Bağış Yap
EMİRDAĞ LÂHİKASI 3. CİLDMektup 472

351

Râbian: Medresetü’z-Zehrâ’nın bana gönderdiği bu def‘aki Asâ-yı Mûsâ fiyatından kalan altmış banknotu yakında göndereceğim. Hem nûr ticârethânesine teberrük ediyorum. İnşâallâh, yakın bir zamanda muhâberemiz nûr ticârethânesi sâhibi vâsıtasıyla olacak. Umûma birer birer selâm.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

[472]

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Rehberden yüz tanesini nâşirlerinden elli banknota aldım ve kendi Asâ-yı Mûsâ nüshalarımdan sattığımdan onlara verdim. Bana son gönderdiğiniz Asâ-yı Mûsâ fiyatından borcum kalan altmış banknotun yerine size gönderdim. Yirmi otuz tanesi Medresetü’z-Zehrâ’nın dâhilinde ve mütebâkîsi Denizli, Milâs, Burdur, Antalya, Aydın, İzmir gibi yerlere tensîb ettiğiniz miktârda gönderirsiniz. Asıl bunun ehemmiyetli hakîkî fiyatı, alan adam hiç olmazsa on adama okutmaktır. Çünkü nüshaları azdır.

352

Sâniyen: Mahkemedeki müdâfaâtınızı beğendim, güzeldir. Teşrîn 22’ye te’hîri de hayırlıdır. Zâten onların elindeki kısmı, resmî adamların bir cihette hisseleridir, okusunlar. Okumasalar da yakınlarında, dâirelerinde bulunması ve onlar vazîfeten onların hakāikiyle mücmelen meşgūl olması, ma‘nevî ders alıyorlar. Hiç merâk etmeyiniz, nûrların inkişâfı ve fütûhâtı gittikçe ziyâdeleşiyor, resmî adamların çoklarını içine alıyor. Resmî me’mûrlara bir merâk düşmüş, arıyorlar. Buldukları vakit tokadını yedikleri hâlde, elini öpüyorlar.

Sâlisen: Küçük Isparta’nın kahramanlarından küçük İbrâhîm’le Sâlih’in mektûbları, beni fevkalâde mesrûr eyledi, bin bârekallâh. O iki kardeşimiz, o havâlîdeki ehemmiyetli kardeşlerimizi ziyâret edip sıhhat ve selâmlarını yazdıkları gibi, Karadeniz sâhillerinde, Ordu, Sinop, Gerze, Ayancık, Bartın, Zonguldak gibi yerler nûrlarla münevver olduklarını ve İstanbul’un Üsküdar tarafında Nûrcu vâiz ve hocalar nûra çalıştıklarını ve Gerze’den mühim bir tüccâr ve gāyet nûrlara müştâk ve nûrlara tam çalışmaya azmeden bir yeni kardeşimizin güzel mektûbunu aldık. İbrâhîm’le Sâlih’i ve o zâtı çok selâmımızla beraber tebrîk ediyoruz, muvaffakiyetlerine duâ ediyoruz.

Râbian: A‘lâmescid imamı fa‘âl kardeşimiz İbrâhîm Edhem’in kendi sisteminde tam Nûrcu olarak bulduğu Vâiz Alî Şentürk’ün ve Vâiz Osmân Nûrî’nin

353

samîmî ve fedâkârâne ve nûr hizmetinde azimkârâne mektûblarında arzu ettikleri tarzda hâs şâkird dâiresinde kabûl olmuşlar. Cenâb-ı Hakk onları muvaffak eylesin. Âmîn. Alî Şentürk’ün mektûbunda ismi bulunan müftî-i belde Alî Rızâ’ya pek çok selâm edip, Alî Rızâ nâmındaki çok ehemmiyetli kardeşlerimizin içine nûr dâiresine girdiğini ve çoklara hüsn-ü misâl olacağını teblîğ edersiniz. Umûma binler selâm.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

(473)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Çok Mübârek, çok Muhterem Ağabeğimiz,

Evvelâ: İstifsâr-ı hâtırla mübârek ellerinizden öper, sıhhat ve âfiyetinize ve muvaffakiyetinize duâ ederiz. Bu Gençlik Rehberi, Eskişehir’in emniyet dâiresi hey’etinden tedkîkten geçti. Hiç medâr-ı i‘tirâz bir nokta bulamadılar. Yalnız Birinci Söz’ün hâşiyesinde, tabîiyyûnu vuran bir cümleye iliştiler. Fakat neşrinde mâni‘ yoktur dediler. Fakat biz neşretmedik. Tab‘dan sonra da, resmî on dört ehemmiyetli makama gönderildi. Üstâd, bir tane de sizin istemeniz üzerine eski hurûf bir Gençlik Rehberi

