EMİRDAĞ LÂHİKASI 3. CİLD

240

[430]

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelâ: Seksen sene ibâdetli bir ömrü bahtiyârlara kazandıran Ramazân-ı mübârekte İnşâallâh nûrun şirket-i ma‘neviyesi o kazanca mazhar olacak. Bayrama kadar elden geldiği kadar Nûrcular ihlâs ile birbirinin duâlarına ma‘nevî âmînler demeli ki, birisi o sekseni kazansa, her birisi derecesine göre hissedâr olur. En zayıf ve en ağır yükü bulunan bu hasta kardeşinize, elbette ma‘nevî yardım edersiniz.

Sâniyen: Medîne, Şâm ve Hint’e gönderilen Zülfikār ve Asâ-yı Mûsâ başlarında yazılan fıkra, berây-ı ma‘lûmât aynen size gönderildi.

Sâlisen: Re’fet’in İstanbul’a hareketi, bu sırada çok münâsib oldu. Çünkü yanıma gelen Hâcı Bekir’e ehemmiyetli bir vazîfe verildi. Buradan ehemmiyetli bir kardeşimizi de oraya gönderdik. Umûm kardeşlerimize binler selâm ve duâ ediyoruz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

Bu fıkra, yalnız Şâm, Mısır ve Hint’e gidenlerde Ravza-i Mutahhara yerinde Câmiü’l-Ezher ve Şâm ve Hint cemâat-i İslâmiyesine yazılmış. Aynen hem dört Zülfikār, hem dört Asâ-yı Mûsâ’nın başlarında yazdık, iki nüsha olarak hem Mısır

241

Câmiü’l-Ezher’e, hem Şâm ulemâsına, hem Hindistân’daki iki milyon liraya mukābil Kur’ânları isteyen hey’ete gönderdik.

Ravza-i Mutahhara عَلٰی صَاحِبِهَٓا اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَالسَّلَامِ civârındaki mübârek hey’et-i ulemâya takdîm edilen Asâ-yı Mûsâ ve Zülfikār Risâlesi’dir. Hem bir vesîle-i şefâat, hem o kudsî yerde hayırlı duâlarına mazhar olmak, hem müellifin bedeline o mübârek yerleri ve elleri ziyâret etmek için gönderilmiştir.

[Müellifin Nûrcu kardeşlerine yazdığı mektûb aynen burada dercedilmiştir. ]

[431]

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Asâ-yı Mûsâ ve Zülfikār Mu‘cizât-ı Ahmediye asm ve Kur’âniye Mecmûaları’ndan, münâsib gördüğünüz zaman Ravza-i Mutahhara’nın عَلٰی صَاحِبِهَٓا اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَالسَّلَامِ civârındaki ulemâya göndermekle beraber, onlara yazınız ki: Nûr risâlelerinin Medresetü’z-Zehrâ’sı, Hâşiye Ravza-i Mutahhara’nın عَلٰی صَاحِبِهَٓا اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَالسَّلَامِ civârındaki

242

ulemânın şefkatine çok muhtâç ma‘nevî bir mahdûmudur, bir talebesidir. Şiddetli düşmanların hücûmuna ma‘rûz kalmış bir şâkirdidir. Ve Âlem-i İslâm’ı dâimâ tenvîr eden sizin o büyük medresenizin küçük bir dâiresi ve şu‘besidir. Onun için, o âlîkadr üstâd ve müşfik peder ve hamiyetkâr mürşid-i a‘zam olan zâtlar, bu bîçâre evlâdına tam ma‘nevî yardım etmesini, onların ulüvv-ü himmetinden bekliyoruz. O pek büyük üstâdlarımıza takdîm edilen iki kitab ise, bir talebe dersini ne derece anlamış diye, akşam üzeri üstâdına ve babasına yazıp vermesi gibi, o iki dersimiz, o şefkatli allâmelerin nazar-ı müsâmahalarına arzedilmiş diye bir mektûb yazınız ve selâm ve ihtirâmlarımı ve ellerinden öptüğümü teblîğ ediniz. Hâşiye

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

243

(432)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Asâ-yı Mûsâ’nın hitâmı ve Zülfikār’ın da yakında çıkması, o müşkilâtlı havâlîde büyük bir muvaffakıyettir. İnşâallâh fütûhât-ı mühimmenin bir anahtarı olacak.

