EMİRDAĞ LÂHİKASI 3. CİLD

247

(434)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşim ve eski zamanda Ders-i İlmîde Arkadaşım ve bu Fânî Misâfirhânede Yoldaşım Bitlisli Bisyâî Molla Abdülmecîd,

Evvelen: Sizin merhûm kardeşiniz Mollâ Saîd’in vefâtı münâsebetiyle sizi ta‘ziye edip Cenâb-ı Hakk sabr-ı cemîl ihsân eylesin diye duâ ederim. Cenâb-ı Hakk o dîn mücâhidi ve gayyûr merhûmun kabrini dâimâ rahmetle pür-nûr etsin. Âmîn. Ve kabrini رَوْضَةٌ مِنْ رِیَاضِ الْجَنَّةِ eylesin. Âmîn âmîn. Ve senin Ramazân-ı Şerîf’inizi ve içindeki seksen sene bir ömr-ü bâkî kazandıran Leyle-i Kadr’inizi ve bayramınızı tebrîk ediyorum.

Sâniyen: Nûr şâkirdlerinden Emirdağlı Alî’nin eliyle Risâle-i Nûr’un yirmi kitabından iki kitabını, Asâ-yı Mûsâ ve Zülfikār nâmında ve bu havâlîde ve adliyelerde fütûhât yapan o iki mecmûayı size gönderip, sizin vâsıtanızla Şâm-ı şerîf hey’et-i ulemâsına göstermek ve onların tensîbiyle birkaç âlim, her biri bir kısmını arabîye tercüme etmek ve orada tab‘etmek için gönderdim. Hem yine bu iki kitabın teksîr makinesiyle yazılan iki nüshayı Hacı Bekir nâmında bir hacı ile, hem Şâm hey’et-i ulemâsına gönderdiğimiz gibi, iki nüsha da Câmiü’l-Ezher ulemâsına, iki nüsha da

248

Medîne-i Münevvere ulemâsına gönderdik. El yazısı ile size gönderdiğimiz kitablar güzel okunur. Makine olan nüshaların sönük kelimelerine bir me’haz olur. Ben ziyâde hasta ve ihtiyârlıktan gelen ziyâde za‘fiyet ve yalnız gurbette bulunduğumdan, kendim o risâleleri arabîye tercüme etmeye vakit bulamıyorum. O ehemmiyetli vazîfeyi Şâm’ın yüksek âlimlerine havâle ediyorum. Eğer o muhterem âlimler aynen Türkçe olarak tab‘etmeye tarafdâr iseler, öylece tab‘edilebilir. Fakat tashîhine çok dikkat lâzım. Eğer mükemmel bir vâsıta bulunsa, el yazısı nüshaları Câmiü’l-Ezher’e gönderdiğimiz iki nüshaya me’haz olmak için size lüzûm olmadığı vakit gönderirsiniz. Mümkünse ya sen, ya getiren Alî Mısır’a gitsin, göstersin.

Sâlisen: Şâm’da, husûsen Sâlihiye mahallesinde, ben orada bulunduğum zaman benimle görüşen ve hayâtta kalan ahbablarıma ve Hz MevlânâHâlid’in kuddise sırruhû makberesinin civârındaki hemşîrelerimize pek çok selâm edip duâlarını ricâ ediyoruz. İnşâallâh kardeşim Mollâ Abdülmecîd sen bu vazîfe-i nûriyeyi görsen, otuz seneden berî medresede beraber ilme ve nûrlara çalışmışız gibi, eski Saîd’in yüksek talebesi olduğun misüllü, yeni Saîd’in hakāik-i îmâniye hizmetinde mükemmel bir kardeşi ve arkadaşı olursun. Benim düşmanlarım buralarda çok kuvvetli ve mahvıma çalışanlardan kurtulmak ümîdim zayıflaştığından, seni ve Şâm’ın muhterem ulemâsını nûr risâlelerine vâris ve sâhib ve hâmî olmak fikriyle size numûne iki tane gönderdim. İsterseniz

249

sonra başka nûr kitabları daha gönderilecek. İmkânı olsa ve bulursanız, belki İnşâallâh Mevlânâ Hâlid’in kuddise sırruhû komşuluğuna gelirim.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

(435)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Medresetü’z-Zehrâ’dan, Medrese-i Nûriyenin kahramanlarından iki kardeşin Medrese-i Nûriye hesabına Ramazân tebrîğine ve teberrüküne karşı, umûm o Medrese-i Nûriyedeki şâkirdlere selâm ve duâ ve Ramazânlarını tebrîk ve duâlarını isteriz. Ve sorduğu suâl-i şer‘iye mezheb-i Şafiî’ye âittir. 27. Söz sırrını halletmiş.