354

göndermiştir. Biz de bütün Emirdağ şâkirdleri ve nâşirleri çok selâm ile mübârek ellerinizden öperiz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Emirdağ Nûr Nâşirleri

[474]

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Husrev’in pek kıymetdâr yüzden ziyâde ve benim yazdığım mektûbların hulâsaları ve cevabları, şimdiye kadar sakladığımız mektûblarını tedkîk ettim, ehemmiyetli kısımlarını yazdırdım. Lâhikanın gāyet parlak bir zeyli olarak büyükçe bir risâle şeklini aldı. Sonra bir sûreti size gönderilecek. Bir kısmını veyâhûd tamamını Sâdık Bey ve Feyzî’nin yazdıkları Târîhçe-i Hayât’ın içine girebilmesini tensîbinize havâle ediyorum.

Sâniyen: Kastamonu’nun hanımlar dâiresinden, nûrlar hakkında pek fedâkâr ve alâkadâr Nûrcu Zehrâ’nın bana yazdığı mektûbda, ehemmiyetli bir Nûrcu hemşîremiz olan Hâcer’in vefâtını ve ehemmiyetli bir Nûrcu olan Lütfiye’nin, Nûrcu zevcinin füc’eten vefâtını haber veriyor. Ve bir dost müezzinin de nüzûl hastalığını yazıyor. Cenâb-ı Hakk o iki merhûma ve merhûmeye binler rahmet ve ona da şifâ verip keffâretü’z-zünûb eylesin. Âmîn.

355

Benim bedelime o merhûmların akrabasına ta‘ziyemi teblîğ edersiniz. Ve Kastamonu Husrev’i olan Mehmed Feyzî, benim hesabıma bir Sirâcü’n-Nûr’u, başta Zehrâ, o hemşîrelerimize versin. Ve oradaki umûm Nûrculara da selâmımı teblîğ etsin.

Sâlisen: Mu‘cizeli Kur’ân’ımızdan Sûre-i Rahmân tevâfukāt-ı latîfesi içinde bulunan cüz’ ile güzel tevâfuklu bir cüz’ ile İstanbul’da matbaacı Azîz’e göstermek için göndermiştik. O da çok beğenmiş, söz vermiş ki, ne vakit isterseniz, bunu da Hizb-i Kur’âniye ve Hizb-i Nûriye gibi fotoğrafla tab‘edeceğim. Hindistân’a bir milyon Kur’ân’ı göndermeye söz verdiğimden, bu mu‘cizâtlı Kur’ân’ı da içinde onlara göndermek güzel olur. Cenâb-ı Hakk, İnşâallâh Nûrcuları muvaffak eder.

Râbian: Eğer rehberi eski harfle makine veya matbaa ile teksîr etmeye karar verdiğiniz vakit, İhtiyâr Risâlesi’nden Yedinci Recâ ve Meyve’den Altıncı Mes’ele ve Dokuzuncu Şuâ‘ın mukaddeme-i haşriye ya tamam veya baştaki Îmân Meyveleri ve Hüve Nüktesi ve gençlere lâyık bulduğunuz sâir fıkraları da ilâvesi re’yinize ve tensîbinize havâledir. Herhalde burada tab‘edilen beş yüz nüsha rehber kâfî gelmeyecek. İnşâallâh eski harfe müsâade olsa, tab‘edilse çok iyi olur. Belki bu büyük sevâbı yine nûr şâkirdleri matbaacılara bırakmayacaklar, teksîr makinesi ile yapacaklar İnşâallâh.

Hâmisen: Nûrların ehemmiyetli nâşiri kardeşimiz Re’fet Bey’in İstanbul’da münâsib mesken tedârik edemeyişi. Hâlbuki onun orada bulunması nûrlar için lâzımdır.

356

Sâdisen: Sikke-i Gaybiye ne kadar yazılmış? Hem yazıldığı mikdâr bana gönderilse idi, tashîh de ederdim, kolaylık olurdu. Burada Rehber 140 kadar kalmış. Eğer size çok lüzûmu varsa bir mikdâr gönderilebilir. Mustafâ Ramazân’ın bir mektûbunu gönderiyoruz.

Sâbian: Gāyet güzel, müjdeli beş mübârek kardeşlerimizin beş mektûbuna gāyet kısacık bir iki cümle yazmaya şimdi mecbûr oldum. Çünkü kâtib başka bir iş için bu dakîkada Eskişehir’e gidiyor. Onun için mektûb sâhibleri gücenmesinler. Homalı nûr efesi Sâmî Bey’in seyâhatinde görüştüğü umûm o kardeşlerimize selâm ve muvaffakiyetlerine duâ ediyoruz.