Sâniyen: Evvelce ümîd ettiğimiz ve dediğimiz gibi, o iki mecmûanın çıkması, memleket için geniş fütûhât-ı îmâniyeye bir vesîle olduğuna Kur’ân mekteplerinin açılması ve hatta sâir dînî, husûsî mekteplerin ve hatta nûrların dersleri için de husûsî mekteplerin açılmasına resmen müsâade edilmesi ve şimdi de Isparta’da müsâdere edilen ve Diyânet Riyâseti’ne gönderilen o iki kitabımızdan dört beş nüshaları o zamandan beri diyânet müşâvere hey’etinden on beş ehemmiyetli hoca inceden inceye tedkîk etmek netîcesinde bize mevsûkan haber verilmiş ki, onlar bir rapor yapıp Dâhiliye Vekîli ve adliyeye verecekler ki, bu eserler bu millet ve memlekete gāyet lâzımdır. Hatta bir rivâyette resmen yeni hurûfla neşretmek için çok külliyetli bir para imtiyâz hakkı olarak eserler sâhibine verip, imtiyâzı onlara versin. Her ne ise, demek o hâdise aleyhimizde cereyân etmiyor. Nûrlar hem kendilerini, hem bizleri kurtarıyorlar. Fakat ihtiyât her vakit lâzımdır. Gizli münâfıklar evhâm vermesinler.

244

Sâlisen: Küçük Isparta İnebolu’nun yeni hurûf Asâ-yı Mûsâ’dan otuz nüshasını ciltleyip bana göndermek lâzımdır.

Râbian: İnebolu hâlis, muhlis kardeşlerimizin Ramazân’da mağribden sonra okudukları hatme-i şerîfin hatim duâsını bana havâle etmişler. Ben de kemâl-i şükrân ile kabûl ederim. Fakat çok zayıf ve râhatsızım. Belki mükemmel yapamayacağım diye hem ben nâkıs iktidârımla yapacağım, hem de kendimi hayâlen onların dâiresinde farzedip, onlar o hatim duâsını yapdıkça ben de ma‘nen âmîn dediğimi farz ve tahayyül ve tahattur etsinler. Umûm kardeşlerimize binler selâm ve duâ ediyoruz. Ve duâlarını ricâ ediyoruz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

Size berây-ı ma‘lûmât olarak İnebolu’ya gönderilen iki mektûbun sûretini ve Şâm’a gönderilen bir mektûbun da sûreti Üstâdın emriyle size gönderildi.

Hizmetkârı Ceylan

245

(433)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Salâhaddîn ile gönderdiğiniz Ramazân tebrîk mektûblarınıza mukābil, Ramazân-ı Şerîf’inizi tebrîk ve bu Ramazân Leyle-i Kadr’ini hakkınızda ve hakkımızda bin ay kadar hayırlı olmasına duâ ediyoruz. Ve küçük Isparta’nın eskiden beri nûra çalışan ve şimdi ma‘sûm çocuklara Kur’ân ve îmân dersini vermekle yine vazîfe-i nûriyesini yapan Mehmed Zekeriyyâ ve Kuru Mehmed İbrâhîm’in mübârek kalemlerinin yâdigârları ve Mehmed Zekeriyyâ’nın ma‘sûm çocuklarla bana duâ etmeleri, beni çok minnetdâr eyledi. Ve şiddetli hastalığıma bir nevi‘ merhem oldu. Ve nûrun ehemmiyetli bir nâşiri olan Küçük İbrâhîm’in muhterem refîka-i hayatı Şâhide’nin, en büyüğü altı yaşında, ikizli dört kızını îmâna, Kur’ân’a, Risâle-i Nûr’a hizmetkâr vermesi ve birkaç sene evvel bir bülbülden açık olarak mübârek kuşun lisânıyla Saîd, Saîd, Saîd demesini işitmesinden, bütün rûhuyla Risâle-i Nûr’a alâkadâr olmasını ve az bir zamanda güzelce nûrları yazmasını tebrîk ediyoruz. Ve Küçük İbrâhîm’i de böyle bir refîka-i hayata sâhib olmasını tes‘îd ediyoruz.