Sâniyen: Risâle-i Nûr’un, Medresetü’z-Zehrâ’nın kahramanlarından ve nûrun demirbaş kâtiblerinden Kâtib Osmân’ın mektûbunun başında gāyet güzel duâsına binler âmîn deriz. Ve nûrların fütûhâtının âsârından mübârek Medresetü’z-Zehrâ merkezi mübârek Isparta’nın diyânetçe ileri gitmesine ve vâizlerin doğrudan doğruya nûrun mesleği gibi ders vermeleri ve İstanbul Müftülüğü’nün Âlem-i İslâm’a yazdığı tebrîğinde tam Ramazân’ın hürmetine tavsiyesine bin Bârekallâh deriz. Ve nûrun demirbaş

250

erkânlarından Halîl İbrâhîm’in Milâs havâlîsindeki nûr şâkirdleri hesabına Ramazân tebrîğine karşı, Ramazânlarını tekrâr be-tekrâr tebrîk ve onun mektûbunda selâm gönderenlere de birer birer selâm ediyoruz.

Sâlisen: Nûrun birinci medresesi olan Barla’nın nûrun kahraman bir şâkirdi ve hânesi bir küçük Medrese-i Nûriye bulunan kardeşimiz Bahrî’nin Lâhika’ya ta‘dîlinizden geçtikden sonra geçmek için bir manzûmeciği güzeldir. Hem ona, hem küçük Medrese-i Nûriyesi’ndeki ma‘sûm şâkirdlerine ve nûrun birinci medresesi olan Barla’daki başta Tevfîk, Süleymân umûm şâkirdlerine ve bütün ahâlîsine de hem Ramazânlarını tebrîk, hem çok selâm ediyoruz.

Ve Bahrî’nin manzûmeciğinin sûreti ve Ürgüb’de kardeşim Abdulmecîd’e yazdığım mektûbların sûretlerini leffen gönderiyoruz. Umûma birer birer selâm ve husûsen Sirâcü’n-Nûr’un kahramanı ve yardımcılarını tebrîk ve tekmîlini ve Sikke-i Gaybiye’nin Sirâcü’n-Nûr gibi meydana çıkmalarını merhamet-i İlâhiyeden niyâz ediyoruz. Sirâcü’n-Nûr’daki şidettli ta‘bîrleri lüzûm görseniz ta‘dîl edebilirsiniz. Hâşiye

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta ve gıdası pek az, fakat mesrûr ve müferrah kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

251

(436)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşim,

Evvelen: Ramazân-ı Şerîf’inizi tebrîk ve bu Ramazândaki Leyle-i Kadr’inizi ve Leyle-i Kadrimizi bin ay kadar hayırlar, hasenâtlar defter-i a‘mâlinize ve a‘mâlimize yazmasını Cenâb-ı Hakk’ın hadsiz rahmetinden niyâz ediyoruz.

Sâniyen: Gerçi çok râhatsızlık ve sıkıntı çekiyorum. Fakat kat‘î yüzer tecrübelerle kanâatimiz gelmiş ki, o zâhirî, cüz’î sıkıntılar altında, büyük inâyetler ve îmân hizmetindeki menfaatler ve nûrun fütûhâtları var. عَسٰٓی اَنْ تَكْرَهُوا شَیْٔاً وَهُوَ خَیْرٌ لَكُمْ sırrına dâimâ mazhar oluyoruz. Meselâ bir iki ay evvel Zülfikār ve Asâ-yı Mûsâ Mecmûalarından yüz seksen kitab adliyenin eline geçti. Müsâdere edildi. Nûr şâkirdlerine üç bin lira kadar maddî zarar oldu. Fakat kat‘iyen tahakkuk etti ki, o hâdise yüz bin lira kadar hem nûr şâkirdlerine, hem nûr fütûhâtına, hem ehl-i îmâna fâide verdi. Çünkü herkesten ziyâde o mecmûalara muhtâç resmî adamlar ve adliye me’mûrları ve diyânet dâiresinin hocaları oldukları hâlde, onlara verilmiyordu. Şimdi bu hâdise ile kemâl-i şevk ve merâk ile o hârika mecmûaları o me’mûrlar, o hocalar takdîrkârâne mütâlaa ediyorlar. Hatta akşam

252

bir kısım adliye hâkimleri, birer Zülfikār’ı koltuğuna koyup mütâlaa etmek için hânelerine götürüyorlarmış diye haber aldık.

