KASTAMONU LÂHİKASI

342

[169]

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

Ramazân-ı Şerîf’den bir gün evvel gizli zındık düşmanlarım tarafından kuvvetli ihtimâl verdiğimiz ve doktorun tasdîkiyle bir zehirlenmek hastalığıyla harâretim doktorun ihbârıyla kırk dereceden geçmeye başlamış iken, adliye müddeî-i umûmîleri ve taharrî komiserleri menzilimi taharrîye geldiler. Ben sonra başımıza gelen bu dehşetli taarruzu bir hiss-i kable’l-vukū‘ ile anlayarak ve şiddetli zehirli hastalığımı da ölüme gidiyor diye, Isparta vilâyetinde kıymetdâr kardeşlerim kucaklarında teslîm-i rûh edip o mübârek toprakta defin olmamı kalben niyâz ettim. Ve Hizb-i Kur’ânî'yi açtım birden bu âyet-i kerîme وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْیُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ karşıma çıktı. Bana bak dedi: Baktım, üç kuvvetli emâre ile, ma‘nâ-yı işârî cihetinde bana teselli veriyor. Şimdi başımıza gelen bu müsibeti hiçe indirdi. Ve Isparta’ya mevkūfen beşinci nefyimi o kalbî duâmın kabûl olmasına delîl eyledi.

Birinci emâre: Şeddeler sayılır, hesâb-ı ebcedî ile bin üç yüz altmış iki ederek, bu senenin Arabî aynı târîhine tevâfuk edip der: Sabreyle. Başına gelen kazâ-yı Rabbânîye teslîm ol. Sen inâyet gözü altındasın, merâk etme Gecelerde yapdığın tesbîhât ve tahmîdâta devam eyle.

Tahlîl: Üç ر altı yüz, dört ن iki yüz, bir س, bir م yüz; bir ص, bir ف, bir م iki yüz on; dört ك, bir ع yüz elli; üç ح, bir و, bir ی kırk; bir ل, dokuz ب, bir د, bir و, dört ا altmış iki; yekünü bin üç yüz altmış iki ederek bu senenin aynı târîhine ve başımıza gelen musîbetin aynı dakikasına tam tamına tevâfuku kuvvetli bir emâredir.

İkinci emâre: Bu âyetin ma‘nâsı tam tamına hakkımda me’mûlümün çok fevkınde aynen müşâhede ettim.

Üçüncü emâre: nin beyânına şimdilik lüzûm olmadığından yazdırılmadı.

Saîdü’n-Nûrsî

343

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ

یَٓا اَللّٰهُ یَا رَحْمٰنُ یَا رَحٖیمُ یَا فَرْدُ یَا حَیُّ یَا قَیُّومُ یَا حَكَمُ یَا عَدْلُ یَا قُدُّوسُ

İsm-i A‘zam'ın hakkına ve Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın hürmetine ve Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şerefine, bir kalem ile binler nüsha yazan Husrev’i ve mübârek yardımcılarını ve Nûrcu arkadaşlarını Cennetü’l-Firdevs’de saâdet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmîn Ve defter-i hasenâtlarına bu mecmûanın her bir harfine mukābil, bin hasene yazdır. Âmîn Ve Nûrların neşrinde sebât ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmîn Âmîn Âmîn

Yâ Erhame’r-Râhimîn Umûm Risâle-i Nûr şâkirdlerini iki cihânda mes‘ûd eyle. Âmîn İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmîn Ve bu âciz ve bîçâre Saîd’in kusûrâtını affeyle. Âmîn Âmîn Âmîn

Umûm Nûr Şâkirdleri Nâmına

Saîdü’n-Nûrsî

Risale-i Nur'u uygulamada okuyunDaha iyi okuma deneyimi, kaldığınız yerden.
Uygulamada Aç