Kardeşimiz İzzet’in muhterem âilesiyle mübârek ma‘sûm mahdûmu Sabrî az zamanda

246

Risâle-i Nûr’u yazmayı öğrenmeleri ve aşk şevk ile meşgūl olmaları ve İsmâîl’in âilesi Lütfiye’nin nûrları güzelce yazması ve tam alâkadâr olması, İnşâallâh hem orada, hem başka yerlerde de muhterem çok hanımları ve ma‘sûmları nûr dâiresine girmeye bir hüsn-ü misâl ve bir vesîle-i teşvîk olur. Cenâb-ı Hakk bütün onları muvaffak ve bahtiyar eylesin. Âmîn. Ve İnebolu Cünüriye köyünden Sa‘dullâh’ın hem kendisi, hem muhterem refîkası Risâle-i Nûr’a ciddî çalışmaları, husûsen gece sâat üçte haremi Bismillâh çekip Risâle-i Nûr’u yazmak için kalemi eline alırken pencerelerine bir kafes kuşu gelmesi ve pencereyi açıp onların yanında sabaha kadar ürkmeyerek misâfir kalması, onların dediği gibi, Risâle-i Nûr’un bir kerâmetidir. Ve Rüşdü’nün kardeşi Mehmed’in mektûbunda Risâle-i Nûr’a şiddetli alâkası hem annesi, hem ağabeyisi, hem biraderi nûr dâiresinde çalışmaları ve İbrâhîm’in küçük Medrese-i Nûriyesi’nde nûrları anlamaya çalışmalarını rûh u cânımızla tebrîk ediyoruz. Cenâb-ı Hakk dünyada ve âhirette onları ve sizleri mes‘ûd eylesin. Âmîn.

Asâ-yı Mûsâ’nın yanlışları pek az olması, küçük Isparta kahramanlarının muvaffakıyetlerine zâhir bir delîldir. İnşâallâh Zülfikār’ı da yakında göreceğiz. Umûm oradaki kardeşlerimize binler selâm ve duâ ediyoruz. Ve duâlarınızı ricâ ediyoruz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Duânıza muhtâç hasta kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

247

(434)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşim ve eski zamanda Ders-i İlmîde Arkadaşım ve bu Fânî Misâfirhânede Yoldaşım Bitlisli Bisyâî Molla Abdülmecîd,

Evvelen: Sizin merhûm kardeşiniz Mollâ Saîd’in vefâtı münâsebetiyle sizi ta‘ziye edip Cenâb-ı Hakk sabr-ı cemîl ihsân eylesin diye duâ ederim. Cenâb-ı Hakk o dîn mücâhidi ve gayyûr merhûmun kabrini dâimâ rahmetle pür-nûr etsin. Âmîn. Ve kabrini رَوْضَةٌ مِنْ رِیَاضِ الْجَنَّةِ eylesin. Âmîn âmîn. Ve senin Ramazân-ı Şerîf’inizi ve içindeki seksen sene bir ömr-ü bâkî kazandıran Leyle-i Kadr’inizi ve bayramınızı tebrîk ediyorum.

Sâniyen: Nûr şâkirdlerinden Emirdağlı Alî’nin eliyle Risâle-i Nûr’un yirmi kitabından iki kitabını, Asâ-yı Mûsâ ve Zülfikār nâmında ve bu havâlîde ve adliyelerde fütûhât yapan o iki mecmûayı size gönderip, sizin vâsıtanızla Şâm-ı şerîf hey’et-i ulemâsına göstermek ve onların tensîbiyle birkaç âlim, her biri bir kısmını arabîye tercüme etmek ve orada tab‘etmek için gönderdim. Hem yine bu iki kitabın teksîr makinesiyle yazılan iki nüshayı Hacı Bekir nâmında bir hacı ile, hem Şâm hey’et-i ulemâsına gönderdiğimiz gibi, iki nüsha da Câmiü’l-Ezher ulemâsına, iki nüsha da

248

Medîne-i Münevvere ulemâsına gönderdik. El yazısı ile size gönderdiğimiz kitablar güzel okunur. Makine olan nüshaların sönük kelimelerine bir me’haz olur. Ben ziyâde hasta ve ihtiyârlıktan gelen ziyâde za‘fiyet ve yalnız gurbette bulunduğumdan, kendim o risâleleri arabîye tercüme etmeye vakit bulamıyorum. O ehemmiyetli vazîfeyi Şâm’ın yüksek âlimlerine havâle ediyorum. Eğer o muhterem âlimler aynen Türkçe olarak tab‘etmeye tarafdâr iseler, öylece tab‘edilebilir. Fakat tashîhine çok dikkat lâzım. Eğer mükemmel bir vâsıta bulunsa, el yazısı nüshaları Câmiü’l-Ezher’e gönderdiğimiz iki nüshaya me’haz olmak için size lüzûm olmadığı vakit gönderirsiniz. Mümkünse ya sen, ya getiren Alî Mısır’a gitsin, göstersin.

