EMİRDAĞ LÂHİKASI 2. CİLD

470

âşikâr. Fakat bu uğurda dönmemek için de fedâ-yı cân etmek نور علی نور değil mi Üstâdımız? Zaman-ı câhiliyette, şefîʻmiz, seyidimiz Resûl-i Ekrem Efendimiz asm Hazretlerinin dîn-i İslâm’ı sür‘atle meydana getirmek üzere Zülfikār’ı İmâm-ı Alî keremallâhü vechehu Hazretlerinin eline vererek, o mübârek zât dahi îmâna gelmeyenlere saldırdığında, sahîhen rivâyet edildiği gibi, şimdi de aynı ismi taşıyan ve ilim güzergâhı olan Risâle-i Nûr’un güzîde-i hulâsâsı Zülfikār ismine mutâbakatı için bir yazılışında beş yüz Risâle-i Zülfikār-ı Nûriye yazdığı da bir hârika değil midir? Bu hârika ki, o zamanda ma‘nen yetmiş arşın uzayan mübârek Zülfikār’ın şimdi en son Zülfikār olan Risâle-i Nûr’un zübde-i hulâsası bu mübârek ise, beş yüz arşın ve hatta bütün dünyayı istîlâ ettiğini görüyoruz. Bu hakîkat değil midir? Üstâdımız, Elhamdülillâh ve Bârekallâh deriz

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Nûr şâkirdleri nâmına Ahmedler

[350]

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Eskişehir ve İstanbul için bana yirmi tane onar banknot fiyatında gönderiniz. Ben bazı zâtlara hediye vermeye mecbûr olduğumdan, on beş fiyatını tedârik edemem.

سع

471

[351]

1

Soyun gaflet libâsını

Yıka kalbin kirli pasını

Bulayım dersin Hakk rızâsını

Oku sıdk ile Risâle-i Nûr’u

2

Bu sözler nûra gufrândır

Bu sözler kalbe îmândır

Bu sözler derde dermândır

Oku sıdk ile Risâle-i Nûr’u

3

Belâlara perde olur

Kamu derde şifâ olur

Şefâat eder mahşerde

Oku sıdk ile Risâle-i Nûr’u

4

Ararsın derdine dermân

Umarsın Tanrı’dan îmân

Olursun mahşerde sultân

Oku sıdk ile Risâle-i Nûr’u

5

Cennet sana Rezzâk ola

Bineceğin Burâk ola

İki cihânda yüzün ak ola

Oku sıdk ile Risâle-i Nûr’u,

6

Risâle-i Nûr’u yazan kula

Dahi hem okuyan dile

Kabrine nûrlar ine

Oku sıdk ile Risâle-i Nûr’u

7

Bu manzûme burada oldu tamam

Üstâdıma olsun hadsiz selâm

Yâ Rab, Üstâdımızı selâmetlere çıkar yâ Rab sen

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Âciz, fakîr talebeniz

Marangoz Ahmed

472

[352]

Bu ikinci Hasan Feyzî, Ahmed Fuâd’ın bu samîmî mektûbu, gerçi ehemmiyetsiz şahsiyetime fazla ehemmiyet, fakat onun fevkalâde kendini fedâ etmek arzusu Lâhika’ya girmeye hak kazandı.

Şefkatli Üstâdımız, çok Merhametli Efendimiz,

Nûr hizmetlerinde çok geride kalan bir tenbel ve miskîn ve çok âciz, liyâkatsiz şâkirdlerinizi ileri saftaki kahraman kardeşlerimize yetiştirerek, mücâhede-i ma‘neviyeye katılabilmemiz için Isparta kahramanlar hey’âtının tensîb ve teklîfi ve siz Üstâdımız efendimizin de tasvîbi ile, büyük ve şânlı şehîd merhûm Hâfız Alî, gibi nûrâniyeti, mübârekiyeti ve kudsiyeti hem büyük nûr âilesinin tarihçesine, hem İslâm büyükleri târîhine altın satırlarla yazılmaya elyak bir zâtın nûrlu elleriyle yazdığı Risâle-i Nûr külliyâtının ve bütün nûr hazînelerinin biz bîçârelere teberûu kalplerimize nâmütenâhî bir ferah ve sürûru bahşetmiştir. Hadsiz minnetdârlıklarımızı, kalplerimizden taşan şükrân hislerimizi huzûr-u fâzılânelerinize arz ederek mübârek el ve ayaklarınızdan ta‘zîmle öperiz. Kerîm ve Rahîm olan Hâlık’ımız bizlerdeki bu ferah ve sürûrun binler kat fazlasını çok şefkatli ve merhametli kalb-i mübârekinize ihsân buyursun. Âmîn. Ondaki dâimî sıkıntıları dâimî meserretlere tebdîl ve tahvîl eylesin. Âmîn âmîn âmîn.