Diyânet Riyâsetindeki on beş ehemmiyetli âlim hocalar, kemâl-i dikkat ve merâk ile Zülfikār ve Asâ-yı Mûsâ’yı mütâlaa edip, bize gizli gelen mevsûk bir habere göre onlar karar vermişler ki, bu eserler bu millete lâzımdır. Ve müellifine imtiyâzını kendileri veya maârif dâiresi alıp, yeni hurûfla tab‘etmek için imtiyâzına mukābil müeellifine pek büyük bir para teklîf etmek fikrinde olduğunu gizli haber aldık. Eğer gizli münâfıklar onların bu fikrine karşı bir plân yapmazlarsa, pek büyük bir fütûhâtın anahtarı olur. Bütün çektiğimiz zahmetleri, sıkıntıları hiçe indirir. Şâyed şimdi o fikir bilfiil çıkmazsa da, perde altında سِرًّا تَنَوَّرَتْ sırrıyla yine o fütûhât devam eder İnşâallâhü Teâlâ.

Sâlisen: Kalbim çok arzu ediyordu ki, Eski Saîd’in mümtâz talebelerinden başta sen kardeşim, bir kısmı Yeni Saîd’in kahraman kardeşleri içinde bütün vazîfe-i hayatlarını nûrlar ve hakāik-i îmâniye hizmetinde fedâkârâne sarfetsin diye beklerdim ve bekliyorum. İnşâallâh hayâtta kalan başta Abdülmecîd bir kısmı, yine o ümîdime göre davranacaklar. Başta Nihâd ve çocukların ve refîka-i hayatın olarak oradaki nûrlarla alâkadâr zâtlara selâm ve duâ ediyoruz. Ve duâlarını istiyoruz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta fakat mesrûr kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

253

(437)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

[وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ]

1

Risâle-i Nûr’un bir bahçesi,

Hüdhüd mü onun yalnız müjdecisi,

O civârın güverciniyle serçesi,

Hatta Medrese-i Nûriyenin iki çekirgesi,

Tesâdüf mü zannedilir böyle hârika işin habercisi.

Hâlıkımızın inâyetinden,

Risâle-i Nûr’un kerâmetinden,

Ne hamâkattir kaçmak bu mübârek nûrun devletinden.

2

Risâle-i Nûr’un kerâmetinden,

Hasan Feyzî’nin cemâatinden,

Bir kadıncığın nûra bir dakîka muhabbetinden,

Aynı dakîka içinde Risâle-i Nûr yazması muvaffakiyetinden.

Şüphesiz Hudâ’nın hikmetinden,

Yakînen bu fakîrin hânesinden,

Risâle-i Nûr yazar refîkası,

Diyorki: Mevlâ’nın kudretinden.

3

Çürüklerin sağ olur,

Zehirlerin bal yağ olur,

Mahşerde yüzün ak olur,

Ateş sana ırak olur,

Amelin sana burâk olur,

Cennet sana durak olur,

Oku Risâle-i Nûr’u.

İlmine kemâl ister isen,

Cehline zevâl ister isen,

Nefsine terbiye ister isen,

Oku Risâle-i Nûr’u

254

Maîşette bereket ister isen,

Doğru yolda hareket ister isen,

Mü’minlere muhabbet ister isen,

Münâfıklara adâvet etmek ister isen,

Oku Risâle-i Nûr’u.

Ruhunun selâmetini, hânenin saâdetini,

Efrâd-ı âilenin itâatini, vücûdun sıhhatini ister isen,

Oku Risâle-i Nûr’u.

4

Âlim ile câhil bir olmaz,

Kâmil ile nâdân bir olmaz,

Ârif ile ahmak bir olmaz,

Oku Risâle-i Nûr’u.

Sâdık ile sârîk bir olmaz,

Dîde-i rûşen ile a‘mâ bir olmaz,

Âdil ile zâlim bir olmaz, bilmek ister isen,

Oku Risâle-i Nûr’u.

Ey Hakk’tan hidâyet isteyen,

Nûrlardan kerâmet isteyen,

Berzahda selâmet-i râhat isteyen,

İki hayâtta devlet isteyen,

Dininde gayret isteyen,

Oku Risâle-i Nûr’u.

Şeytana maskara olmadan,

Deftere günâhın dolmadan,

Kabir azâbını görmeden,

Mahşerde rüsvây olmadan,

Oku Risâle-i Nûr’u.

