mecâzî ile cüz’î bir vârisine verilebilir diye, bu parlak kasîdeye ilişmedim. Yalnız hakîkat-i Ahmediye asm ile aynasının farkına işareten bazı kelimeler ilâve edildi.
Saîdü’n-Nûrsî
1
Huzûr bulur bugün seninle âlem
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
Sürûr bulur bugün seninle âdem
Ey bir rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
2
Bu hasta gönüller çoktan perişan
Varsa sende eğer Lokmân’dan nişân
Bir şifâ sun, gel ey mahbûb-u zîşân
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
3
Gelmez mi sonu bu uzun hecenin?
Geçmez mi gamı bu yaslı gecenin?
Zârî arttı, sabrı bitti nicenin
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
4
Fahr-i Âlem arşdan bu yere indi
Şâh-ı velâyet gelip düldüle bindi
Zülfikār bugün artık Nûr’a dendi
Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
5
Yolumuz bu Nûr’un nûrlu yolu
Olduk hepimiz o Nûr’un bir kulu
Nûr yolunda yürüyen hem ne mutlu
Ey numûne-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
6
Nûrs’un nûr çıkan nûrlu dağında
Bülbül öter bahçesinde bağında
Tozu olsak ânın pâk ayağında
Ey rahmet-i âlem cilvesi Risâletü’n-Nûr
7
Derdlere dermânsın, mahbûb-u cansın
Hem câmiü’l-esmâ ve’l-Kur’ân’sın
Hem de nûr hakkında bize ihsânsın
Ey bir rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
8
Bu âlemde madde değil, bir özsün
Her bir zerrede bakan bütün bir gözsün
Kâinâtı hayrân eden bütün bir yüzsün
Ey misâl-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
SAYFA 160
9
Aslı evvelisin balın, şekerin
Deryasısın cümle ilmin, hünerin
Gelmedi cihâna böyle eser benzerin
Ey mir’ât-ı rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
10
Sen aylardan, güneşlerden üstünsün
Nihâyetsiz, sonu gelmez bütünsün
Nûr cemâlin bütün bütün görünsün
Ey mazhar-ı rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
11
Boyun büküp acı acı melerdik
Göz yaşını kanlar ile silerdik
Görsek diye seni Hakdan dilerdik
Ey bir temsîl-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
12
Çünki sensin, bu asırda Rahmeten li’l-Âlemîn’in cilvesi
Çünki sensin, şimdi Şefîu’l-Müznibîn’in vârisi
اَغِثْنَا یَاغِیَاثَ الْمُسْتَغٖیثٖینْbir duâsı
Ey şu‘le-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
13
Şifâ bulsun şimdi biraz yaramız
Revâc bulsun, geçer olsun paramız
Saç nûrunu, aka dönsün karamız
Ey ziyâ-yı rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
14
Cürmümüzle külhân gibi pür-nârız
Derd elinden hem her gün zâr u zârız
Affet bizi, mâdem hep sana yârız
Ey nûr-u rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
15
Meylimiz yok, yalancı bir dünyaya
Son verdik biz, bid‘alara, riyâya
Kapılmayız öyle kuru hülyaya
Ey bir hakîkat-ı rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
16
Yok bizde cem‘iyet kurma hülyası
Yok başka bir yola gitme sevdâsı
Olduk ancak Nûr’un derdli şeydâsı
Ey derdlilere rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
17
Yollarda bıraktık geçtik dervişi
Attık gönüllerden öyle teşvîşi
Kâfî bu parlayan nûrun güneşi
Ey ma‘kes-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
18
Geçmişiz hep medihlerden, senâdan
Yüz çevirdik servetlerden, gınâdan
Nûr isteriz, geçmeden bu fenâdan
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
SAYFA 161
19
Nûr elinden içeli biz şarabı
Çevirmişiz tatlılığa azâbı
Bir mahbûbun biz de olduk türâbı
Ey bize rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
20
Âşıkların arşa çıkan feryâdı
Ağlatıyor o pâk rûhlu ecdâdı
Allâh için eyle bize imdâdı
Ey muhtâçlara rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
21
Gökler saldı belâ, yer verdi belâ
Sarstı âfâkı bir acı vâveylâ
Rahmet et âleme, ey nûr-u Mevlâ
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
22
Bir yanda sel var, bir yanda kan akar
Bu belâ ateşi, âlemi yakar
Ağlayan bu beşer hep sana bakar
Ey numûne-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
23
Çevrildi ateşle bu koca dünya
Bir cehennem gibi kaynadı derya
Yetiş imdâda, ey şâh-ı evliyâ
Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
24
Her yangını senin nûrun söndürür
Her bir yeri bir gülşene senin nûrun döndürür