Sâlisen: Şâm’da, husûsen Sâlihiye mahallesinde, ben orada bulunduğum zaman benimle görüşen ve hayâtta kalan ahbablarıma ve Hz MevlânâHâlid’in kuddise sırruhû makberesinin civârındaki hemşîrelerimize pek çok selâm edip duâlarını ricâ ediyoruz. İnşâallâh kardeşim Mollâ Abdülmecîd sen bu vazîfe-i nûriyeyi görsen, otuz seneden berî medresede beraber ilme ve nûrlara çalışmışız gibi, eski Saîd’in yüksek talebesi olduğun misüllü, yeni Saîd’in hakāik-i îmâniye hizmetinde mükemmel bir kardeşi ve arkadaşı olursun. Benim düşmanlarım buralarda çok kuvvetli ve mahvıma çalışanlardan kurtulmak ümîdim zayıflaştığından, seni ve Şâm’ın muhterem ulemâsını nûr risâlelerine vâris ve sâhib ve hâmî olmak fikriyle size numûne iki tane gönderdim. İsterseniz

249

sonra başka nûr kitabları daha gönderilecek. İmkânı olsa ve bulursanız, belki İnşâallâh Mevlânâ Hâlid’in kuddise sırruhû komşuluğuna gelirim.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

(435)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelen: Medresetü’z-Zehrâ’dan, Medrese-i Nûriyenin kahramanlarından iki kardeşin Medrese-i Nûriye hesabına Ramazân tebrîğine ve teberrüküne karşı, umûm o Medrese-i Nûriyedeki şâkirdlere selâm ve duâ ve Ramazânlarını tebrîk ve duâlarını isteriz. Ve sorduğu suâl-i şer‘iye mezheb-i Şafiî’ye âittir. 27. Söz sırrını halletmiş.

Sâniyen: Risâle-i Nûr’un, Medresetü’z-Zehrâ’nın kahramanlarından ve nûrun demirbaş kâtiblerinden Kâtib Osmân’ın mektûbunun başında gāyet güzel duâsına binler âmîn deriz. Ve nûrların fütûhâtının âsârından mübârek Medresetü’z-Zehrâ merkezi mübârek Isparta’nın diyânetçe ileri gitmesine ve vâizlerin doğrudan doğruya nûrun mesleği gibi ders vermeleri ve İstanbul Müftülüğü’nün Âlem-i İslâm’a yazdığı tebrîğinde tam Ramazân’ın hürmetine tavsiyesine bin Bârekallâh deriz. Ve nûrun demirbaş

250

erkânlarından Halîl İbrâhîm’in Milâs havâlîsindeki nûr şâkirdleri hesabına Ramazân tebrîğine karşı, Ramazânlarını tekrâr be-tekrâr tebrîk ve onun mektûbunda selâm gönderenlere de birer birer selâm ediyoruz.

Sâlisen: Nûrun birinci medresesi olan Barla’nın nûrun kahraman bir şâkirdi ve hânesi bir küçük Medrese-i Nûriye bulunan kardeşimiz Bahrî’nin Lâhika’ya ta‘dîlinizden geçtikden sonra geçmek için bir manzûmeciği güzeldir. Hem ona, hem küçük Medrese-i Nûriyesi’ndeki ma‘sûm şâkirdlerine ve nûrun birinci medresesi olan Barla’daki başta Tevfîk, Süleymân umûm şâkirdlerine ve bütün ahâlîsine de hem Ramazânlarını tebrîk, hem çok selâm ediyoruz.

Ve Bahrî’nin manzûmeciğinin sûreti ve Ürgüb’de kardeşim Abdulmecîd’e yazdığım mektûbların sûretlerini leffen gönderiyoruz. Umûma birer birer selâm ve husûsen Sirâcü’n-Nûr’un kahramanı ve yardımcılarını tebrîk ve tekmîlini ve Sikke-i Gaybiye’nin Sirâcü’n-Nûr gibi meydana çıkmalarını merhamet-i İlâhiyeden niyâz ediyoruz. Sirâcü’n-Nûr’daki şidettli ta‘bîrleri lüzûm görseniz ta‘dîl edebilirsiniz. Hâşiye

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta ve gıdası pek az, fakat mesrûr ve müferrah kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

251

(436)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk Kardeşim,

Evvelen: Ramazân-ı Şerîf’inizi tebrîk ve bu Ramazândaki Leyle-i Kadr’inizi ve Leyle-i Kadrimizi bin ay kadar hayırlar, hasenâtlar defter-i a‘mâlinize ve a‘mâlimize yazmasını Cenâb-ı Hakk’ın hadsiz rahmetinden niyâz ediyoruz.