5

Risâle-i Nûr’dan ders alan,

Sıdkla Hakk kapısını çalan,

Aslâ bu meslekte söyleme yalan,

Risâle-i Nûr mühim bir derstir inan,

Yetmez mi Risâle-i Nûr bürhân sana.

255

6

Dünya için âhireti terk eyleme,

Risâle-i Nûr’a sarıl Kur’ân’ı terkeyleme,

Sıbyânlara insaf eyle şerlere sevkeyleme,

Dinsizlere adâvet et merdliği terkeyleme,

Yetmez mi Risâle-i Nûr bürhân sana.

7

Bu gün ecnebîlerin bir kısmı îmâna gelince,

Mülhidler ve münâfıklar azâb-ı cehennemi düşünseler derince,

Gelecek bir gün bu mevt ihtiyâra gence,

Münker ve nekîr suâle başlayınca,

Ol günde mahşere toplanır fil ile karınca,

Mîzân ile adâleti her ferd görünce,

Tâ yol Sırât-ı Müstakîme varınca,

Mü’minler sürûru, münâfıklar kâfirler azâbı görünce,

Aceb ol günde ikāb-ı Hakk’tan nere kaçılır,

Yetmez mi Risâle-i Nûr bürhân sana.

Nûr şâkirdlerinden Barla’lı Bahrî ve Refîkası

256

(438)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Ehemmiyetli bir kardeşimiz Tefenni’den Ahmed Râsih buraya geldi, görüştük. O zât benim size mektûbumdur. Asâ-yı Mûsâ ve Zülfikār’la beraber Sirâcü’n-Nûr dahi Mısır’a, Şâm’a, Medîne’ye gitse çok münâsib olur. Bayrama kadar dört nüsha İstanbul’da Re’fet vâsıtasıyla Hâcı Bekir’e teslîm edilse, çok münâsib olur. Hakîkaten Sirâcü’n-Nûr o ikisinden geri değil. Yalnız İşârât-ı Seb‘a ile Hücûmât-ı Sitte’nin zeyli şimdilik içinde bulunmamalı. Bana gönderilen el yazısında var. Hem Âyet-i Hasbiye’nin birinci mertebesindeki on iki hem hem ta‘bîriyle beyânât herkes bilmediği için, şimdilik içinde bulunmasa daha münâsibdir. Çok ihtiyât ediniz. Gerçi Risâle-i Nûr her tarafta galebe ediyor. Fakat gizli düşmanlar evhâm vermeye çalışıyorlar. Bana da şimdiden mümkün olduğu vakit bazı nüshaları gönderiniz. İnşâallâh Sirâcü’n-Nûr da ötekiler gibi ayrı fütûhât yapacak. Umûm kardeşlerimize binler selâm ve duâ ediyoruz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

Zülfikār’ın âhirinde benim imzâmla Husrev’e ve yardımcılarına duâyı Tâhirî ve yardımcılarına aynen Sirâcü’n-Nûr’un âhirinde yazılsın, imzam atılsın.

257

[439]

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Sirâcü’n-Nûr’un sıhhatli, mükemmel çıkması, Medresetü’z-Zehrâ’nın gāyet ehemmiyetli bir yeni dersidir ki, geniş dâire-i nûriyede merâk ile okunacaktır İnşâallâh.

Sâniyen: Kastamonu’nun Husrev’i Mehmed Feyzî’nin hiç sarsılmadan kemâl-i iştiyâk ile nûrlara çalışması ve çalıştırılması ve okutmasını gösteren Nihâd’ın ve Abdurrahmân İhsân’ın mektûbları gösterdiği gibi, oradan gelenler de aynı haberi veriyorlar. Tam şâkirdliğini yapıyor, Allâh muvaffak eylesin. Âmîn. Ve nûrun kahramanlarından Mustafâ Usman’ın Karabük’te perde altında fa‘âliyetle nûra hizmetini ve o havâlîdeki ve Eflâni’deki şâkirdlerin şevk ve gayretini Leyle-i Kadirleriyle beraber tebrîk ediyoruz.