Deccâl’ı da bir gün gelir, elbet öldürür
Ey nûr-u rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
25
Zındıkaya, küfre karşı saldırdın
Gönüllerden kederleri kaldırdın
Bizi nûrun deryasına daldırdın
Ey bîçârelere rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
26
Kaldıramaz sana aslâ kimse el
Bağlıyoruz bizler sana candan bel
Dünyalara sensin ümîd ve emel
Ey ziyâ-yı rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
27
Sen ordu kurmazsın erle uşakla
Savaşmazsın öyle, topla, bıçakla
Nûrunla şu asrı tutup kucakla
Ey şimdi rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
28
Bitsin de bu korkunç tûfân-ı şedîd
Açılsın yepyeni bir devr-i mes‘ûd
On sekiz bin âlem eylesin hep îyd
Ey ehl-i Kur’ân’a rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
SAYFA 162
29
Geliyor şu karşıdan gerçi bir zulmet
Fakat sensin bugün âleme rahmet
Boğacaksın onu nûrunla elbet
Ey bir rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
30
Kızıl ejder yuvamıza girmesin
Zehirli eli yakamıza ermesin
Karşı durup nûrun fırsat vermesin
Ey seyf-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
31
Kara duman üstümüzden dağılsın
Kızıl alev sönüp âlem ayılsın
Bu zaferin haşre kadar anılsın
Ey zülfikār-ı rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
32
O soydandır, nice canlar yakanlar
O soydandır, evler, barklar yıkanlar
O soydandır, sana kînle bakanlar
Ey huccet-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
33
Ma‘sûmların kanlarını içerler Ebû Cehilleri,
Nemrûdları geçerler
Ölümlerden ölümleri seçerler
Ey şimdi bir rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
34
Bir mikrop ki, ciğerleri dişliyor
Kanımızla kendisini besliyor
Temiz yurdu telvîs edip pisliyor
Ey bir eczâhâne-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
35
Gāzîlerin, fâtihlerin konağı
Seyyidlerin, serverlerin otağı
Bu vatandır, şehîdlerin yatağı
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
36
O şehîdin ala dönmüş kefeni
Miskler kokar, güle benzer bedeni
Öper melekler de o nûrlu na‘şını
Ey numûne-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
37
Kur’ân diyor, ölmemiştir, diridir
Her birisi Hakkın arslan eridir
Türbeleri, yürekleri titretir
Ey âyîne-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
38
Armağansın çünki asıl millete
Düşmeyelim bir gün bile zillete,
Götür bizi, şânlı büyük devlete
Ey misâl-i rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
SAYFA 163
39
Eyleyeler nûrun ile hep savlet
Zaferlerle şânlar bulup bu millet
Şarka, garba ziyâ salsın bu devlet
Ey bizlere rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
40
Nûrdan kanadın var, hem sağlam kolun var
Nûrdan senin Hakk’a giden yolun var
Kabûl et, bir kemter Feyzî kulun var
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risâletü’n-Nûr
Üstâdım, Efendim Hazretleri
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمٖینَ âyetinin nûrlarından, Nûr’un sâyesinde alabildiğim bir zerreyi bu şekilde yazdım Ve huzûr-u irfânınıza sundum. Kabûlünü ricâ eder, selâmlarımızı sunar, mübârek ellerinizi öperiz efendimiz.
Bîçâre talebeniz Hasan Feyzî
رحمة اللّٰە علیە ابدًا دائمًا
SAYFA 164
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ
(یَٓا اَللّٰهُ یَا رَحْمٰنُ یَا رَحٖیمُ یَا فَرْدُ یَا حَیُّ یَا قَیُّومُ یَا حَكَمُ یَا عَدْلُ یَا قُدُّوسُ)
İsm-i A‘zam'ın hakkına, Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın hürmetine ve Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şerefine, bir kalemle binler nüsha yazan Husrev’i ve mübârek yardımcılarını ve Nûrcu arkadaşlarını Cennetü’l-Firdevs’te saâdet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmîn Ve defter-i hasenâtlarına bu mecmûanın her bir harfine mukābil, bin hasene yazdır. Âmîn Ve Nûrların neşrinde sebât ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmîn Âmîn Âmîn
Yâ Erhame’r-Râhimîn Umûm Risâle-i Nûr şâkirdlerini iki cihânda mes‘ûd eyle. Âmîn İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmîn Ve bu âciz ve bîçâre Saîd’in kusûrâtını affeyle. Âmîn Âmîn Âmîn
Umûm Nûr Şâkirdleri Nâmına
Saîdü’n-Nûrsî