Sâniyen: Gerçi çok râhatsızlık ve sıkıntı çekiyorum. Fakat kat‘î yüzer tecrübelerle kanâatimiz gelmiş ki, o zâhirî, cüz’î sıkıntılar altında, büyük inâyetler ve îmân hizmetindeki menfaatler ve nûrun fütûhâtları var. عَسٰٓی اَنْ تَكْرَهُوا شَیْٔاً وَهُوَ خَیْرٌ لَكُمْ sırrına dâimâ mazhar oluyoruz. Meselâ bir iki ay evvel Zülfikār ve Asâ-yı Mûsâ Mecmûalarından yüz seksen kitab adliyenin eline geçti. Müsâdere edildi. Nûr şâkirdlerine üç bin lira kadar maddî zarar oldu. Fakat kat‘iyen tahakkuk etti ki, o hâdise yüz bin lira kadar hem nûr şâkirdlerine, hem nûr fütûhâtına, hem ehl-i îmâna fâide verdi. Çünkü herkesten ziyâde o mecmûalara muhtâç resmî adamlar ve adliye me’mûrları ve diyânet dâiresinin hocaları oldukları hâlde, onlara verilmiyordu. Şimdi bu hâdise ile kemâl-i şevk ve merâk ile o hârika mecmûaları o me’mûrlar, o hocalar takdîrkârâne mütâlaa ediyorlar. Hatta akşam

252

bir kısım adliye hâkimleri, birer Zülfikār’ı koltuğuna koyup mütâlaa etmek için hânelerine götürüyorlarmış diye haber aldık.

Diyânet Riyâsetindeki on beş ehemmiyetli âlim hocalar, kemâl-i dikkat ve merâk ile Zülfikār ve Asâ-yı Mûsâ’yı mütâlaa edip, bize gizli gelen mevsûk bir habere göre onlar karar vermişler ki, bu eserler bu millete lâzımdır. Ve müellifine imtiyâzını kendileri veya maârif dâiresi alıp, yeni hurûfla tab‘etmek için imtiyâzına mukābil müeellifine pek büyük bir para teklîf etmek fikrinde olduğunu gizli haber aldık. Eğer gizli münâfıklar onların bu fikrine karşı bir plân yapmazlarsa, pek büyük bir fütûhâtın anahtarı olur. Bütün çektiğimiz zahmetleri, sıkıntıları hiçe indirir. Şâyed şimdi o fikir bilfiil çıkmazsa da, perde altında سِرًّا تَنَوَّرَتْ sırrıyla yine o fütûhât devam eder İnşâallâhü Teâlâ.

Sâlisen: Kalbim çok arzu ediyordu ki, Eski Saîd’in mümtâz talebelerinden başta sen kardeşim, bir kısmı Yeni Saîd’in kahraman kardeşleri içinde bütün vazîfe-i hayatlarını nûrlar ve hakāik-i îmâniye hizmetinde fedâkârâne sarfetsin diye beklerdim ve bekliyorum. İnşâallâh hayâtta kalan başta Abdülmecîd bir kısmı, yine o ümîdime göre davranacaklar. Başta Nihâd ve çocukların ve refîka-i hayatın olarak oradaki nûrlarla alâkadâr zâtlara selâm ve duâ ediyoruz. Ve duâlarını istiyoruz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Hasta fakat mesrûr kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

253

(437)

[بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ]

[وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ]

1

Risâle-i Nûr’un bir bahçesi,

Hüdhüd mü onun yalnız müjdecisi,

O civârın güverciniyle serçesi,

Hatta Medrese-i Nûriyenin iki çekirgesi,

Tesâdüf mü zannedilir böyle hârika işin habercisi.

Hâlıkımızın inâyetinden,

Risâle-i Nûr’un kerâmetinden,

Ne hamâkattir kaçmak bu mübârek nûrun devletinden.

2

Risâle-i Nûr’un kerâmetinden,

Hasan Feyzî’nin cemâatinden,

Bir kadıncığın nûra bir dakîka muhabbetinden,

Aynı dakîka içinde Risâle-i Nûr yazması muvaffakiyetinden.

Şüphesiz Hudâ’nın hikmetinden,

Yakînen bu fakîrin hânesinden,

Risâle-i Nûr yazar refîkası,

Diyorki: Mevlâ’nın kudretinden.

3

Çürüklerin sağ olur,

Zehirlerin bal yağ olur,

Mahşerde yüzün ak olur,

Ateş sana ırak olur,

Amelin sana burâk olur,

Cennet sana durak olur,

Oku Risâle-i Nûr’u.

İlmine kemâl ister isen,

Cehline zevâl ister isen,

Nefsine terbiye ister isen,

Oku Risâle-i Nûr’u

Risale-i Nur'u uygulamada okuyunDaha iyi okuma deneyimi, kaldığınız yerden.
Uygulamada Aç