Sâlisen: Ben Kastamonu’da iken Risâle-i Nûr’a tam bağlı Nihâd nâmında bir kardeşimiz vardı. Acaba o ne hâle girmiş, merâk ediyordum. Mektûbu gösteriyor ki, Feyzî’nin husûsî dershânesinde ehemmiyetli dersine çalışır. Allâh muvaffak eylesin. Âmîn. Ve kalemiyle nûrlara çok hizmet eden, sarsılmayan Abdurrahmân İhsân’ın acîb mektûbu ve aynı aynına çıkan garîp rüyası ve o ma‘lûm zâta karşı hilâf-ı âdet

258

vaz‘iyeti ve o zâtın da eski tahrîbâtının ta‘mîrâtına fikren çalışması, gerçi bir cihette Nûrcuları alâkadâr ediyor, fakat o pek büyük tahrîbâta karşı böyle az ta‘mîrât bizi hayât-ı ictimâiyyeye baktırmaya sebeb olmamalı. Fakat aynı hâdisede birkaç cihette hem rüya, hem Feyzî’nin aynı zamanda, hem rüyaya, hem aynı vâkıaya tevâfuk etmeleri İnşâallâh bir emâre-i hayırdır.

Râbian: Uşak’tan küçücüklerin kahramanı Haydar nâmında, bir metre boyunda, Sünnî Rûhî gibi yirmi üç derece yukarı o ma‘sûm, o havâlîdeki yeni ve ciddî kardeşlerimiz nâmına yanıma geldi. Sonra da Abdullâh ve Hakkı’nın mektûbunda ve Süleymân’ın mektûbunda isimleri bulunan kardeşlerimizin Umûmuna selâm ediyoruz.

Ve Homalı kahraman Sâmî Bey’in birden Isparta’ya yetişip nûrları alması, o havâlîye götürmesini tebrîk ediyoruz. Umûm kardeşlere binler selâm ve duâ ediyoruz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

(440)

[Feyzî’nindir]

1

Nevʻ-i beşer bir yol tutmuş

Hakk’a varan yol bizdedir.

Risâle-i Nûr aşkına

Çiçek açan dal bizdedir.

2

Nûra çekilir mi perde

Karşı koyan kuvvet nerde?

Varsın düşen düşsün derde

Allâh diyen kul bizdedir.

259

3

Yeter bu nûra bir bakış

Eksilir mi kalbe akış

Hak yolunda nakış nakış

Yazı yazan kol bizdedir.

4

Kimi bir yol tutmuş eğri

Gider dalâlete doğru

Dikendir kiminin bağrı

Yedi veren gül bizdedir.

5

Bu aşk bizde var oldukça

Allâh bize yâr oldukça

Ömrümüz bahar oldukça

İlim ile amel bizdedir.

6

Bakma zamanın zehrine

Uğrama Rabbin kahrına

Risâle-i Nûr nehrine

Katre olan sel bizdedir.

7

Vâkıf olanlar bu hâle

Kavuşmak diler visâle

Okumak için risâle

Yetmiş iki dil bizdedir.

8

Kâfire gelir de emân

Nasıl değişmez bu zaman

Üstâd gibi bir kahraman

Baş bizde temel bizdedir.

Feyzî

260

(441)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَٓائِقِ

شَهْرِ رَمَضَانَ وَبِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ وَرِسَالَةِ النُّورِ دَٓائِمًا اَبَدًا

Şefkatli, Fazîletli, Sıddîk-i Ekber Üstâdım ve Efendim Hazretlerine,

Bu ne mübârek şehirdir Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, sâhib-i atâ, Şemseddîn-i Tebrîzî, Sadreddîn-i Konevî hazarâtının ziyâretgâhlarına merkeziyet teşkîl eden noktada kuvvetli bir nûr, etrafı bir şems-i tâbân gibi aydınlatıyor. Ve bu Rahmetullâhi aleyhler ma‘nevî nazarlarıyla ziyâretçilerine bu nûru gösteriyorlar. Bu mübârek beldeye gelenler bu nûru hayretle seyrederlerken, dâire-i nûriyenin nûrlu câzibesine giriyorlar.

Kahraman Sabrî Bey’in İlâhiyât Fakültesi makamındaki Medrese-i Nûriyesi’nde Risâle-i Nûr’dan ders alan münevver zümrüd gibi bir zümrenin âğūşundayım. En az tahsîli orta olan ve ekseriyeti üniversite talebesi bulunan yüzlerle gençler, nûrlarla müşerref ve münevver olmuşlar. İnşâallâh her biri yarın bu vatanın göz bebeği ve bu dünyanın birer hâdîsi mesâbesine geçeceklerdir. Mühendis, tıbbiye, hukūk, kîmyâ, iktisâd talebelerinin fünûn-u müsbete ile Risâle-i Nûr’u mezcederek, nûrun nûrlu hakîkatlerini

Risale-i Nur'u uygulamada okuyunDaha iyi okuma deneyimi, kaldığınız yerden.
Uygulamada Aç