Ve Muallim Abdurrahmân İhsân’ın te’sîrli mektûbundaki telâşlı hâllerine merâk etmesin. Mâdem nûr hizmetindedir, inâyet altındadır. Ve Safranbolu’da küçücük Medrese-i Nûriye sâhibi kardeşimiz Hıfzî ve ma‘sûmların kahramanlarından iki mahdûmu ve refîkasının yazıları benim dâimâ yanımdadır. O küçücük Medrese-i Nûriyenin şâkirdlerini ma‘nen görüyorum. Hüsnü’nün hem rüyası mübârek, bana hizmet etmek niyeti yapmış gibidir. Oradaki nûra hizmeti daha lâzımdır. Sart istasyonunda nûra çalışan ve kendi gibi Nûrcu bulan Mehmed Yayla’yı tebrîk ediyoruz. Umûm kardeşlerimize binler selâm.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

357

Dârü’l-fünûn Nûrcu talebeleri nâmına Mustafâ Ramazân’ın mekteplilere hitâben yazdığı bu parça Lâhika’ya girebilir.

(475)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Üstâdım, bu fıkrayı mü’min arkadaşlarıma söyledim.

Ey kendilerini asr-ı saâdette tahayyül ederek, huzûr-u Peygamberî’de asm bulunmak şerefini duymak isteyen hasretli gönüller ve huzûr-u Nebevî’de asm bulunmanın zevk ve şevkiyle neş’elenip aldıkları feyizle İslâmiyet yolunda ihlâsla can ve mallarını fedâ etmeye niyetlenen iyi niyet sâhibi ve Ehl-i Beyt’e muhabbetleri tam olan mü’min kardeşlerim Sizlere müjdeler olsun ki, eğer o Nebiyy-i Zîşân Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hoşnûd etmek ve tahayyülüyle mütelezziz olduğunuz îmân ve Kur’ân yolundaki hizmeti isterseniz, aynen zamanımızda da bu kudsî hizmette tavzîf edilebilirsiniz. Yalnız o Nebiyy-i Zîşân’ın asm sizlere bırakmış olduğu en kudsî emâneti olan Kur’ân-ı Hakîm ve Ehl-i Beyt’e muhabbette kusur etmez ve emânetine tam sâhib çıkmak isterseniz, Risâle-i Nûr’a sarılınız.

Eğer sâdıklardan iseniz kendinizi göstermelisiniz. Eğer Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şefâatine mazhar olmak ve onu tam râzı etmek ve huzûruyla müşerref

358

olmanın zevkini tatmak isterseniz, Risâle-i Nûr’a sâhib olunuz. O sizleri tatmîne kâfîdir. Sakın, dikkat edin, emânete hıyânet edenlerden olmayasınız. Bu acîb zamanda Kur’ân ve îmân hakîkatlerinin neşrinde hizmet etmekten zevkli ve bu kudsî vazîfeden neş’eli ne olabilir

Bu garîp asırda bütün beşeriyet, ehl-i küfür ve ilhâdın en büyük temsîlcisinin tehdîdine ma‘rûz kalıyor ve kalacak. Bütün beşeriyet, bâhusûs ehl-i İslâm bir çatal yolun başında bulunuyor. Bütün beşeriyeti selâmet ve saâdete ulaştıracak, ancak İslâmiyet yolu olduğu yavaş yavaş tahakkuk ederek, beşer ukûlünü kabûle icbâr ediyor. Bu vaz‘iyet karşısında ehl-i İslâm’ın en büyük vazîfesi, en kudsî emânet olan Kur’ân-ı Kerîm ve onun ma‘nevî i‘câzının lem‘alarını temsîl eden Risâle-i Nûr’a tam sâhib çıkmasıdır. Bu sâyede ehl-i İslâm olan her ferd, en büyük düşmanı olan şimâlde gelen anarşist belâsının şahs-ı ma‘nevîsinin süflî hizmetkârlık zilletinden ve şerrinden kurtulup, Risâle-i Nûr’un hamiyetli, âlî-cenâb şahs-ı ma‘nevîsi olan bir mürşid-i a‘zamın izzetli şâkirdleri makamına yükselir. Vaktimiz dardır. Vaz‘iyetimiz çok nâziktir. Uyanalım artık, ey ehl-i îmân bu hâb-ı gafletten

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Duâlarınıza çok muhtâç talebeniz, üniversiteli Nûrcu talebeleri nâmına Mustafâ Ramazânoğlu

Risale-i Nur'u uygulamada okuyunDaha iyi okuma deneyimi, kaldığınız yerden.
Uygulamada Aç