473

Azîz Üstâdımız efendimiz, Sıddîk Süleymân ve Mübârek Sabrî’nin ziyâretinize gelişlerinden bahsederken, maddî ve ma‘nevî kışın verdiği elîm sıkıntıları münâsebetiyle dünyadan müfârakat ve büyük nûr âilesinden iftirâk ihtimâline işaretle, bütün âileniz mensûblarının kalbinde kıyılanmış ve kabuklanmış bir yarayı tekrar deşiyor ve kanatıyorsunuz. Âh, bu öyle bir yara, öyle bir ızdırâb ki, bir yanardağ gibi zaman zaman feverân ederek kıvılcımları dökülen, kalpleri dâğlıyor.

Evet, sizin maddî ve ma‘nevî varlığınızdan, sahâbet ve himâyet kanatlarınız altında ayrılmış olmanın gönüllerimize düşüreceği firâk ateşinin şiddetini tasvîr edici kelimeler bulamıyoruz. Buna tahammül ve sabrımız olmadığından bedelinize üçüncü bir kurban olarak bu miskîn şâkirdinizi fedâ etmenizi, ayaklarınızı öperek yalvarırım.

Evet, zât-ı fâzılânelerinizin şu fenâ âleminde bir sâat fazla kalmanız, Âlem-i İslâm için ve bilhassa azîz milletimiz ve memleketimiz için hadsiz bir rahmet ve bereket olduğu kadar, buradan bir sâat önce müfârakatınız da telâfîsi imkânsız büyük bir ziyân ve bir ziyâʻdır. Bu ziyâı bir müddet daha geciktirmek bedeline bir kurban ve ikinci bir Hasan Feyzî olarak onun cânibine bu hakîr şâkirdinizin gönderilmesinde hiç bir zarar görülmez.

474

Yâ İlâhe’l-Âlemîn dünyadan müfârakat ihtimâlinden bahseden Üstâdımız efendimiz’in mektûblarını okuduğum anda kalbe doğan bir hâlisâne dileği dergâh-ı ulûhiyetine arzediyorum. Hazret-i Kur’ân’dan feyezân eyleyen nûr-u ilm-i İlâhî’ni, Risâle-i Nûr ve onun müellifi lisânıyla kulûb-u mü’minîne akan mecrâsını kesme. Îmâna ve Kur’ân’a çok şümûllü hizmet eden o mübârek lisânı, daha uzun müddet susturma. O nûrlu kalbi, daha çok yıllar işletmek ve yaşatmak ivazına lâzımsa, bu miskîn ve ahkaru’l-hakîr kulunu fidye olarak kabûl et. Âmîn. Âmîn. Âmîn.

Erhame’r-Râhimîn, âhirzamanda sevgili Habîbi’nin asm şerefini ihyâ yolunda fânî ve cismânî hayatını fedâ eden Üstâdımız Saîdü’n-Nûrsî Hazretlerini bu fenâ âleminde ihyâ eyle ki, o mübârek vücûd, yeryüzündeki zümre-i muvahhidîn için bâis-i rahmet ve bâdî-i mağfirettir. Sidre-i arş-ı muallâ hürmetine bu âcizâne duâlarımızı müstecâb eyle, yâ Rab Âmîn âmîn âmîn.

بِحُرْمَةِ سَیِّدِ الْمُرْسَلٖینَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖینَ

Hürmet ve ta‘zîmle el ve ayaklarınızdan tekrar öperim Üstâdımız efendimiz.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Eflâni nâhiyesi Nûrcuları nâmına

çok kusûrlu şâkirdiniz Ahmed Fuâd

475

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ

یَٓا اَللّٰهُ یَا رَحْمٰنُ یَا رَحٖیمُ یَا فَرْدُ یَا حَیُّ یَا قُیُّومُ یَا حَكَمُ یَا عَدْلُ یَا قُدُّوسُ

İsm-i A‘zam’ın hakkına ve Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın hürmetine ve Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şerefine, bir kalem ile binler nüsha yazan Husrev’i ve mübârek yardımcılarını ve Nûrcu arkadaşlarını Cennetü’l-Firdevs’te saâdet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmîn Ve defter-i hasenâtlarına bu mecmûanın her bir harfine mukābil bin hasene yazdır. Âmîn Ve nûrların neşrinde sebât ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmîn Âmîn Âmîn

Yâ Erhame’r-Râhimîn Umûm Risâle-i Nûr şâkirdlerini iki cihânda mes‘ûd eyle. Âmîn İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmîn Ve bu âciz ve bîçâre Saîd’in kusûrâtını affeyle. Âmîn Âmîn Âmîn

Umûm nûr şâkirdleri nâmına

Saîdü’n-Nûrsî

Risale-i Nur'u uygulamada okuyunDaha iyi okuma deneyimi, kaldığınız yerden.
Uygulamada Aç